insanın dünya denilen alemde, “birden çok sorunla aynı anda baş etmek zorunda olması” anlamına gelir… aslında plesenta halinden çıkıldığı anda, bu işe her “insan” isteyerek yahut istemeyerek başlar, birçok cephede aynı anda savaşmaya…
olaya önce, sen bir düşman askeriyle başlarsın. onu yok etmeye vehayut sonlandırmaya çalışırsın. tam onu bir hal çaresine koyduğunu düşündüğün ve sorunu yok ettiğini hissettiğin anda, hiç ummadığın bir yerden ağır makineli tüfeklerle darbe aldığını fark edersin. bu sefer, ağır makineli tüfeklerin sende açtığı yaralarla uğraşırken, ve bu silahı kendine özgü yöntemlerle yok etmeyi düşünürken, daha önceden yarım bıraktığın sorunun da, aslında yok olmadığını ve sana saldırdığını fark edersin… arkasından daha önceden varlığından bile haberdar olmadığın onlarca silahın hepsinin sana doğru yaklaştığını görürsün… her seferinde kendine özel yeni silahlar icat edersin, her seferinde düşman askerlerini geri püskürtmenin verdiği hazzı sonuna kadar yaşamak istersin. lakin bir sorunu yok ettiğin anda yerine yenisi ve daha zoru gelir. bu sefer farklı taktikler geliştirirsin, arkasından oyunun içinde uzunca bir zamandır bulunduğunu da hatırlayarak, artık “savaşı kanıksadığını” ve eskisi gibi canını yakmadığını düşünürsün…
ama o anda bir bakarsın ki, aslında delik deşik olmuşsun.. avuçlarına düşen kanların, “senin kazandığın” anlamına gelen kanlar değil, senin yaralarından düşen kanlar olduğunu algılarsın… delik deşik olmayı fark etmekten daha kötüsü, o yaralarla savaşmaya devam etmek zorunda olmayı bilmektir…döngüsel tekrarlar oluşur beyninde, sen bu halkanın içinde bi yerde sıkışırsın… her defasında yeni yaralara sahip olmanın yaratacağı acıları hayal ederek, eski yaralarla uğraşmanın vereceği rahatsızlığı bilerek, çemberin içinden çıkış yolunu ararsın…
ancak en kötüsü, artık savaşmak tan yahut kazanmaktan “bıkıldığı” an yaşanır… artık önüne konulan bütün “kazanımlar”ın bir şey ifade etmediği bilindiği vakit, önce “birşeylerin” değişebileceğini zanneder insan… akabinde, bu oyunun içinde, “kazanmak” yahut “kaybetmek” için değil, sadece “savaştırılmak” için bulunduğunu anlarsın... bunu fark ederken bile “savaşmak” zorundasındır. yine de vazgeçemezsin...
herkese, kendi cephesinde başarılar diliyorum. lakin, ufak bir rica, “nevi nizden” olanlara saldırmayın, aksi halde savaşılacak konu bol… mensubu bulunduğunuz “insanlık” tanne kadar farklı düşündüğünüzü düşünseniz de, var olan tüm insanlar ile, aynı oyun içindeki aynı irrasyonel kazanımlar için uğraşıyorsunuz…
elhasıl, hayat bizi sömürüyor, sömürmeye devam edecek,geriye bir deri-bir kemik kalana kadar… akabinde, onu da toprakta çürümeye terk edecek. tıpkı, şu anda “adını bile bilmediğimiz” dedemizin dedesine yaptığı gibi… tıpkı torunumuzun torununa yapacağı gibi…
1.