1.
jonathan dayton ve valerie faris tarafından yönetilmiş greg kinnear paul dano ve bunun gibi fazla tanınmamış oyuncuların oynadığı 2006 yapımı, tam anlamıyla amerikan bir film.
bunun gibi renkli aile tablolarına crazy'den aşinayız zaten ama bu filmin diğerinden ayrıldığı nokta biçimiyle değil de daha fazla olayların psikolojik ve sosyolojik boyutlarını ele alış biçimiyle ön plana çıkmak istemesi.bunu da gayet iyi başaran bir hikaye kurgusuna ve diyalogara sahip.yer yer klişeler mevcut ama o akdar kusur olur.2006 nın en başarılı filmlerinden kanımca.
spoiler
spoiler
dwayne ın sekiz ay sustuktan sonra ilk kelimesinin fuck olması çok güzel olmuş ayrıca dedenin arabada kızlarla ilgili öğütleri kopardı bizi.
spoiler
spoiler
jolly_joker 04.01.2007 22:02
#168956
2.
aile filmleri arasından özel bir yere sahip olması gerektiğini düşündüğüm film. hem çok dramatik hem çok eğlendirici olmayı başarbilmiş ender filmlerden.
bu arada alan arkin ile en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında senaryosu ile de en iyi orjinal senaryo dalında oscar almış film.
bilen adam 22.03.2007 21:21
#279457
3.
inanılmaz güzel ve eğlendirici bir film. çok güldürdü beni bi sürü sahnesiyle. soundtrackı da eş değer güzellikte aynı zamanda.
her şey tamam da <bkz: where's olive>?*
pap 05.04.2007 01:46
#305701
5.
06'nın en iyi filmlerinden biridir. tipik bir amerikan ailesinin kopuk bağlarını, toplumsal yapının çürümüşlüklerini, çocukluk, ergenlik ve eşcinselliğin sorunlarını ince bir alayla alayla anlatan türkçeye küçük gün ışığım olarak çevrilmiş film.
proust ve nietzche'ye göndermeler de var filmde..
canbaz 26.06.2007 19:56
#502876
6.
başrollerinde bir çok filmde yardımcı rollerde gördüğümüz oyuncuların olduğu müthiş keyifli bir film. kadın oyuncu 6.his filminden tanıdığımız abigail breslin. filmdeki küçük oyuncu ise o kadar sevimli ki böyle bir kızım olsun dedirtiyor. sonuçta güzel bir film.
fata morgana 26.06.2007 20:03
#502884
7.
mükemmeliyetçiliğe karşı bir film bu kadar mükemmel olabilir ancak.
thomasHooD 28.06.2007 14:22
#506721
8.
yaşlı bir yönetmen çiftin, gençken denedikleri birkaç başarısız yönetmenlik macerasından sonra uzun bir arama sürecine girdikleri 50 li 60 lı yaşlarına vardıklarında ellerine geçen hikayeden çok etkilenip çekmeleri sonucu oluşan muhteşem film. klişeler dahil hiçbir şeyin siyah yada beyaz olmadığını anlatır, ferrarisini satan bilgelere hiç bulaşmaz.
myeyea shaman 16.08.2007 10:06
#613894
9.
çok güzel bir yol hikayesi. hüzünlendiriyor, güldürüyor, düşündürüyor, hatta ve hatta hayata bağlatıyor.
*hayatta o yaşlı sarı vosvos gibi sizi beklemez siz ona yetişirsiniz....
soundtrackleri de gayet hoştur tadından yenmez. filmi izlemeseniz bile devotchka nın - the winner ıs parçasını dinlerseniz filmi izleme isteği şiddetle uyandırabilir...
ayrıca o küçük kız unutulmamalı. o nasıl bir tatlılıktır öyle?
sein 29.08.2007 02:45 ~ 29.08.2007 03:24
#640543
10.
haber öncesi angut amerikan filmlerinden bir farkı yok. var diyen yalan söyler. yalandan korkarım ama tokatı da basarım. fazla söze gerek yok. senaristi ölsün.
oscar wilderness 16.03.2008 01:06 ~ 16.03.2008 01:07
#871117
11.
proust ve nietzsche üzerine söylevler katılarak şişirilmiş bir aile komedisi olmasının yanı sıra ailecek bütün film dandik arabalarını iter dururlar fakat pek bir şirindir o külüstür minibüs.
vendetta 09.06.2008 21:17
#942131
12.
sipoylır var bak okuma !
diveyn adlı gencin uzun süren sessizliğini fuck ! diyerek bozması değil garib olan. belki bana denk geldi, belki başkaları da vardır, çeviri aynen şöyleydi ;
" amına koyayım ! "
sanırım en komik sahnesi budur. tabi işin içinde bizim türkler var. haklarını yemeyelim.
sipoylır bitti okuyabilirsin ! ahaaha !
hubede 09.06.2008 21:21
#942140
13.
