1.
josef stalin, sovyetler birliğinde,ülkede sosyalist kuruluşun savunucusudur. planlı ekonomi ve endüstrileşme uygulamaları ile 1928-1936 yılları arasında sovyet sosyalist cumhuriyetler birliğinde köklü dönüşümlerin gerçekleştirilmesini sağlayandır.
soslan 30.09.2006 02:34
#61675
2.
3 amiralinin yahudi olmasi sebebiyle oldurup mancurya savasini kaybetmesine sebep olacak kadar buyuk bir yahudi aski tasiyan guzide sahsiyet.kendisi ne kadarda sosyalist gibi gorunsede aslinda eline su dokulmez bir fasistti.yalnis hatrlamiyorsam,14 milyon yahudiyi hakkin rahmetine eristirip kasap unvanini almisti.doneminin siki yonetimleriylede taninirir
dalginkasif 29.10.2006 21:52 ~ 05.12.2006 19:39
#93532
3.
karşı taraftan bakarsak; yaşamını devrim ve sosyalizmin zaferine adamış, dünya proletaryası ve emekçi halkların kalbine taht kurmuş, uluslararası komünist hareketin büyük önderlerinden olan ve stalin takma adıyla bilinen josef vissarionoviç çugaşvili, gori kasabasında yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. tiflis'de gittiği ilahiyat okulu; narodnizmden enternasyonal marksizme kadar çeşitli fikirlerin gençlik arasında hızla yayıldığı bir merkezdi. stalin , okulda bir süre faaliyet yürüttükten sonra 1898'de rsdip'in tiflis örgütüne üye oldu. tiflis'de marksizmin yayılmasında belirleyici bir rol üstlendi. stalin , 1901'den 1917'ye kadar profesyonel bir devrimcinin kahramanlık, fedakârlık ve süreklilik arzeden çabalarla dolu bir yeraltı yaşamı sürdürdü.
tiflis, bakü, batum illerinde, işçilerin her mücadelesinde stalin'in başında olduğu rsdip batum komitesinin belirleyici rolü oldu. 1902'de çarlık polisi tarafından tutsak edildiğinde parti ll. kongre sonuçlarını öğrendi ve tereddütsüzce lenin ve bolşeviklerden yana tavır koydu. stalin tam 13 kez gözaltına alındı ve yaklaşık 9 yılını zindanlarda geçirdi. tasfiyeciliğe, reformizme ve kitle çalışmasını baltalayanlara karşı uzlaşmaz bir savaşım verdi. 1910'da merkez komiteye seçildi. 1912'de rusya sorumluluğuna atandı. ‘17 şubat devrimi'nde sürgündeydi. 1917 ekim devrimi'nin ayaklanma komutanı, rusya proletaryasının önderi stalin , 1923 yılına dek milliyetler halk komiseri olarak görev yaptı. iç savaşta; devrim düşmanlarına karşı amansızlığıyla sovyetler birliği'nin kurulması, ulusların özgürlüğe kavuşmasında lenin'le birlikte başrolü oynadı. stalin ; halkın iktidarını elinden almaya yönelen, partiyi ve sosyalist iktidarı yıkmaya yönelik her türden saldırı içinde olan ve emperyalistlerle işbirliği içindeki troçki ve şurekasına proletarya iktidarının disiplinini gösterdi. 20 milyon sovyet yurttaşının şehit düştüğü faşizm belasından hem sovyet halkları, hem de balkanlar, avrupa halkları, stalin'in komutanlığı ve devrimci önderliği sayesinde kurtuldu. bu nedenledir ki karşıdevrimin dünkü ve bugünkü korkusu hiç de boşuna değildir.
sonerium 11.12.2006 22:00
#139497
4.
tarihin en büyük diktatörlerinden biri olan sosyalist josef visarionoviç stalin, 1881'de gürcistan'ın gori kasabasında doğdu. babası kundurucaydı. daha orta öğrenimi sırasında devrimci eyleme katıldı ve rusya sosyal demokrat işçi partisi'nin bolşevik kanadı saflarında yer aldı. uzun yıllar sibirya'da sürgünde kaldı. lenin'in 1917'de finlandiya'ya gitmesinin ardından sverdlov'la birlikte partinin yönetimini üstlendi. ekim devrimi'nden sonra lenin'in başkanlığındaki sovyet hükümetinde milliyetler halk komiseri oldu.
