Son 400BugünDünRastgele

mehmet akif ersoy

 

1.

istiklal marsini turk milletine armagan eden muhterem zat. yazdigi diger siirlerde de turk ordusuna ve milletine verdigi onemi ortaya koymustur. safahat’i meshurdur. bu yonuylede turk edebiyatinin ustadlarindan biridir.

   Stankovich   17.05.2006 - 15:43
  #7260
2.

toplumun degisimine ve donusumune onculuk eden sanatci. asil adi mehmet ragif dir. 1873 yilinda istanbulda dogmustur.



evler tunek olmus, otuyor bir suru baykus...

sesler de: ’vatan tehlikedeymis... batiyormus! ’

lkin, hani, milyonlari orten su yigindan,

tek kol da demiyor bir tarafindan!

shipsiz olan memleketin batmasi haktir;

sen ship olursan bu vatan batmayacaktir.

ferydi birak, kendine gel, cunku zaman dar...

ugras ki: telfi edecek bunca zarar var.

feryd ile kurtulmasi me’ml ise haykir!

yok, yok! hele azmindeki zincirleri bir kir!

’is bitti... sebtin sonu yoktur! ’ deme, yilma.

ey millet-i merhme, sakin ye’se kapilma.

   captitall   17.05.2006 - 15:57
  #7261
3.

kizinin torunu tkp genel baskanidir.

   karanlikta   17.05.2006 - 17:18
  #7274
4.

zeki bir yazardır.*

   magarna   03.11.2006 - 11:42 ~ 03.11.2006 - 11:42
  #97328
5.

çanakkale şehitlerine







şu boğaz harbi nedir? var mı ki dünyada eşi?

en kesif orduların yükleniyor dördü beşi.

-tepeden yol bularak geçmek için marmara’ya-

kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!

nerde-gösterdiği vahşetle ’bu: bir avrupalı’

dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,

varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahud kafesi!

eski dünya, yeni dünya, bütün akvam-ı beşer,

kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.

yedi iklimi cihanın duruyor karşında,

ostralya’yla beraber bakıyorsun: kanada!

çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk:

sade bir hadise var ortada: vahşetler denk.

kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela...

hani, tauna da züldür bu rezil istila!

ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,

ne kadar gözdesi mevcud ise hakkıyle, sefil,

kustu mehmedciğin aylarca durup karşısına;

döktü karnındaki esrarı hayasızcasına.

maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz...

medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.

sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,

öyle müdhiş ki: eder her biri bir mülkü harab.



öteden saikalar parçalıyor afakı;

beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;

bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,

atılan her lağamın yaktığı: yüzlerce adam.

ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;

o ne müdhiş tipidir: savrulur enkaaz-ı beşer...

kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

boşanır sırtlara vadilere, sağnak sağnak.

saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,

yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.

veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,

sürü halinde gezerken sayısız teyyare.

top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...

kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?

hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram?

çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.



sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,

beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;

bu göğüslerse huda’nın ebedi serhaddi;

’o benim sun’-i bedi’im, onu çiğnetme’ dedi.

asım’ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:

işte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmiyecek.

şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...

o, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,

vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

bir hilal uğruna, ya rab, ne güneşler batıyor!

ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...

bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?

’gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.

herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...

seni ancak ebediyyetler eder istiab.

’bu, taşındır’ diyerek ka’be’yi diksem başına;

ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle,

kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;

mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,

yedi kandilli süreyya’yı uzatsam oradan;

sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,

uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,

türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;

gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...

yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,

şarkın en sevgili sultanı salahaddin’i,

kılıç arslan gibi iclaline ettin hayran...

sen ki, islam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

o demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;

sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın...heyhat,

sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

sana aguşunu açmış duruyor peygamber.



mehmet akif ersoy






   Harbi_KIZ_cimbomlu   03.11.2006 - 11:56
  #97338
6.

istiklal marşı ve çanakkale şehitlerine adlı 2 şiiri ile efsaneleşmiş yazardır. bütün eserlerini safahat adlı bir eserde toplamıştır.

   ugokhan   03.11.2006 - 12:58
  #97360
7.

vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

bir hilal uğruna, ya rab, ne güneşler batıyor.

   stigmata   03.11.2006 - 13:07
  #97367
8.

zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;

gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

biri ecdadıma saldırdı mı,hatta boğarım!...

