s b d h i k r

önemli konular

· laf engine v6

kevin keegan

1.

"hiçbir zaman george best, dalglish ve maradona kalibresinde süper bir yetenek değildi ama oynadığı takıma kendini ölümüne adaması ve kazanma arzusu ile o yılların futbolu için yepyeni bir oyuncu türüydü".

f dergisinden...

---

en son 2005 martında, asla ilk beşi zorlayamayacak kadrosuyla manchester city'i, milyonlarca sterlin'lik chelsea karşısında bile anlamsız bir savunmaya çekmediği zaman gördük onu. ezeli rakibi united'a karşı iki maçta da yenilmemişti o mütevazi takımıyla. ama o, takımını hiçbir zaman gerçekçi bir futbol oynatmamakla suçlanmış ve teknik direktörden çok ponpon kıza benzetilmişti. bu iflah olmaz futbol romantiği de tüm bunlardan sonra küsüp gitmişti.

manchester city'den ayrıldıktan sonra glasgow'a gidip bir futbol sirki kuran keegan'a göre futbol, özündeki estetik idealleri kaybetmişti ve artık asla teknik direktörlük yapmayacaktı.
adı geçen takım newcastle united olunca bu sözünü yutmak zorunda kaldı. 90'lı yıllarda çalıştırdığı ve hiç kupa kazanamadığı o yılların "en güzel kaybedeni" newcastle'ın teklifi onun içindeki ateşi canlandırdı ve eski takımının başına geri döndü.
söz konusu newcastle ve kevin keegan'sa, kalanlar teferruattı. takımın başına tekrar dönüşüyle beraber kulüp ilk maçında rekor sayıda bilet sattı. taraftarsa keegan'ı "hiç bitmeyecek futbol rüyamıza hoşgeldin" pankartlarıyla karşıladı.

1951 yılında, maden işçisi bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelen bu futbol efsanesi, çalıştırdığı her takımı ilk sezonunda premiership'e çıkarmasına rağmen hiçbir takımla tek bir kupa bile kazanamamış olmasını vurgulayanlara göre newcastle için tam anlamıyla bir intihardı.
kendisi futbolun her yönüyle bir istisnaydı. aynı takımda iki ayrı dönemde başarılı olunamaz inancı temellerinden sarsan bu adam "süper futbolculardan iyi teknik adam olmaz" klişesini de yıkıyordu.
liverpool, hamburg, southampton ve newcastle formalarıyla bir çok kez 'yılın futbolcusu' seçildikten sonra cruyyf'un izinden gitmiş, çalıştırdığı her takımda taraftarın sevgilisi olmuştu.

17 yaşındayken hayatında ilk kez bir antrenör tarafından beğenilmeyecek ve doncaster rovers yerine scunthorpe'ta profesyonel futbola başlayacaktı.
bu kulüpte oynadığı 124 maçta 18 gol atabilmişti ama liverpool'u avrupa zirvesine taşımak için kolları sıvamış bill shankley için kevin'da istatistiksel rakamların çok daha ötesinde bir şey vardı; kazanma arzusu.
1971'de liverpool'lu orta saha oyuncusu olarak vitrine çıktı. diğer futbolcuların yaşadığı sakatlıklar nedeniyle bir idmanda toshack'ın yanında forvet olarak denendiğinde shankley'in o meşhur liverpool devrimi başlamış oldu. bu formayla sahaya ilk çıktığı ilk maçın 12. dakikasında attığı golle beraber önce ada'nın, sonra tüm avrupa'nın en efsanevi forvet ikilisi de doğmaya başlamıştı. takip eden 5 yıl boyunca bu mükemmel ikilinin telepatiden de öte akıl almaz uyumuyle beraber liverpool dünya futbolunun altını üstüne getiriyordu.

1973 yılında liverpool 7 yıl aradan sonra bu ikiliyle şampiyonluğa ulaştı. aynı yıl kazanılan uefa kupasının finalinde toshack'ın indirdiği iki topu filelere gönderen isim de kevin keegan'dı. 1976 yılında yine lig şampiyonluğuyla beraber uefa kupası da kazanılırken keegan ingiltere'nin en ünlü yıldızı olarak parlıyordu.

bir yandan ilkokul çocuklarını bilinçlendirmek için çekilen reklamlardan ücret talep etmeden oynarken diğer yandan permalı saçlarıyla lige yeni bir moda getiriyordu. her maçta ölümüne bir futbol oynayan, kapasitesini azami bir verimle kullanan keegan'ın tek bir korkusu vardı; "sakatlanmaktan ya da çaptan düşmekten korkmuyorum. ama bir gün kop tribününün önünde boş kaleye gol kaçıracağıma ölmeyi tercih ederim. kop tribünü ne zaman you'll never walk alone'u söylese gözlerim doluyor".