lenin'in ölümünden az önce komünist partisi genel sekreteri oldu. 1920-1930'larda sağ ve sol ideolojik mücadele adına binlerce insanı sürgünlere gönderdi. özellikle bu sürgünler ve idamlar yoğunluklu olarak türkler’e karşı oluyordu. stalin iktidarın için her yol meşrudur sözünü tam anlamıyla uygulayarak binlerce insanın ölümüne sebep oldu. milyonlarca insan bu yolda öldürüldü.
josef stalin, sovyetler birliğinde, bir tek ülkede sosyalist kuruluşun savunucusu oldu. "planlı ekonomi", "kollektivizasyon" ve "endüstrileşme" uygulamaları ile 1928-1936 yılları arasında sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği'nde köklü dönüşümlerin gerçekleştirilmesini sağladı. ikinci dünya savaşı sırasında parti liderliği, hükümet başkanlığı ve sovyet orduları başkomutanlığı görevlerini birarada yürüttü. 5 mart 1953'te öldü.
owencan 02.01.2007 17:59
#166074
6.
lakabı olan 'stalin' rusça'da çelik anlamına gelir.
witchorexia nervosa 21.06.2007 10:40
#487178
9.
insan kasabi.inanilir gibi degil,sevenleri dünyada kaldimi artik bilmiyorum ama, halen türkiyede pesinden giden daha bir sürü kazma var.
pekmez 26.06.2007 03:40
#501682
10.
sibirya'ya sürgüne gönderdiği onca masum insan dışında, 55 milyon insanın ölümünden sorumu tutulmaktadır.
spiritsoldier 26.06.2007 03:43
#501684
11.
1952 de yaptıgı konuşmanın sonundaki cümlelerle, beni kaba etimden güldürmüş insan, great diktatör.
sovyetler birliği komünist partisi
xıx. kongresi kapanış toplantısı
konuşması
yoldaşlar,
kongremiz adına, kongremizi varlıkları ile onurlandıran bütün kardeş partilerin ve grupların temsilcilerine ya da ona selâm mesajları sunan bütün kardeş partilere ve gruplara teşekkür etmeme, dostça selâmları, başarı dilekleri, güvenleri için onlara teşekkür etmeme izin veriniz.
bu güvene ayrı bir önem vermekteyiz, çünkü bu güven, partimizi, halkların aydınlık geleceği uğruna savaşımında, savaşa karşı savaşımında, barışı sürdürmek için verdiği savaşımda destekleme kararının bir ifadesidir.
kudretli bir güç haline gelmiş bulunan partimizin, [sayfa 187] artık desteğe gereksinmesi kalmadığını sanmak bir yanılgı olurdu.
bu yanlıştır. partimizin ve ülkemizin her zaman yabancı ülkelerdeki kardeş halkların güvenine, sempatisine ve desteğine gereksinmesi olmuştur ve olacaktır.
bu desteği aşağıdaki özellik ifade etmektedir: herhangi bir kardeş partinin, partimizin barışçı isteklerini desteklemesi, aynı zamanda, onun, barışın sürdürülmesi için savaşımında kendi halkının desteklemesi anlamını taşımaktadır. 1918-1919 yıllarında ingiliz burjuvazisinin sovyetler birliği'ne karşı yaptığı silahlı saldırıları sırasında, "rusya'dan ellerinizi çekin" sloganı ile ingiliz işçileri savaşa karşı savaşımı örgütlediklerinde, bu bir destekti; bu, önce kendi halklarının barış için verdiği savaşımında ona sağlanan bir destekti ve aynı zamanda, daha sonra sovyetler birliği'ne bir destekti. thorez yoldaş ya da togliatti yoldaş, halklarının, sovyetler birliği halklarına karşı savaşmayacağını ilân ettikleri zaman, bu bir destekti, bu önce barış için savaşım vermekte bulunan fransa ve italya işçilerine ve köylülerine bir destekti ve, aynı zamanda, sovyetler birliği'nin barışsever isteklerine bir destekti. karşılıklı desteklemenin bu özelliği, partimizin çıkarlarının, barışa tutkun halkların çıkarları ile karşıt olmak yerine, onlarla ayırdedilmez şekilde kaynaşmaları ile açıklanabilir. sovyetler birliği'ne gelince, onun çıkarları, bütün dünyada, barış davası ile kesin olarak ayırdedilmez durumdadır.
