lafmacun berlin tayfasi’nin yeni üyesi. tek disi kalmis, tek disi üyesidir ayni zamanda.
#175987
◊ istanbul un kizlari atesli silahlardan daha tehlikelidir (2)
◊ zengin erkek fakir kiz (8)
◊ 1 fuck me invitation (2)
◊ adet goren kadinlarin isterik halleri (10)
◊ taikonot
+ yazamaz (2)
◊ ben guzelden anlarim (2)
+ dota
+ kargo
+ sureyya
+ cay
+ ilkyar
+ nurhak
+ 60
+ altmis
+ kadinlarin evlendikten sonra gotu gobegi salmalari
+ sana katiliyorum ama gulmekten
+ hayatin ne kadar ibne oldugunun anlasildigi anlar
+ sevimler
lafmacun berlin tayfasi’nin yeni üyesi. tek disi kalmis, tek disi üyesidir ayni zamanda.
1. hosbulmus kisi
2. almora’nin savaslarda kaybedilen cocuklar icin yazmis oldugu kalihora s song parcasinda adi gecen, sarki söyleyip dans ederken öldürülmüs bir kizcagizcik...
aynaya baktığında yanılmadığını nereden bildiğini bilmediğim kişi.
kendisini yakindan görme sansina sahip oldumuz yazar , acik sözlülügü dikkati cekmistir *
sözlükteki bu ilk günümde bana yardımcı olmuş ve sözlüğe adapte olmam için mesajlarını esirgememiştir.
yaratıcılık ve destekli sallama konularında mastora yaptığı rivayet edilen ailecek severek ve beğenerek izlediğimiz sözlük yazarı...
<bkz: beni ne masterlar ne doktoralar istedi ben gitmedim>
ba$larda çok ufak anlatım ve yazım hataları ya$asa da bu durumun içinden çok ama çok kısa süre de çıkmı$, $imdilerde tüm enerjisiyle sözlüğe emek vermekte olan yazar.
<bkz: severek okuyoruz>
"kalihora" kimi zaman küçük bir çocuğunun parktaki oyun heyecanı oldu bende, kimi zaman ise en çok sevdiğim türkünün nakarat bölümünü birlikte söylediğim bir yol arkadaşı. güneşin çokta iyi aydınlatmadığı bir saatti onu ilk tanıdığımda. güzeldi,tatlıydı,heyecanlıydı ve bir o kadarda sevimliydi. resmi bir kurumun önünde görmüştüm onu. ilk görüşümdü kendisini. ilk selamlaşmamız değildi ama, ilk defa o zaman tokalaşmıştık. ilk yaptığımız birlikte birer bardak çay içmekti. kalabalık bir şehrin bilmediğim bir cafesinde içtik çayımızı. etrafımızda ise yaşamlarında türlü sorunları, planları ve yaşayacak mutlulukları olan insanlar vardı. biz ilk buluşmanın heyecanını yaşarken yanı başımızda olan insanların o günkü ruh hallerinden uzaktaydık elbette. sadece bir günmüz vardı birlikte vakit geçirebileceğimiz. kimilerine göre kocaman bir gün diye tabir edilse de, kısa olan bir gün, gezeceğimiz yerlere engel olabilecek kısa bir vakitti. aynı gün içerisinde iki defa çay içme şansımız yoktu. bilmediğimiz bir şehirdi ya, gezme imkanımız da yoktu. çünkü günü birlikte güzel geçirmek için kaybolma lüksümüzü de elimizin tersi ile ittik bir köşeye. ilgimizi çeken renkli bir vitrine bile en fazla iki dakika bakabildik. gün içerisinde yaptığımız herşeyi çok kısa vakitlere sığdırdık. sadece yemek yerken biraz fazla zaman harcadık ama o da aç olduğumuzdan olsa gerek ve sonra akşam olmaya başladı. yani benim gitme zamanım gelmişti onun da o gün için aldığı izin bitmişti. ben herhangi bir otübüs durağında bilmediğim şehrin bilmediğim otogarına giden otobüsü bekledim. sonra otobüsün geldiğini görünce, o gün içerisinde ikince kez tokalaştım kendisiyle ve otobüse bindim ardindan. kocaman sehrin seyrine kapılan insanlarla birlikte hareket etmek üzere olan otobüsten son kez baktım ona. el salladım ilk defa o gün ve o gülümsüyordu el sallarken. günü birlikte akşama teslim edip vedalaştık o an.
böyle tanıştık kendisiyle duydum ki bu sitede yazarmış. bi kaç kelam etmesem olmaz diye düşündüm... yazılarını severek takip ediyorum.
tartışmayı bilen, sıkışınca ben aydınım sen faşistsin triplerine girmeyen, yani sevimlican olmayan seviyeli yazar.*
kalihora kişisi...
sohbeti tatlı, anlattıklarıyla hem bunalım sebebi,hemde bunalımdan çıkma...
geleceğin sıkı dostu...*
bilmediğim bir şehri beraber gezme isteği uyandıran...
