1.
sabahattin ali'nin 1940 yilinda yazmis oldugu romani. bizden cok önce yazilmis gibi görünse de hâli hazirda entel dantel takilan, kendisiyle celisen ve de "seytana uydum" diyen istanbullu kücük burjuva takimini tiye alisi bu gün icin bile isik tutucudur.
yayinlandigi dönemde milliyetici kesim tarafindan topa tutulmustur. bunun sebebi artik ölüm döseginde kitabin kahramaninin "icimdeki seytan benim" demesinden mi kaynaklanmaktadir, onu bilemeyecegim. siddetle okunmasi tavsiye edilen kitaplardan biridir, ki zaten sabahattin ali'nin öykücülügü de dillere destandir.
kalihora 25.04.2007 18:30
#350319
2.
sabahattin ali'nin kuyucaklı yusuf'tan sonraki en başarılı uzun öyküsüdür.
istanbul'un beyazıt, eminönü, sirkeci, beyoğlu gibi yerlerini yaşatır size ön cephede yazar. hemen her şeyi yapabilecek gücü ve zekâyı benliğinde taşımasına karşın, ömer'in hemen hiçbir şeye vakıf olamamasındaki küçük burjuva zaaf; kuyucaklı yusuf'taki yusuf'un çaresizliğiyle benzerlik taşısa da, yusuf küçük burjuva komplekslerden uzak, çabalayan, taşı sıksa suyunu çıkartacak ancak zemin ve insan yabancılaşmasından cihet bu noktada müthiş sıkıntılar yaşayan bir anadolu genciydi. ömer'i küçültmemekle birlikte zaaflarını gayet sarih ortaya koyar yazar. sabahattin ali, eserini "içimizde şeytan falan yok azizim, şeytan; senin çıkmazlarını, güçsüzlüklerini, başarısızlıklarını çevrelediğin uydurma bir maskedir" minvalli bir sonuçla bitirir. daha ayrıntılı bilgiye ne hacet şu an. hakikaten muazzam bir eserdir.
milliyetçi güruh tarafından topa tutulmasının en mühim ciheti ise; sabahattin ali'nin öyküde nihal atsız'a inceden inceye ayarı vermesidir.
lamazibici 25.04.2007 18:39 ~ 25.04.2007 18:52
#350344