1996 yapımı bir film . mutlaka izlenmesi gerekenlerden.
faten 07.04.2007 18:49#310434
+ laco tayfa …
◊ yuf borusu …
◊ gargad agaci (2) …
+ come closer …
+ turkiye deki volkanik daglar …
+ israilogullari (2) …
+ green grass …
◊ israil devletinin kurulusu …
◊ zilli masa …
+ gulle atma …
· kusursuz lost finali arayan lost suz kalir
tutkulu bir aşk, yetersizlik duygusu, içine düşülen derin bir kıskançlık girdabı ve gerçeklerle yüzleşememenin getirdiği kişilik bölünmesi üzerine kurulu david lynch dehasını gösterir bir başyapıt.
david lynch bu filmde bizlere bilinçaltının bilinmeyen sularında bir kaç küçük kulaç attırıyor. filmde kahraman gerçek hayatta dayanamadığı her türlü özelliğin tersine çevrilmiş olduğu bir dünya yaratır; ancak ona rahatsızlık veren duygularının objesi olan aşık olduğu kadın, bu yarattığı dünyada da peşini bırakmaz ve en sonunda gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır. son dönemlerde bu konunun hollywood filmlerinde ve grange gibi yazarların kitaplarında sıkça işlendiğini görmekteyiz. ancak filmi izlediğinizde şaşırarak farkedeceksiniz ki bu film eski dönemde çekildiğini hiç hissettirmediği gibi günümüz örneklerinin de çok çok ötesinde bir performans sergiliyor..
gayet karışık, karmaşık, anlaması neredeyse imkansız bir filmdir, lakin david lynch dehasına şahit olmak için yeterli değildir sanıyorum, filmde kurgudan başka pek bir şey yoktur, * kurgusu ise çekilen sahneler rastgele bir torbanın içinden çekilip sıralanmış gibi durmaktadır, her ne kadar david lynch gibi bir yönetmenin illaki bir bildiği olsa da film onun filmografisine girişte pek hoş bir başlangıç olmuyor, ilk izleyişte anlayan var ise david lynch'den çok o izleyicinin dehasına şaşırmak gerekir.
tarlabasi 07.04.2007 20:07bon jovi albümü, 2007 çıkışlıdır.
<bkz: lost highway>
<bkz: summertime>
<bkz: make a memory>
<bkz: whole lot of leavin'>
<bkz: we got ıt going on>
<bkz: any other day>
<bkz: seat next to you>
<bkz: everybody's broken>
<bkz: till we ain't strangers anymore>
<bkz: the last night>
<bkz: one step closer>
<bkz: ı love this town>
ın my rearview mirror
my life is getting clearer
the sunset sighs and slowly disappears
these trinkets once were treasure
life changes like the weather
you grow up, grow old or hit the road 'round here
so ı drive, watching white lines passing by
with my plastic dashboard jesus, waiting there to greet us
hey, hey, ı finally found my way
say goodbye to yesterday
hit the gas there ain't no brakes on the lost highway
yeah ı'm busting loose, ı'm letting go
out on this open road
ıt's independence day on this lost highway
ı don't know where ı'm going
but ı know where ı've been
now ı'm afraid of going back again
so ı drive, years and miles are flying by
and waiting there to great us
ıs my plastic dashboard jesus
oh patron saint of lonely souls
to tell this boy which way to go
guide the car, you got the keys
farewell to mediocrity
kicking off the cruise-control
and turning up the radio
got just enough religion
and a half tank of gas come on, let's go
ı finally found my way
say goodbye to yesterday
hit the gas there ain't no brakes on the lost highway
yeah ı'm busting loose, ı'm letting go
out on this open road
ıt's independence day on this lost highway
klasik bir david lynch filmi..
ne idüğü belirsiz bir yığın zırvalık..ne konu belli, ne başı belli, ne sonu belli mal gibi bir film..
vcd'sinin arka kapağında "boşuna aramayın, çünkü çıkış yok" yazan deyvit linç filmi. evet evet, linç filmi.
daha önce linç filmi izlemeyen bünyeler dakikalar geçtikçe bir şeyler yakalama, anlama ümidiyle bekleşiyor tabii filmi izlerken. aynı bünyeler film bittikten sonra "iyi de abi bu neydi şimdi?", "olay ne abi ben bir bok anlamadım?" gibi cümleler kuruyor.
linç amcam da diyor ki bunlara cevaben;
"benim kimseye bir şey anlatmak, anlaşılır olmak gibi bir amacım yok."
fred şeyleri olduğu gibi görmek ister, kamera gibi araçlarla değil. gördüklerimiz, gözümüzün neresinden aktarılır beynin kapakçıklarındaki tarihi merceğe? sinemanın görmek ve algılamak üzerine derin bir çatışma ekseni olduğunu söylemek olasıdır, peki david lynch ne göstermeye ve neyi algılatmaya çabalıyor bu filmde?