partimizin kardeş partilere karşı borçlu kalamayacağı ve kendisinin de bu partilere ve, aynı zamanda, onların halklarını, bağımsızlık savaşımlarında, barışın korunması savaşımlarında, desteklemesi gerektiği anlaşılır. bilindiği gibi, partimiz de, tamamen böyle hareket etmektedir. 1917 yılında, partimiz, iktidarı ele aldıktan sonra, ve kapitalistlerin ve büyük toprak sahiplerinin [sayfa 188] boyunduruğunu tasfiye etmek için fiilî önlemler uyguladığı zaman, kardeş partilerin temsilcileri, partimizin yiğitliğine ve başarılarına karşı hayranlık duyarak, kendisine dünya devrimci ve işçi hareketinin "hücum tugayı" unvanını takmışlardı. bununla, "hücum tugayının başarılarının kapitalizmin boyunduruğunun altında inleyen halkların durumunu hafifleteceği umudunu ifade ediyorlardı. hele ikinci dünya savaşı döneminde, sovyetler birliği, alman ve japon faşist baskısını ezerek, asya ve avrupa halklarını faşist kölelik tehdidinden kurtardığında, partimizin, bu umutları haklı çıkardığını sanırım.
kuşku yok ki, "hücum tugayı" tek oldukça ve bu öncü rolünü aşağı yukarı hemen hemen tek başına oynaması gerektikçe, bu onur rolünü yerine getirmek pek güç olmuştur. ancak bu, geçmişe aittir. şimdi durum tamamen değişmiştir. şimdi, çin'den ve kore'den çekoslovakya'ya ve macaristan'a kadar, halk demokrasileri ülkeleri biçiminde, yeni "hücum tugayları" ortaya çıkmıştır, şimdi, partimiz için savaşım vermek kolaylaşmıştır ve çalışmanın kendisi de daha neşeli bir şekilde sürdürülmektedir.
henüz iktidara gelmemiş bulunan ve burjuvazinin şiddet yasalarının ökçesi altında çalışmakta olan komünist, demokratik ya da işçi ve köylü partileri, özel bir ilgiye lâyıktır. kuşkusuz onlar için çalışmak daha zordur. oysa, onların çalışmaları, bizim, rus komünistlerinin, çarlık döneminde, ileriye doğru en küçük hareketin en vahim cinayet diye adlandırıldığı zamanlardaki çalışmalarımız kadar güç değildir. oysa, rus komünistleri dayandılar, güçlükler karşısında korkmadılar ve zaferi sağladılar. bütün bu partiler için durum aynı olacaktır.
neden aslında bu partilerin çalışmaları çar dönemindeki [sayfa 189] rus komünistlerininki kadar güç değildir?
birincisi, çünkü gözlerinin önünde sovyetler birli-ği'nin ve halk demokrasilerinin savaşım ve başarı deneyimleri bulunmaktadır. bu yüzden, bu ülkelerin yanılgı ve başarılarından yararlanabilirler ve böylece çalışmalarını kolaylaştırabilirler.
ikincisi, çünkü kurtuluş hareketinin esas düşmanı, bizzat burjuvazi başkalaşmış, ciddî şekilde değişmiştir, daha gerici olmuş, halkla bağlarını kaybetmiştir ve bu yüzden zayıflamıştır. bu durumun da devrimci ve demokratik partilerin çalışmalarını kolaylaştırması gerektiğini kavramak kolaydır.
eskiden burjuvazi liberalizm oyununu oynayabilirdi, burjuva demokratik özgürlükleri savunur ve böylelikle halka hoş görünürdü. şimdi artık burjuva liberalizminden iz kalmamıştır. sözümona "kişi özgürlükleri" yoktur artık, kişi hakları şimdi artık yalnızca sermaye sahiplerine tanınmaktadır, ve geri kalan yurttaşların hepsi, ancak sömürülmeye yarayan bir insan hammaddesi sayılmaktadır. insanların ve ulusların hak eşitliği ilkesi ayaklar altında çiğnenmektedir, bunun yerini, bütün hakları sömürücü azınlığa tanıyan ve sömürülen yurttaşlar çoğunluğunu haklardan yoksun bırakan ilke almıştır. burjuva demokratik özgürlükler bayrağı, geminin bordasından denize atılmıştır. eğer siz komünist ve demokratik partiler temsilcileri, halkın çoğunluğunu çevrenizde toplamak istiyorsanız, bence, bu bayrağı başınızın üstünde yükseltmek ve ilerilere taşımak size düşmektedir. bu bayrağı sizden başkası yükseltemez.