-boğamazsın ki!

-hiçolmazsa yanımdan kovarım.

üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;

hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.

doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;

bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!

yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum

kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!

kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim,

onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.

çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...

irticanın şu sizin lehçede ma’nası bu mu?

   halilemre   04.12.2006 - 13:33
  #129927
9.

bugün ölüm yıl dönümü olan büyük şair.

yazdığı istiklal marşı türkiye cumhuriyeti var olduğu sürece okunacaktır.



ayrıca;



hakkidir, hakk’a tapan milletimin istiklal!



da dedirtir ya o yobazmaşmış laiklere...

ruhu şad olsun.

   nart nesken jake   27.12.2006 - 21:06
  #158848
10.

<bkz: tarihte bugün>.

   raskolnikov   27.12.2006 - 21:08
  #158850
11.

arnavut olmasına karşın türküm diyen birçok insandan daha türk olan yüce insan

   RAN   08.01.2007 - 20:25
  #174324
12.

neyzen tevfik’in bir zamanlar yakın arkadaşı olan, kurtuluş savaşının halk üzerinde yarattığı bağımsızlık ateşini köy köy gezerek körükleyen büyük şairimiz.

   dusersem hatirla   22.03.2007 - 17:38 ~ 22.03.2007 - 21:01
  #278974
13.

birinci zümreyi teskil eden zavalli avam,

biraksalar devam edecek tatli uykusuna devam.



bugün nasibini yerlestirince kursagina;

’yarin’ nedir? onu bilmez, yatar dönüp sagina.



yikilsa ars-i hükümet, tikilsa kabre vatan,

vazifesi degil; çünkü ’hepsi allah’tan!’



ne hükmü var ki, esasen yalanci dünyanin?

ölürse, yan gelip yatacak cennetinde mevla’nin.



fena kuruntu degil! ben derim, sorulsa bana:

’kabul ederse cehennem ne mutlu, amca, sana!’



.............



ıkinci zümreyi teskil eden cemaat ise,

hayata küskün olandir ki: saplanip ye’se,



’selametin yolu yoktur... ne yapsalar bosuna!’

demis te hirkayi çekmis bütün bütün basina.



bu türlü bir hareket mahz-i küfr olur, zira:

talepte amir olurken bir ayetinde huda;



buyurdu: ’kesmeyiniz ruh-u rahmetimden ümid;

ki müsrikin olur ancak o nefhadan nevmid.’



bu bir; ikincisi: ye’sin ne olsa esbabi,

onun atalet-i külliyedir ki icabi,



osmanli’daki 4 zümreden 3. sü

.............



bu züppeler acaba hangi cinsin efradi?

kadin desen, geliyor arkasindan erkek adi;



hayir, kadin degil; erkek desen, nedir o kilik?

demet demetken o saçlar ne muhtasar o biyik?



sadasi baykusa benzer, hirami saksagana;

hülasa, züppe demistim ya, artik anlasana!...



fakat bu kukla herif bir büyük seciyye tasir,

ki, haddim olmiyarak, ’aferin!’ desem yarasir.



nedir mi? anlatayim: öyle bir metaneti var,

ki en savilmiyacak ye’si tek birayla savar.



sinirlerinde teessür denen fenalik yok,

tabiatinda utanmakla asinalik yok.



bilirsininiz, hani, insanda bir damar varmis,

ki yüzsüz olmak için mutlaka o çatlarmis,



nasilsa ’rabbim utandirmasin!’ duasi alan,

bu arsizin o damar zaten eksik alnindan!



cebinde gördü mü üç tane çil kurus nazlim,

tokatliyan’da satar mutlaka, gider de çalim.



eger dolandirabilmisse istenen parayi;

görür mahalleli ta karnavaldan maskarayi!



beyoglu’nun o mülevves muhit-i fahisine

dalar gider, takilip bir sefilin pesine.