hiç de söylediği ve düşünüldüğü gibi lynch’in anlatmak gibi bir kaygısı yoktur denemez. lynch, postmodern parçalamanın, amerikan fabrikasyon mantığının, modern çatışma devrelerinde prizsiz kalan, kablolarını arayan yapayalnız varlığın uçsuz bölünmesini hedefler çoğu filminde.
lost highway de de bunu cinsellik, müzik, renkler ve suç ögeleri ile birleştirmiştir. donuk ve lekeli görüntülerin ardındaki çığlık çığlığa bir belirsizlik ve bu belirsizliğin sürekli temas ettiği bir algı bozulması: david lynch algılamanın ortadan kalkarak tıpkı cronenberg de erişilen yeni et kavramına benzer yeni algı, algı nesnesi olmayan algıya yönelir. yani klasik tıp enformasyonunda nesnesi olmayan aksiyon olan halüsniasyonu doğrudan görünür hale sokarak şuurla tanışmayı sona erdirir.
lynch, bir çaprazlamadır. bedene giydirilmiş iskelet, onda sadece basit bir problem olarak kalır. öz, daima dışa ve içe doğru yoğunlaşarak bozulur. tıpkı lost highway de fred in bir genç bir orta yaşlı, kadının ise bir sarı bir de siyah saçlı hallerinin rizomik hayatları gibi.
<bkz: the art of the ridiculous sublime: on david lynch s lost highway>
general aura 26.07.2008 18:24<spoiler oladabilir>
sanat filmi. bi sikim anlaşılmıyor, 50 kere izlesen hiç bi sikim anlamazsın hocu o derece.
bak şimdi, yukarıdaki paragraf fred oluyor, yani filmin ana karakteri.
insanlar ikiye ayrılır, hayalgücü olanlar ve olmayanlar. hayalgücü olmayan filmi izledikten sonra ilk cümlede takılır kalır. bi sikim anlaşılmıyor, ne gudik film.
ama hayalgücüne geçiş yaptığın zaman, ki filmin amacı bir bakıma zaten o, milyonlarca form iliştirebilirsin filmdeki karakterlere, davranışlara, sahnelere. şöyle; nasıl ki bir kesim allaha inanır müslümandır, melekler şeytanlar falan filan kafada fır döner, ama kimisi de inanmaz, diyalektiktir şudur budur öldükten sonra birşey kalmaz geriye der, belki de filmin en güzel yanı bu, herkes kendi kafasına göre, yaşam tarzına, düşünce biçimine göre yorumlayabilir bu filmi.
nacizane, genel düşünce yapısına göre açıklamak gerekirse olay şu:
pete denen hergele, fred'in hayal dünyasında kendini oynadığı başrol. alice karısı, dick laurent şeytan, kaşları olmayan gizemli amcam da tanrı.
biraz kelebek etkisi tadı var, hayal dünyası da olsa fred'in kafasındaki her kurgu boka sarıyor, olmuyor. şeytanı yok etmek istiyor, tanrıdan yardım alıyor ancak gerçek dünya ile harmanlandığında hapse girmesi, bedel ödemesi gerekiyor, ve tabi tüm bunları kafada kurgulayan fred kafayı yiyecek raddeye gelebiliyor.
kişilik bölünmesine atıfta bulunulmuş, sanatsal açıdan güzel, izlenmeye değer film.
kısaca adam sana x'i, y'yi, z'yi veriyor, sen değer atıyorsun.
</spoiler oladabilir>
olum bu david lynch'in anası babası yok mu? lan onlar anladı mı bu filmden bir şey. o sanat seviciler var ya, izliyorlar böyle sikimden sikimden filmleri bir bok anlamıyorlar, sonra birbirlerinede anlamadıklarını itiraf edemeyip "oo çok şahane usta yine dehasını konuşturmuş" gibisinden saçma salak övücü konuşmalar yapıyorlar. şimdi biri kalkıpta adamın tarzı sinir bozarak germek hatta korkutmak diyenler nahımı yesin benim. eraserhead diye bir filmi daha var bu adamın sürekli endüstriyel bir gürültü ve hiç susmayan garip bir yaratıkımsı çocuk.
neyse sözün özü david lynch bu film ile kolpalığını bir kez daha ilan etmiş ve biz sinema severlere boşu boşuna bir 2 saat 8 dakika harcatmıştır.
david lynch sözüm sana n'ber?
edit: cenkin günlüğü' ne malca bir karşı çıkma olmuş, yeni okudum lan.
edit2: cenkin günlüğü sözüm sana n'ber?