evet, doğrudur;küçüküm,türküm,doğruyum*
gerek sözlükteki ilk ayarımı güvercin yoluyla vermesiyle, gerekse de sözlükten kaldırdığım ilk arkadaş olması dolayısıyla iş bu ikiyüzüncü entırayımı hediye eylediğim yazar kişisi..muhabbet ederken er kişiye nelere sahip olduğunu hatırlatıp mutlu ediyor bazı bazı..bazen de ben ankaradayım dedikçe almanyada yaşıyorum diyerek diyerek ,ben dikmen de yaşadığımdan dem vururken ispanya diyerek sahip olduklarıma uyuz olmama da sebebiyet veriyor..ispanya dan boğa getir dedim ona da yanaşmadı..*
ben bu yazar hakkında ne yazayım, nasıl edeyim bilemiyorum. benden önce davranmış ben buraya bir şeyler yazmayı planlarken. kendisini sözlükte ilk zamanlarında farketmedim bile ne yalan söyleyeyim. zamanla entrylerine tanık oldum, ayakta alkışlamak vardır ya zaman zaman gerçekten ayağa kalkıp alkışlamasam da yapasım geldi. değindiği noktaların çoğu insanlığın kör olduğu noktalardı. derken nasıl oldu anlamadan başladık bir güvercin muhabbeti, bir güvercin muhabbeti.. bir de çay ile sigara ile tadından yenmez. o derece... nasıl oldu anlamadım birden çok acayip kanım ısındı. burayı en çok hakedenlerden şüphesiz. birçok insanın asla anlayamayacağı şeyleri onunla konuşabilirsiniz. nedir kimdir bilmem ama ucundan kıyısından tanıyabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.
soğuk bir kış gecesiydi. boğaz rüzgarı pencereden sızmaya çalışıyor, ve fakat 5 odalı fıratpen sistemi yüksek bir performans göstererek içeri sızmaya çalışan mağrur rüzgarı geniş iç haznesinde izole ediyordu.
"tut şunun ucunu döşeyelim abi" diye düşündü chuck umarsız, entry hazırlamıştı ondan bahsediyordu. entry girmek yerine döşemek fiilini kullanacak kadar kaba biri olmasına rağmen içindeki "it is saylınt palm. cast layk me ha" diyen nezih anadolu insanını kaybetmemenin coşkusunu belki ileride bu entrye ard arda girdiği pencere-boru sistemleri replikleriyle yaşayacaktı. hatta belki konuyu dağıtacak, toparlamak için bir alt paragrafa geçmesi gerekecekti..
saat gecenin 4 ü falandı. son yemeğini akşam 6 da yiyen chuck, abur cubur zulası depolamadığını farkedeli yaklaşık 4 saat olmuştu. açtı, sefildi, tarumardı. oda arkadaşından kalma bitik fıstık ezmesi kavanozunun kapağında kümeleşmiş kalıntıları parmağıyla kazıyıp yemeye çalıştı. açlığını bu şekilde dizginleyeceğini sandı biçare.. o an bir entry gördü. entryde bir grup bayan ev arkadaşlarının haftalık yemek listesi yazıyordu ve o an o liste sefalet içindeki chuck’a dünyanın en güzel manzarası gibi gelmişti. sankim büyük kanyonda durmuş vadiye bakıyordu. sankim bu ağaç kalabalığının yeşilliğiydi yağmur ormanlarının. ansızın bir güvercin uçurdu entry sahibesine durumunu açıkladı. biraz şefkat, belki biraz teselli bekliyordu. kim bilir belki de bahsi geçen o liste hakkında minyatür bir yalanlama..
hayır bunlar olmadı.
kalihora kod adlı şahıs işkenceyi sürdürdü. o akşam ne yediğini anlatırken ağzından çıkan kutsal üç kelime; o üç kelime ki chuck’ın o an aklında geçmekte olandı, o üç kelime ki chuck’ı yerden yere vurandı, o üç kelime ki hayali bile doyurandı: etli taze fasulye.
göz yaşları döküldü apansız yurt odasının çizik parkelerine.
anne kolları gibiydi o üç sihirli kelime.
soğuk bir kış gecesiydi. boğaz rüzgarı pencereden sızmaya çalışıyor, ve fakat 5 odalı fıratpen sistemi yüksek bir performans göstererek içeri sızmaya çalışan mağrur rüzgarı geniş iç haznesinde izole ediyordu. ve o soğuk kış gecesinden sonra güvercinden sızdı boğaz soğuğu her gece.
aç mideye nazire edercesine marifetli besinler
güvercinden sızdı hayalleri bekle ki gelsinler
5 odacıklı olmasa da savunmasız güvercinler
dediklerime bakma alıştım onlara, mesajlarını sevsinler
soğuk bir kış gecesiydi. boğaz rüzgarı pencereden sızmaya çalışıyor, ve fakat 5 odalı fıratpen sistemi yüksek bir performans göstererek içeri sızmaya çalışan mağrur rüzgarı geniş iç haznesinde izole ediyordu. chuck düşünürken sevdiği saçmalamalarını, kaydet butonuna basıyordu..
yunanca iyi ve kır kelimelerinin terkibinden vücud bulmuş olabilecek tamlama.
türkiye’de muhtemel bir semt adı olarak çevirisi güzelbayır’a denk düşer.
berlin in berlin volume 2 çekilse, ba$rolü tartı$masız hak eden bünyedir.yazar, ele$tirir, sosyal tespit yapar, çok amaçlı isviçre çakısı gibidir.faydalıdır, güldürürken dü$ündürür, bazen öyle çok dü$ünürsünüz ki neye güldüğünüzü unutursunuz.hatta neden güldüğünüzü dü$ündüğünüz de olur lakin o ayrı.iyidir, ho$tur.gurbetçidir.hürmetlerimi sunmayı borç bilirim.
almanci oldugunun farkinda olanlar ve farkinda olmayanlar diye ikiye ayrilan almancilarin ikinci koluna mensuptur. sacmaktan kacinmadigi noktalardan ücer beser koyar cümlelerinin sonuna genelde. severiz kendisini, berlin’e gelsin german film school zirvesi yapacagiz.