s b d h i k r

önemli konular

· laf engine v6

michael haneke

1.

"le temps du loup", "funny games", "caché", "piyanist", "code inconnu: récit incomplet de divers voyages" gibi filmleriyle tanınır filmlerinde seyirciyi filmin içine dahil etme çabasındadır, televizyona ayrı bir antipati duyan ve filmlerinde bunu bariz belli eden ak sakallı avustralyalı yönetmen.

bazı filmleri:
<bkz: le temps du loup>
<bkz: code inconnu>
<bkz: funny games>
<bkz: la pianiste>
<bkz: 71 fragmente einer chronologie des zufalls>
<bkz: benny's video>
<bkz: die rebellion>
<bkz: lumière et compagnie>
<bkz: der siebente kontinent>
<bkz: nachruf für einen mörder>

   tarlabasi   10.10.2006 21:14 ~ 05.03.2007 19:24
   #75530
2.

"keşke türk yönetmenleri de böyle korkusuzca sistemi ve sistemin insanlara dayattıklarını gönlünce eleştirebilse" dedirten yönetmen.
<bkz: cache>

   samhain   02.06.2007 08:25 ~ 02.06.2007 08:30
   #442361
3.

akıl almaz bi biçimde , ayrıntılarda asıl soylemek istediğini anlatan , dikkatsiz izlenildiğinde anlaşılmayan , bol mesajlı filmlere sahip , çok yetenekli , filmlerinin hastası olduğum yönetmen .

   cover_age   07.07.2007 22:23
   #528458
4.

la pianiste filminden iğrendiğim, bu yüzden diğer filmlerine sempati ile bakamadığım rahatsız yönetmen.

   fata morgana   07.07.2007 22:28
   #528460
5.

film eleştirmeni olarak sinema başladı. uzunca bir süre televizyon yönetmenliği yaptıktan sonra tarzı ve gerçekçi bakış açısı nedeniyle (ki bu açıdan gaspar noe ile karşılaştırılabilir) ses getiren ilk sinema eserlerini üçleme olarak sinema dünyasına kazandırdı. "the piano teacher" filmi ile 2001 yılında cannes film festivalinde "grand prize" kazanmıştır. ayriyetten cahce filmiyle cannes film festivalinden ödülle dönmüştür..

   skubrick   28.07.2007 18:06
   #576630
6.

ocak 2008 de cnbc e nin kapatması olacak yönetmendir. kapatma tabirinden dolayı okuyanlardan özür dilemekle birlikte, kastımın 3 filminin ay boyunca cnbc e de yayınlanacak olacağını belirmek istediğimi söyleyim.

16.01.2008, der siebente kontinent

23.01.2008, benny s video

30.01.2008, 71 fragmente einer chronologie des zufalls

   thewall   08.01.2008 16:16
   #807997
7.

42. antalya altın portakal film festivalinde canlı canlı görebilme şansına eriştiğim süper yönetmen.

   emiliosantos   16.01.2008 16:08
   #819961
8.

ayrıntı ve simetri manyağı... aynı şeyi defalarca bıktırmadan gözümüze sokma kapasitesine sahip... çekilen her sahnede durağanlık var ama bu durağanlık, görüntü içindeki karmaşa ve kaos u beynimizin içine sokmaya yardım ediyor... kamera çoğunlukla hareketsiz ama bu durağanlık içindeki devinim öyle hızlanıyor ki kendinizi 200 km hızla giden bir arabanın içinde zannediyorsunuz ama dışarıdan bakılınca "hiçbirşey olmamış" gibi bir görüntü oluşuyor... ağır... yavaş... sinir bozucu... sanki seyirciyle alay ediyor ve sanki "anlatmak istediklerini anlatmıyor" da seyirciden anlamasını istiyor... çekilen hiçbir görüntü "çekilmesi gereken birşeyler" olduğu için eklenti edilmemiş oraya... ve sanki çekilen "olay" ın ya da "kişi"nin tablosunu çekmek istiyor gibi... ucuz kamera hareketleri ile prim peşinde değil... hatta film i izlerken "konu neydi" sorusuna gerek bile duymuyorsunuz. haneke geliyor sessiz ve sinir bozucu "gürültüsü" ile beyninize atıyor ağlarını ve gidiyor...

dünyadaki tüm yönetmenleri aynı düzleme koyup, yaptıkları işlerle çekim stilleri ile ilgili eleştiri yapabiliriz belki ama, haneke nin bu yönetmenlerin bakmadığı çok farklı bir yere baktığı kesin... "acı"yı seviyor bu adam, hem de acıyı "soğuk" seviyor.. çünkü "gerçek acı"nın "sıcak" olmayacağının farkında...

   thewall   19.01.2008 16:21
   #823873
9.

sinemayı bir eğlenme alanı değil; düşünme, kafa yorma ve seyircinin de dahil olması gereken aktif ve organik bir sanat dalı olarak gören yönetmen..
seçtiği konular çoğunlukla burjuvaziye eleştirel bir tavır gibi durur ve fakat o'nun asıl ustalığı filmlerindeki o buhranlı tempoyu daima diri tutmasında ve final sahnelerinin eşsiz sihrindedir..
tarantino'nun süslü şiddet sahnelerini haneke, daha olağan ve hayattan gibi gösterir..
öykülerin temelinde hep bir 'parçalanma' olgusu yatar..
örneğin "7. kıta" filminde, sıradan bir burjuva ailesinin hayatını izlerken, bir anda o ailenin içinde bulunduğu bu 'mutlu' hayattan kurtuluşuna ve çöküşe doğru sürüklenmesine tanık oluruz..
"funny games" filminde de yine sıradan bir aileyi anlatacağını düşünürüz ilk dakikalarda..
ve fakat sonunda yine görkemli bir parçalanmanın yaşanacağını da bazı işaretlerden rahatlıkla anlayabiliriz..
tatilden dönen bir ailenin arabalarının içindeki konuşmalarıyla başlar film..
teypte gayet huzur verici bir melodi izleyiciyi büyülerken, aniden ve ara ara duyucağımız sert bir şarkı işte o işaretlerden birini gösterir..
ayrıca bu filmin ilk dakikalarında sandalda görünen bıçak, hollywood klişelerine güzel bir göndermedir..
bilindiği gibi, özellikle amerikan korku/gerilim filmlerinde, başlarda görünen ve üzerinde durulmayan cisimler filmin finaline gelindikçe birer ölüm aracına dönüşürler..
bu filmde de, mutlu aile tablosuna bakarken henüz biz, sandalda yuvarlanan bir bıçak görünür..
ama o dakikalarda normalüstü bir durumla karşı karşıya kalınmadığı için bu bıçağın kullanılacağı o vahşet dolu sahnelerin gelmesi beklenir, yani bu da bir işaret(?)tir..
sonunda iki katil, anneyi sandala koyar elleri kolları bağlı bir biçimde..
anne, kurtulmaya çalışırken sandaldaki bıçağı görür ve ona uzanmaya koyulur..
tam bıçağı alıp kurtulacakken, ya da biz öyle umarken, katillerden biri bıçağı fark eder, elinde şöyle bir tartar, üzerinde durmadan bıçağı denize fırlatır..
haneke'nin istediği tam da budur yani; izleyiciyi şoka uğratmak, o masumane hayallerini yıkmak..
"michael haneke sineması"nı kabul etmekten başka çaremiz yok..

   loserforever   01.11.2008 20:48
   #1074347
 

yazdır

etiket bulutu

sözlük  kimdir  nedir