böyle bir daral gelmesi...böyle bir midede top tasima, böyle bir afra tafra halet-i ruhiyesi. yasli teyzeler bunu deyince kacmak gerenkiyormus haci. o zaman gözlüklü ve cirkin cocuklar ölüyor.
kalihora 22.09.2008 19:37#1037790
· cayvesigara …
· cristiano ronaldo (4) …
· tatli dillim (3) …
· bilgisayar …
· osmanli cumhuriyeti (3) …
· lush fresh …
· fresh line …
· 30 ocak 1933 (2) …
· konusmama hakkina sahipsin …
· nuseyin onyango obama (2) …
· 29 kasim 2008 fenerbahce besiktas maci (2) …
· kibris liselerinde striptiz skandali (2) …
· anayasa mahkemesi nin belediyelerin burs vermesine olanak saglayan yasa maddesini iptal etmesi (18) …
böyle bir daral gelmesi...böyle bir midede top tasima, böyle bir afra tafra halet-i ruhiyesi. yasli teyzeler bunu deyince kacmak gerenkiyormus haci. o zaman gözlüklü ve cirkin cocuklar ölüyor.
kalihora 22.09.2008 19:37çok güzel geçmiş bir günün ardından birden bastırıyor şerrefsiz!
sinsi sinsi.. fordcu gibi. şerrefsiz! daha 1 saat önce alemin kralıydın ulan, noldu? nedeni bilinmez ya genelde. külahıma anlat sen. bal gibi de biliyosun, biliyosun da hem bilmek işine gelmiyor, hem de emin olamamak güzel. çok ekmeğini yemişiz, dar gün dostu..ama sıkıntının ilerledikçe ona yol açandan kopup, bağımsızlaşması ve insan ruhunda tek başına yaşamaya başlaması durumu var bi de. (buna nasıl ulaştık peki? yeme beni aslanım) ( yeğenim senin de gözünden bir şey kaçmıyor yahu) [şimdi gençler]; bizim bu sıkıntıya verdiğimiz değer sebebiyle duyumsamamız olayı..bu değerle sıkıntıyı meşrulaştırmış oluyor ve varlığının ötesine koyduğun değerle, bir anlamı olmadığını bildiğin halde sıkıntıyı doğruluyoruz. öf.
(kızın montu yere düşmüştü söylesem mi diye düşündüm, her yere her şeye bi atlama diye susturdum kendimi. niye söylemedim lan! hava soğuk, sarıncak montuna. tuvalete girdikleri ayaklarıyla basıyolar...kes. öf.)
düşünsene mesela; şimdinin canileri, psikopatları, serserileri, ayyaşları küçükken ‘ben büyüyünce doktor olucam, öğretmen olucam’ demiş insanlar..çok fena değil mi? çok sinir bozucu değil mi?
bi hatun düşün.. bu ay 'sevgili' diye adlandırdığı, halk arasında 'karşı cins' diye tabir ettiğimiz bir birey edinmiş bi yerlerden. iki lafından biri bu. hayatının ‘en’ bi şeyleri yapma telaşında. çok acele ama.. yetişmesi gereken bi yer var kesin. ee ama sürgü iskeleye verilmeden vapurdan atlamamlısınız. öf. iki gün sonra aynı birey için küfrettiğini düşün şimdi de. (bağla kayhan’ı) ne oldu caan? kokuyosunuz lanetler. aynı adamlar her farklı günde başka bir şeyi hayatın tadı ilan ediyor görüyorum, ses edemiyorum, patlıyorum sıkıntıdan.ooo .. fff.
‘’acı insanın büyülü bir düş dünyasında yaşamasını sağlar; bu dünyada sıradan, gündelik şeyler bile şaşırtıcı heyecan verici, her zaman sıkıcı olmayan bir nitelik kazanır. ruhla gerçeklik arasındaki boşluğun farkına varmamıza yardım eder; bizi yüceltir, gerçekliği ve kendi gövdemizi bizden uzak ve tuhaf şeyler olarak görmemizi sağlar. acının eğitici etkinliği budur.’’
bunun daha az tiksinç olanı yok muydu be amca? hem; bu da kalıp değil mi be amca, bu da rol. az daha tutarlısı, kapsamlısı..
‘bütün yaşama gücünü tüketen, seni yeni patlamış bir tüfek gibi hala sıcak ve sarsıntı içinde bırakan bir şey yazmış olmak; yalnız bildiğinisandığın şeyleri değil, kuşkulandığın, hayal ettiğin şeyleri, sarsıntıları, karanlık gölgeleri, bilinç altını ortaya dökmüş olmak..’ peki bu gerçek hayatta ne işime yarıycak?
dante açık adres ver geliyorum. (inferno’ya da selam olsun, hey gidi..)
iç sıkıntısı mantığa aykırıdır. mantık bize aykırı olmasın, biraz ulan bari. çok değil. bir az.
bir nedeni olsada ona sıkılsam haliidir.her seferinde bir bokluk yaşanıcağını gösterir.düşündükçe artar görmezden gelmek gerekir.
elinin koru cumartesi, 12:29bünyenin eylemsizlik halidir. neyle uğraşırsanız uğraşın, iki dakika unutursunuz sonra yeniden aynı ateşin kollarında bulursunuz kendinizi.
slaw cumartesi, 12:35