çok etkileyici bir rüya gibi, muhteşem bir film.abigail breslin yaşına rağmen müthiş bir oyunculuk sergilemiştir. allan arkin zaten efsane bir karakterdir, the sixth sense den tanıdığımız toni collette de harikalar yaratmıştır. kısaca film hem senaryo hem oyuncular yönünden 100 üzerinden 200 almıştır, ayakta alkışmama sebep olmuştur.*
hayalsiz 07.07.2008 20:42
#967897
14.
jonathan dayton'ın can atarak yaptığı, tabii ki bir kadının görüşünün de hesaba katılması gerektiği noktada valerie faris'in kendisine destek olduğu bu içten ve samimi aile komedisi amerikalı aile bireylerinin birbirlerinden ne derece uzak olduğunu hoş bir dille anlatmış. ama insan her yerde insan...
alan arkin'in yarattığı karakterin bizim komşu feyyaz amca'dan pek farkı yok aslında. dolayısıyla minik olive yarışma gösterisini yapmadan önce, dedesinin ona ne öğretmiş olabileceğini az çok kestirebiliyorsunuz.
hatta ben "bu sapık adam kıza saldırmasın geceleri!!!" çelişkisine bile düştüm nacizane fikrimce.
schimitto 14.07.2008 00:46
#973850
15.
baş rolün abigail breslin, paul dano, steve carell, greg kinnear, alan arkin ve toni collette arasında üleştirildiği film. defalarca izlediğimiz bir konuyu incelemiş aslında, nedir efendim? bir aile var üyeleri birbirinden kopuk ve sorunlu. ortada bir misyon var: olive'i güzellik yarışmasına yetiştirmek. sonrasını siz de tahmin edebilirsiniz azbuçuk. önce ıkına sıkıla- gönülsüzce biraraya gelen aile üyeleri yol boyunca bikaç zorluğa göğüs gerecek, birkaç sıkıntıyı beraberce atlatacak ve bu arada da aile olmanın önemi yeniden vurgulanacak... ama durum bundan ibaret değil işte...
herşeyden önce çok yalın bir film little miss sunshine. bir yol filmi, bir aile filmi. güzellik- çirkinlik, kaybeden- kazanan, pedofili ve o meşhuuuuuur amerikan rüyası hakkında söyleyecek lafı olmasına rağmen bu yalınlığını korumayı başarıyor. eleştiri yaparken 'kendini aşırı önemseme' tuzağına düşüp rezil olmuyor, komikleşmiyor.konu tanıdık, eleştirdiği şeyler daha önce defalarca eleştirilmiş; fakat o kadar güzel işlenmiş ki bütün bunlar gözünüze batmıyor.
oturup düşündüğünüzde film boyunca işlerin habire boka sarmış olduğunu görüyorsunuz: dede öldü, abi renk körü olduğunu öğrenip en büyük hayaline elveda dedi, baba elindeki iş fırsatını kaçırdı, aile iflasın eşiğinde, kalbi kırık frank amca yolda sevdiğine bir kez daha rezil oldu, olive bir daha california'daki hiçbir güzellik yarışmasına katılamayacak vs..vs... bütün bunlara rağmen bittiğinde ağzınızda güzel bir tat bırakıyor, salondan mutlu ayrılıyorsunuz. filmin kerametinin bu olduğu kanısındayım. hoover ailesinin her ferdinin gayet gerçekçi bir şekilde ele alınıp işlenmiş olması, hiçbir karakterin diğerinin yanında yapay veya sönük kalmaması da ayrı bir takdir konusu.
................................................
-what is your daughter doing?
-she's kickin' ass... that's what she's doing.
................................................
urami bushi 23.07.2008 04:25
#982085