kalem konulan gereç. bazı türleri paket şeklinde olup öğrencilerin çantalarında kalem, silgi..vb ders gereçlerini taşıması amacıyladır. bazıları da masa üzerinde kutu şeklinde olup içine kalemler konur.
#884837
+ musluman erkekler (5)
◊ barda oylece oturmak (2)
◊ cracktro (2)
+ imdb bottom 100 (2)
+ d grubu
◊ rumi
+ yaprakim (2)
+ hemsince
+ hayati seksten ibaret gormek (3)
+ lafmacun yazarlarinin siirleri
+ 2 agustos 2008 lafmacun org fasil zirvesi (2)
◊ abazanligin basa vurmasi (4)
◊ evlenme cagina gelmek (2)
+ felatun bey ile rakim efendi
+ seks konusunda turk kizlarindan yeterli verim alamamak
+ evrim
+ emre altug un aslinda bir zenci olma ihtimali
+ lumpen
+ ezgi
kalem konulan gereç. bazı türleri paket şeklinde olup öğrencilerin çantalarında kalem, silgi..vb ders gereçlerini taşıması amacıyladır. bazıları da masa üzerinde kutu şeklinde olup içine kalemler konur.
osmanlı döneminde ahşap ve deriden mamül olanlarıda vardır bunlarada kalemdan denmektedir.
lanet olası, şımarık bir velet olduğumu ve diğer minikleri farkında olmadan nasıl imrendirdiğimi hatırlatan gereç.
tüketim çılgınlığı henüz bizleri ele geçirmemişti o zamanlar. 0,9 kalemlerimizi saklamak için bez veya plastik kalemlikler kullanırdık. yerli malı haftası için mandalina, portakalla okula gidilirdi. dantel yakalardaki kolalama becerisi önemliydi bir de.
tek çocuk olup da omuzlarda taşınmak haliyle şımartıyor çocuğu. kardeşsizlik paylaşmanın ne olduğunu geç öğrenmeye sebep oluyor. yeter ki birlikte oynayalım diye etrafındaki kardeşlere, arkadaşlara saçıyor çocuk elinde ne varsa, fakat kardeşler ufak bir mızıkçılıkta ona çatık kaşlarla bakıp onu dışlayınca, o da onlara zarar vermek için elinden geleni yapıyor.
etrafındaki çocukların hiç görmediği bebekler, giysiler geliyor yine şımarık velet için hediye olarak. bir tane de gök mavisi, müzikli, tuşlu bir şey. kurcalayıp bakıyor ki bu bir kalemlik. her farklı renkten farklı bir müzik geliyor basınca. mavinin yumuşaklığı eti puf gibi. pofuduk bir şey. kalemliğin içiyse 3+1 daire misali. renkli kalemler, kokulu silgi, kalemtıraş.. hepsini yerleştiriyor hanelerine özenle.okula gitmeyi sabırsızlıkla bekliyor.
gece olunca annesine çaktırmadan yatağında kitabını okuyor, “neden kardeşim yok” diye ağlayıp, bir kardeş sahibi olmak için dua ettikten sonra uyuyor.
sabah olunca ilk kez kahvaltıda annesine zorluk çıkarmıyor, annesi de suratının sağ alt köşesine okkalı bir yumruk geçirmeden ilk kez yemeğini yedirmenin şaşkınlığını yaşıyor, getirdiği kalemliğin buna sebep olduğunu anlamıyor tabii. cocuk da bilseymiş ki kalemliğini bu kadar sevecek, annesi gidince elbiselerini koklayıp koklayıp ağlamazmış zaten, biraz sıkarmış dişini. giyiyor çocuk rugan ayakkabılarını pırıl pırıl, kısa fırfırlı çorapları da içinde, okul yolu hiç bitmiyor.
sırasına oturur oturmaz kalemliğini çıkartıyor tuhaf bir gülümseme ile. müzikli tuşlara basmadan kalemlik çalışmıyormuş gibi bir “ayhhh” iç çekişi ile tuşlarına basarak kalemliğin varlığını sınıfa duyuruyor. kalemliğin değil de hayat kurtarıcı bir mekanizmanın düğmesine bastığını hissediyor o an. tüm arkadaşları müzikli kutuya bakıyor. kalemlik sıradan sıraya dolanıyor görücüye çıkmış kız gibi. once yakın arkadaşlar istiyor bakmak için. haşarı çocuklar zarar verebileceği için asla müsaade edilmiyor incelemelerine.
uzun süreler sınıfın incisi oluyor kalemlik. sonra şımarık çocuk sıkılıyor gözünün bebeği kalemlikten. koyu kırmızı kauçuk gibi bir maddeden yapılmış tek fermuarlı basit bir kalemlik alıyor. uzerindeki nils ve uçan kaz resmi sıcak geliyor ona, nils ve uçan kaz yazısını tersinden okuyup ezberlemek ve defalarca tekrarlamak çok büyük bir eğlence oluyor onun için. kendi kendine zak naçu ev slin deyip duruyor canı sıkıldıkça, kardeşi olmadığı aklına geldikçe.
<bkz: kalem kutusu>