’haya, edeb gibi sözler rüsum-u fasidedir;

vatanla aile, hatta, kuyud-u zaidedir. ’



diyor da hepsine birden kuduzca saldiriyor...

’ayip degil mi?’ demissin... acep kim aldiriyor!



namaz, oruç gibi seylerle yok alis verisi;

mukaddesat ile eglenmek en birinci isi.



duyarsaniz ’kara kuvvet’ bilin ki: imandir.

’kitab-i köhne’ de -hasa- kitab’i yezdan’dir.



üsenmeden ona kur’ani anlatirsan eger,

su ezberindeki esmayi muttasil geveler:



’kurun-u maziyeden kalma cansiz evradi

çekerse, dogru mu yirminci asrin evladi?’



nedir alakasi yirminci asr-i irfanla

bu saklaban herifin? anlamam ayip degil a!



meta’-i fazli mi varmis elinde gösterecek?

nedir meziyeti, görsek de bari ögrensek.



hayir! mehasin-i garb’in birinde yok hevesi;

rezail, oldu mu lakin, siaridir hepsi!



bütün kebaire tiryaki bir kopuk tanirim.

-ne oldu bilmiyorum simdi, sag degil sanirim-



kumar, senaatin aksami, irtikap, içki...

hulasa defter-i a’mali öyle kapkara ki:



yaninda leyl-i cehennem, sabah-i cennettir!

’utanmiyor musun. ettiklerin rezalettir!’



denirse kendine, milletlerin ekabirini

sayardi göstererek hepsinin kebairini:



’filan içerdi... filan fuhsa münhemikti... ’ diye

mülevvesatini bir bir rical-i maziye



ızafe etmeye baslardi paye vermek için.

’peki! fezaili yok muydu söylediklerinin?’



diyen çikarsa ’müverrihlik etmedim!’ derdi.

su züppeler de, bugün ayni ruhu gösterdi.



fransiz’in nesi var? fuhsu, bir de ilhadi;

kapisti bunlari ’yirminci asrin evladi!’



ya alman’in nesi var zevki oksayan? birasi;

unuttu ayrani, ma’tuda dondu kahrolasi!



heriflerin, hani dünya kadar bedayii var:

ulumu var, edebiyyati var, sanayii var.



giden birer avuç olsun getirse memlekete;

döner muhitimiz elbet muhit-i ma’rifete.



kucak kucak tasiyor olmadik mesaviyi;

begenmesek ’medeniyyet!’ diyor; inandik iyi!



’ne var, biraz da maarif getirmis olsa... ’ desek

emin olun size ’hammallik etmedim?’ diyecek.



mehmet akif ersoy.

   traktor   13.06.2007 - 14:02 ~ 13.06.2007 - 14:03
  #465187
14.

bir de istanbul’a geldim ki: bütün çarşı, pazar

naradan çalkanıyor, öyle ya... hürriyet var!

galeyan geldi mi, mantık savuşurmuş... doğru:

vardı aklından o gün her kimi gördümse zoru.

kimse farkında değil, anlaşılan, yaptığının;

kafalar tütsülü hulya ile, gözler kızgın;

sanki zincirdekiler hep boşanır zincirden,

yıkıvermiş de tımarhaneyi çıkmış birden!

zurnalar şehr ahalisini takmış peşine;

yedisinden tutarak ta dayanın yetmişine!

eli bayraklı alaylar yürüyor dört keçeli,

en ağır başlısının bir zili eksik, belli!

ötüyor her taşın üstünde birer dilli düdük.

dinliyor kaplamış etrafını yüzlerce hödük!

kim ne söylerse, hemen el vurup alkışlayacak

-yaşasın

-kim yaşasın?

-ömrü olan.

-şak! şak! şak!

ne devairde hükümet, ne ahalide bir iş!

ne sanayi, ne maarif, ne alış var, ne veriş.

