s b d h i k r

önemli konular

· laf engine v6

mevzubahis halay cekmekse otokontrol teferruattir

1.

çorumlu, zanaatkâr halay başı'ndan duyduğum özlü söz.

hepimiz, mutlaka düğün vb organizasyonlara iştirak etmişizdir. yahu sözlük olaylarına bulaştım bulaşalı, tespit yapacağım diye insanları gözlemlemekten ağız tadıyla halay çekemez oldum.

kişisel bir aktarım olacak;

olay mahali; çeliktepe palmiye düğün salonu

geçenlerde bir arkadaşımın düğününe gittim. salaş bir mekan olduğu üzere kendimi çok huzursuz hissettim. e alıştık tabii hilton ve dedeman gibi lüks otellerin salonlarına, sıradan düğün salonu görünce afalladım, örselendim, huzursuz oldum, kom'dan aldığım 214 ytl'lik slip donum ter içinde kaldı, allah sizi inandırmasın. aidiyet duygum gelişmiş olacak ki, sûkunetimi muhafaza ederek, gayet mutedil insan çizgim ile halayın ön saflarında yer alan gençlerin, halay başı olmak için münakaşa ettiklerini gözlemledim. e tabii düğünlerde halay başı olmak, herhangi bir dalda nobel adayı olmak kadar mühim bir statü.

hafif hobbit, quasimodo sentezi zurnacı ile umit usta kırması davulcunun oluşturduğu uyumu, ahengi görmelisiniz. hani derler ya, "tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş". gerçi fiziksel özelliklerin sanat ve sanatkâr üzerinde bir etkisi yok. sadece tiplerine uyuz oldum. la unutmadan, bir de elektro saz çalan rokçı var ortamda.

önce, üç ayak diye adlandırılan bir hava caldılar. gayet ılımlı, estetik, ve teknik beceri gerektiren bir oyun. yavaş ve mağrur adımlarla 3 ileri, 2 geri hareket ediyorlar. halay başı gayet sakin ve yüzünde salakça bi' tebessüm var.davulcu, zurnacı ve elektro sazcı şaolin rahipler gibi hangbang yaparcasına, müziğin ağır ritmine kendilerini kaptırmış, yavaş yavaş kafa sallıyor, diğer taraftan da bahşiş için zurnayı damat efendinin kulağına zokuyorlar. helal olsun lan. profesyonellik budur işte. hem sanatını icra edeceksin, hem de icra ettiğin sanatın (maddi) bedelini, damat efendinin kafasını zikerek temin edeceksin. neyse bu üç ayak, meğer fırtına öncesi sessizliğin emaresi imiş. arkadan kasap havası çalacaklarını nerden bilebilirdim ki?. zira, arkadaşımın "hadi kalk öğretiriz sana" telkini ile gaza gelip, kendimi bir anda halay çeken budist rahiplerin ortasında buldum. kasap havası'nın başlaması ile budist rahip görünümünde olan "halay eşrafı", çılgınlar gibi zikir yapan tarikatçılara dönüştüler.sadece halay eşrafı mı?, lan o sessiz sakin elektro saz çalan çocuk, iron maiden'ın efsane gitaristi adrian smith'e dönüştü. sanki sahnede kasap havası değil de fear of the dark'ı çalıyor.

çok sevdiğim soothsayer'dan iyi olmasın, bizim dötlü döbekli, mülayim davulcu çoştu anasını satayım. durdurana aşk olsun. la bırak durdurmayı, adamın kapsama alanında allahın kulu yok. bir insan davul çalarken zıplar mı lan?. bu emmi hem zıplıyor, hem çömeliyor ve bu arada davul çalıyor. uçmuş lan adam. işte musiki ile bütünleşmek bu olsa gerek. zurnacı tıfılını en son gördüğümde, hayvanlar gibi kendi ekseni etrafında dönen halay takımının altında can vermek üzereydi. yarram 1.50 boya sahipsin, otokontrolü yitirmiş, transa geçmiş 1.90 lık halay başının kulağına zurnayı üflüyor, ve bahşiş koparmaya çalışıyorsun. aha işte olacağı bu idi. ama ölmedi lavuk.

baba en son hatırladığım, hız kesmeden caney caney'e yatay geçiş yaptığımız idi. aşırı efor sarf ettiğim için tansiyonum düşmüş, kendimden geçmişim. belki beni kendimden geçiren ya da bilincimi yitirmeme neden olan, sarf ettiğim efor değil, halayın engellenemez gücü ve cazibesi olabilir.

artık semazenleri daha iyi anlayabiliyorum.

olan benim slip dona oldu. hani "dötünden ter akmak" deyimi var ya. hah, bizzat tecrübeyle sabit.

   ederleziavela   11.07.2008 21:31
   #972401
 

yazdır

etiket bulutu

sözlük  nedir  kimdir