derken liverpool, hamburg'dan gelen rekor teklife karşı koyamayarak keegan'la yollarını ayırmak durumunda kaldı. bu transfer, beatles'tan sonra liverpool'un hamburg'a yaptığı en büyük ihracattı. keegan'ın gidişinden sonra dalglish'i kadrosuna dahil eden liverpool'da bambaşka bir altın çağ başlarken, kevin keegan da estirdiği rüzgarı hamburg formasıyla sürdürerek avrupa yılın futbolcusu seçilmeye devam ediyordu. ikinci kez yılın futbolcusu seçildiği 1978-1979 sezonunda hamburg, alman ligindeki ilk şampiyonluğunu yaşadı. bu tarihi başarıdan sonra keegan "head over heels in love" isimli bir 45'lik yayınlayadı ve alman müzik listelerinde on numaraya kadar yükseldi.
hamburg, bu şampiyonluğun akabinde yine keegan' üstün performansıyla kupa 1'de finale kadar yükseldi. finalde notthingham forest'a kaybettikleri yıl keegan 'england' isimli ikinci 45'liğini sürdü piyasaya. bu, almanya'ya güzel bir veda olmanın yanı sıra baya baya bir eve dönüş hazırlığıydı.

ingiltere milli takım kaptanı ve dünya yılın futbolcusu ünvanları üzerindeyken southampton gibi çiçeği burnunda bir birinci lig takıma transfer oluşu herkesi şaşırttı. oysa kendisine manchester united ve everton'dan insanın aklını başından alacak teklifler gelmişti. ama o, liverpool'da oynayamıyorsam, ezeli rakiplerinde de oynamam diyerek kendi kariyeri gözönüne alındığında oldukça vasat denebilecek bir takımı, southampton'u seçti.
southampton'lu futbolseverler 'dünya yılın futbolcusu' ünvanlı bir ismin kendi takımlarında oynuyor olmasına çok uzun bir süre inanamadılar. tribünlerdeki "we're in heaven, we've got kevin" pankartlarının gölgesinde kevin futboluna yine fırtına gibi devam etti ve sezonu southampton için mucize sayılabilecek bir sırada bitirdi*. bir sonraki sezonun ortalarında bir ara liderliği bile görebilen takım, ligi yine takdire şayan bir yerde bitirirken kevin keegan o yıl ingiltere'de yılın futbolcusu oluyordu. aynı yıl britanya futboluna yaptığı hizmetlerden dolayı kendisine "şövalyelik nişanı" verildi.

1982'de ingiltere nihayet dünya kupası'na katılmaya hak kazandı. keegan sakatlığından dolayı grup maçlarında forma giyemedi. tam anlamıyla geçmeyen sakatlığıyla beraber ikinci tur maçlarına çıktı ama burdaki performansı ingiltere'nin elenmesine mani olamadı.

kupadan sonra herkes keegan'ın liverpool'a döneceğini sanıyordu ama o, bir çok kişinin kendisi hakkında 'kariyerini bitiren aptal' olarak düşünmesini sağlayacak bir sözleşmeye imza atarak ikinci lig takımlarından newcastle united'a gitti. bu imzayla beraber içinde kevin'ın adı geçen bir başka ölümsüz aşk doğmuştu. keegan, canını dişine takarak oynadığı futbolla newcastle'ı birinci lige çıkartırken hücuma dayalı ve görsel zenginliği ön planda olan romantik futbolun bayrağını da zirveye dikiyordu. 1984 yılında son kez newcastle'nı formasını giydiği maçta golünü attıktan sonra üzerinden formasını bile çıkartmadan bir helikoptere binip ispanya'ya gitti. 8 yıl sonra newcastle tekrar birinci lige çıkmak için kendisini teknik direktör olarak çağırana kadar da geri dönmedi.

keegan liderliğinde tekrar birinci lige dönen newcastle'ın sahada oynadığı futbol sadece kendi taraftarlarının değil, tüm futbol aşıklarının hayallerini yansıtıyordu. keegan'ın oynattığı ne pahasına olursa olsun 90 dakika hücum futbolu, şehri bir futbol cennetine çevirirken, 95-96 sezonunda takım yıllar sonra ligi ikinci sırada bitiriyordu.
ligi kopartacak bir avantajı değerlendiremeyip alex fergusan'a yenilen keegan, bir çoğuna göre hayalperest oyun sistemi yüzünden kaybetmişti. ama keegan'ın gidişinden sonra endüstriyel futbolun sahte gerçeklerine kapılan newcastle, defansif oynamaya başladıkça her geçen yıl daha da küçüldü.

newcastle'dan sonra fulham'a gidip takımını birinci lige çıkarttı. sonrasında ingiltire'nin başına geçti. kimsenin oynattığı futbolun güzelliğine lafı yoktu ama bu güzellik yine o kimselere yetmediği için yerini ericsson'a bırakmak zorunda kaldı.

bu sefer sırada manchester city vardı. gitti, yönetti ve onları da birinci lige çıkarttı. city, yıllar yıllar sonra ilk kez onun yönetiminde united'ı yendi ama o yine eleştirildi. ve o, yine küsüp gitti.

dünyanın en güzel liglerinden biri olan premiership, git gide sadece skortif başarı kriterlerine endeksli bir borsaya dönüşürken keegan'ın tekrar newcastle'ı yönetecek olması tabii ki kulüp için bir tür intihar olarak nitelendirilir. ama söz konusu keegan olunca taraftar her şeyi bir yana bırakarak tribünleri doldururken kulüp başkanı bile sırtında 'kral kevin' yazılı formayla maç izliyor. kaybederlerken bile oynadıkları futbolla ortaya bir sanat eseri çıkartıyorlar.

insan futboldan başka isteyebilir ki?




not: derlemedir.

   infinitedreams   21.05.2008 11:43
   #925998
 

yazdır

etiket bulutu

ekşi sözlük  sözlük