çamlıbel sanki şehir, zabıta yok, rabıta yok;

aksa kan sel gibi, dindirecek vasıta yok.

"zevk-i hürriyeti onlar daha çok anlamalı"

diye mekteblilerin mektebi tekmil kapalı!

ilmi tazyik ile ta’lim, o da istibdad

haydi öyleyse çocuklar, ebediyyen azad.

nutka gelmiş öte dursun hocalar bir yandan...

sahneden sahneye koşmakta bütün şakirdan.

kör çıban neşterin altında nasıl patlarsa,

hep ağızlar deşilip, kimde ne cevher varsa,

saçıyor ortaya, ister temiz, ister kirli;

kalmıyor kimseciğin muzmeri artık gizli.

dalkavuk devri değil, eski kasaid yerine

üdebanız ana-avrat sövüyor birbirine.

türlü adlarla çıkan namütenahi gazete,

ayrılık tohumunu bol bol atıyor memlekete.

it yetiştirmek için toprağı gayet münbit

bularak fuhş ekiyor salma gezen bir sürü it

yürüyor dine beş on maskara, alkışlanıyor,

nesl-i hazır bunu hürriyet-i vicdan sanıyor.

kadın erkek koşuyor borc ederek avrupa’ya...

sapa düşmekte bizim şıklara, zannım asya.

hakka tevfiz ile üç dane yetişmiş kızını,

taşıyanlar bile varmış, buradan baldızını...

analık ilmi için paris’e, yüksünmeyerek...

yük ağır, ecri de nisbetle azim olsa gerek.



mehmet akif ersoy.

   traktor   13.06.2007 - 14:03
  #465189
15.

istiklal marşı ve safahat’in yazarı üstadların üstadıdır.



"kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne

acırım tükürüğe billahi tükürsem yüzüne."*

   gozumden suzulenler   13.06.2007 - 14:06
  #465199
16.

ümmetçidir. islam birliğini savunur. sırf bu yüzden hilafetin kaldırılmasına karşı çıkmış ve mısır’a sürülmüştür.

dağlı arnavut çetelerin osmanlı’ya isyan etmesi sonucu osmanlı’nın rumeli’de son bağıda kopunca çok üzülmüş ve ’’birkaç akılsız arnavut yüzünden rumeli koptu osmanlıdan’’ demiştir.

   ramiz   13.06.2007 - 15:54
  #465467
17.

<bkz: mehmet akif alakurt>

   404notfound   13.06.2007 - 16:02
  #465487
18.

bir mektubunda şöyle yazmıştır:



"mısır’da 11 yıl kaldım. fakat 11 saat daha kalsaydım artık çıldırırdım sana halisane bir fikrimi söyleyeyim mi: insanlık da türkiyede, milliyetçilik de türkiye’de, müslümanlık da türkiye’de, hürriyetçilik de türkiye’de. eğer varsa, allah benim ömrümden alıp (mustafa kemal’i kastederek) o’na versin"



kaynak: vural savaş - türkiye cumhuriyeti çökerken



hala kendisini mustafa kemal’e dil uzatmak adına topluma bahşedilen bir nimet olduğunu sananların birazcıkta olsa kendisini daha iyi tanımalarını dilediğim üstün adam.

   rotting jihad   09.07.2007 - 01:26 ~ 22.07.2007 - 15:01
  #530745
19.

istiklal marşımızın yazarıdır. söz verdiği şeyi mutlaka yapan, vatan için herşeyini veren aynı zamanda veteriner hekim olan şahsiyet.

   tencarto   09.07.2007 - 01:29
  #530753
20.

“bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz:

gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz!

kapkaranlıkken bütün afakı insaniyetin,

nur olup fışkırmışız ta sinesinden zulmetin.”





asmıs sair, yüce insan sefalet içinde ölmüştür. cenazesi devlet töreni yapılmadan kaldırılmıstır. ama türk milleti herseye rağmen kendisini asla unutmayacaktır.

   vakaivakvakiye   09.07.2007 - 01:39
  #530790

1 2 »

 
 

sayfa

1 »

yazdır



etiket bulutu