1.
(kutsal ulusal guc) kurtuluş savaşı direnişine verilen ad.her an ruhumuzda hissetmemiz gereken duygu, güç, kuvvettir.ayrica nazim hikmet ran'in muhtesem bir eseri.
"... dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki,
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu.
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü
paşalar onun arkasındaydılar.
o, saati sordu.
paşalar "üç" dediler.
sarışın bir kurda benziyordu.
ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
askselimi 03.03.2007 22:00
#247171
2.
piyasadaki yeni basımları bilmem ama kasım 1986 bilgi yayın evi'nden çıkmış basımda abidin dino'nun kuvayi milliye insanlarından alınan resimlerle süslü, nefis nazım hikmet eseri.
sekiz bapta incelenir.
1. yıl 1918-1919 ve karayılan hikayesi
2. yıl yine 1919 ve istanbulun hali ve erzurum ve sivas kongreleri ve kambur kerim'in hikayesi
3. yıl 1920 ve arhanveli ismail'in hikayesi
4. nureddin eşfak'ın bir mektubu ve bir şiiri
5. 920'nin 16 martı ve manastırlı hamdi efendi ve reşadiyeli veli oğlu mehmet'in hikayesi
6. muharebeler ve düşman elinde kalanlar ve kartallı kazım'ın hikayesi
7. 922 ağustos ayı ve kadınlarımız ve 6 ağustos emri ve bir aletle bir insanın hikayesi
8. 26 ağustos gecesinde saatlar iki otuzdan beş otuza kadar ve izmir rıhtımından akdeniz'e bakan nefer
nazım hikmet bu eseri istanbul, çankırı ve bursa hapishanelerinde yazmıştır.
şair, destana ayrıca bir önsöz yazmış, daha sonra bu bölümü başa koymaktan vazgeçmiştir. söz konusu önsöz aşağıdadır:
fevkalade memnunum dünyaya geldiğime,
toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum.
kutrunun ölçüsünü santimine kadar bildiğim halde,
ve meçhulüm değilken güneşin yanında oyuncaklığı,
dünya inanılmayacak kadar büyüktür benim için.
dünyayı dolaşmak,
görmediğim balıkları, yemişleri, yıldızları görmek isterdim.
halbuki ben
yalnız yazılarda ve resimlerde yaptım avrupa seyahatimi.
bütün ömrümce,
mavi pulu asya'da damgalanmış
bir tek mektup bile almadım.
ben ve bizim mahalle bakkalı
ikimiz de kuvvetle meçhulüz amerika'da.
buna rağmen
benim kuvvetim
bu büyük dünyada yalnız olmamaklığımdır.
dünya ve insanları yüreğimde sır,
ilmimde muamma değildirler.
ben
kurtarıp kellemi nida ve sual işaretlerinden,
açık ve endişesiz
girdim safıma.
ve dışında bu safın
toprak ve sen
bana kafi gelmiyorsunuz.
halbuki sen harikulade güzelsin,
toprak sıcak ve güzeldir.
toprak
sıcak
ve güzeldir.
ve toprağın en güzel yerlerinden biri
memleketimdir benim.
memleketim.
memleketimi seviyorum.
çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım.
hiç bir şey dindiremez iç sıkıntımı,
memleketimin şarkıları ve tütünü kadar.
memleketim
bedreddin, sinan, yunus emre ve otuz ağustos,
kurşun kubbeler, fabrika bacaları
benim o kendinden bile gizleyerek
sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.
memleketim.
memleketim ne kadar geniş,
dolaşmakla bitmez tükenmez gibi geliyor insana.
edirne, izmir, ulukışla, maraş, trabzon, erzurum.
erzurum yaylasını yalnız türkülerden tanıyorum
ve cenuba
pamuk işleyenlere gitmek için
toroslardan bir kerre olsun geçmedim diye
utanıyorum.
memleketim
develer, tren, ford arabaları, hasta eşekler,
kavak
söğüt
ve kırmızı toprak.
memleketim
sen dünyanın en güzel,
en haklı kavgalarından birini yapansın.
ve ben o kavgayı
ve ben seni sevenim.
gün gelip
dağılıp pare pare bedenim
silinse be-tekmil yarimin hayalinden
çakır gözlerimin nam ü nişanı,
asırlar ezber kılıp birbirine devredecektir
senin o müthiş kavganı yapan insanlara dair
istanbul cezaevi revirinde yazdığım destanı.
ben
mukaddes bir hiddet içinde
tüylerim diken
arşınlayıp betonu,
demiri dövüp yumruklarımla
on beş kerre yirmi dört saatte yazdım ki onu,
buna telin dışında anam
ve yüzü güneşli bir yaz manzarasına benzeyen karımla
telin içinde kemal tahir
şahittir.
yirminci asırdayız.
başlar önde, gözler alabildiğine açık.
yanan şehirlerin kızıltısı,
çiğnenmiş ekinler
ve bitmez tükenmez ayak sesleri:
gidiliyor.
ve katlediliyor..
kadınlar ve çocuklar
ağaçlardan ve danalardan
daha rahat
daha kolay
daha çok.
bu ayak sesleri, bu katliamda
hürriyetimi ve ekmeğimi kaybettiğim oldu.
fakat hiç bir zaman
açlığın, karanlığın ve çığlıkların içinden
güneşli elleriyle kapımızı çalan
gelecek günlere emniyetimi kaybetmedim.
ve bundandır ki ben
hücremde her sabah
yaklaşan bir müjdenin davetiyle uyanıyorum.
ve bu nikbinliğin verdiği hakla
bu destanı yazmakla
büyük
doğru
ve mükemmel bir iş yaptığıma inanıyorum.
temmet bi-avn-il-insan
fi sene 1939 şehr-ül-şaban
yar ü agyara ola ibret
yadigar-ı hame-i
nazım
hikmet
urami bushi 05.07.2007 21:03 ~ 21.07.2007 05:04
#523443