eskiden burjuvazi ulusun başı sayılırdı, ulusun haklarını ve bağımsızlığını savunurdu, bunları "her şeyin üstünde" sayardı. bugün artık "ulusal ilke"den iz kalmamıştır. bugün burjuvazi, ulusun haklarını ve bağımsızlığını dolarla trampa etmektedir. ulusal bağımsızlık [sayfa 190] ve ulusal egemenlik bayrağı geminin bordasından denize atılmıştır. eğer siz, komünist ve demokratik partiler temsilcileri, yurtsever olmak istiyorsanız, ulusun yönetici gücü olmak istiyorsanız, bu bayrağı başınızın üstünde yükseltmek ve onu ilerilere taşımak hiç kuşku yok ki size düşer. o bayrağı sizden başkası yükseltemez.
işte bugün durum böyledir.
besbelli ki, bütün bu koşulların, henüz iktidara gelmemiş olan komünist ve demokratik partilerin çalışmalarını kolaylaştırması gerekir.
bu bakımdan, sermaye tahakkümünün devam ettiği ülkelerde kardeş partilerin başarısına ve zaferine güvenmek gerekir.
yaşasın kardeş partilerimiz!
kardeş partilerin yöneticilerine sağlıklar ve uzun ömürler!
yaşasın halklar arasındaki barış!
kahrolsun savaş kundakçıları! [sayfa 191]
14 ekim 1952
kaynak: http://www.kurtuluscephesi.com/stalin/sonyazilar.html
persona non grata 22.08.2007 14:30 ~ 14.11.2007 05:55
#626318
12.
herhangi bir rus liderde olmayan meymenet bittabi kendisinde de yoktur. halklar arasi barisi savunurken ezdigi bir suru halki hasir alti etmis gibi gozukmektedir veyahut kendine komunisttir. sosyalist devrim, kominizm, sosyalizm sadece teoride guzeldir. uygulamada araya giren insan faktoru her zaman -tartismasiz- durumu bok etmistir etmeye de devam edecektir.
gucu eline alan karsitlarini acimasizca ezmektedir. bunu en asiri sekilde yapanlarin da sosyalist rejimler olmasi dusundurucudur, ironiktir. sergio leonne nun da dedigi gibi, sosyalizm iyi ama insanlar kotu.
dwight 22.08.2007 14:53
#626354
13.
hiç yoktan rusya'yı baştan yaratmış olan lider. ülkesini sıfırdan uzaya kadar taşımıştır. kullandığı yöntemler asla tasvip edilemez belki ama kurtarmak bazen büyük fedakarlıklar ister.
bir gün tren yolu yapımı için askerlerine o civarda yaşayan, eli kazma kürek tutan herkes yapımda görev alacak, toplayın der. askerler halkın çoğunun çalışmadığını söylerler geri gelince. rus lider çalışanları getirin, diğerlerini topluca kurşuna dizi, dozerle aynı yere gömün der.
andjustice4all 21.04.2008 22:49
#899874
14.
kendisinden sonra başa gecen sovyet lideri kruscev ikinci dünya savasına sebebiyet vermekle suçladığı sovyet lideri.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=179237
peynir gemisi 09.05.2008 14:52
#916528
15.
komünizmi savunan, tüm dünyada uygulanmasını isteyen ve dünyanın iki kutba ayrılmasında en büyük pay sahibi kişi.
sozdemir 25.07.2008 01:46 ~ 02:16
#983513
16.
bugünki gürcistan topraklarında doğmuştur. çocukluğu annesiyle geçmiştir. annesi geçimini sağlamak için çamaşıra gidermiş ve daha fazla para için muhtemelen patronuyla da yatarmış.
stalin bir süre sonra evden kaçmış, sonrası malum.
feline 17.10.2008 22:56
#1059231
17.
gürcü olduğu için gürcistan'a kıyak yapmış abhazya ve güney osetya'yı alakasız bir biçimde gürcü topraklarına dahil etmiştir.
meczup 17.10.2008 22:57
#1059236
18.
gürcü olduğu için gürcistan'a kıyak yapmamış. oradaki rus hakimiyeti için kurması gereken denge politikaları nedeniyle bölgeyi parçalayıp bölüştürmüş eski sovyet lideri.
feline 17.10.2008 22:59 ~ 23:02
#1059241
19.
zamanında 2 dunya savası sonrası paylaşım yapılırken ;
''biz milyonlarca ölü ile bu savasta en buyuk bedeli ödedik , bütün doğu avrupayı istiyoruz'' diyerek galip devletleri şok etmiştir.
1 a 17.10.2008 23:10
#1059271
20.
dini egitim yapan bir liseden mezun olmustur.
mezarbekcisi 17.10.2008 23:11
#1059273