cikardigi birbirinden guzel albumlerle genelde sol kesime hitap eden muhtesem grup
<bkz: ben bir sira neferiyim sosyalizm yolunda>
#8188
+ ibne yazar (2)
◊ 1992 avrupa futbol sampiyonasi (2)
+ seckin (2)
+ salgam
+ uzerinde allah yazan et (2)
+ ideal penis boyu (11)
+ faysal
+ turkcell
◊ yusuf halacoglu nun gorevden alinmasi
◊ usta binici at secmez (2)
◊ sozluk darbesi (9)
+ mors alfabesi (2)
◊ yaran msn diyaloglarindaki aptalca muhabbetler
◊ bir kadinin agzina bosalmak (2)
+ since i ve been loving you (2)
◊ gecenin bir yarisi alarmi calisan mekan (3)
+ istemiyorum baba (3)
◊ gecenin bir yarisi birbirine vuran cisim sesi duymak (7)
+ papaz
+ yilan
+ iphone 3g (2)
◊ columba livia (2)
cikardigi birbirinden guzel albumlerle genelde sol kesime hitap eden muhtesem grup
<bkz: ben bir sira neferiyim sosyalizm yolunda>
sag kesmin dinleyemeyecegi, kaldiramayacagi topluluk.sagciysaniz ve dinler dinler kaldiramaz sonra bir daha dinlerseniz ya sonunda elemanlara kufur edersiniz ya da elemanlara tehdit dolu mailler atarsiniz..* * <bkz: ben sagci degilim> <bkz: ben sarhos degilim>
<bkz: efkan şeşen>
ideolojiisinde giderek bir sapma yaşanmış olmasını grubun üyelerinin çok değişmi olmasına bağladığım aslında çok sevdiğim ama propagandayı biraz fazla kaçırdıklarını düşündüğüm kucaklaşma gibi muhteşem bestelerine yakışmayacak saçma şarkılarının da oldupu aama kabul etmek lazım ki çok iyi müzisyenlerden oluşan gerçekten efsane bir grup olmakla kalmayıp çocukluğum herşeyim... toz konduramadığım beyaz örtüm
grup yorum, şahsiyetlere indirgenmiş gruplardan değildir.. gidenler, gitmek zorunda bırakılanlar vardır içlerinde, gelenler olur... hep bir değişim vardır; ama bu grup, onu meydana getirenlerle anılmayan bir gruptur.... grupta ilk varolanlardan biri benim bildiğim kadarıyla şu anda lüleburgaz belediye bandosunda çalışmaktadır.
ideolojiler tarafından etkilenmiş, kendi capında dövünüp duran muzisyenler. saygı duyusum sadece muzik yapıyorlar diyedir.
alıntıdır
biz kimiz?
12 eylül darbesi, geçici olarak burjuvazinin krizine derman olurken, devrimciler başta olmak üzere halka karşı büyük bir terör hareketi de başlattı. cunta, kendi şablonlarına uymayan kişi ve kurumları, fiziksel olarak ya yok ediyor ya da rehabilitasyon için hapishanelere dolduruyordu.
aynı günlerde, halkı savunmak için en önde mücadele etmesi gereken sol hareketlerin büyük bir bölümü; yenilginin ve teslimiyetin teorilerini yapıyor, bir kısmı da yurtdışına çıkmayı tercih ediyordu.
ülke suskundu. yüreğiyle, kopmaz bir bağla devrime bağlananlar ise dağlarda, hapishanelerde ölüyor, cuntaya teslim olmuyordu. çıkan tek ses, dört duvar ardında ölüme direnenlerin sesiydi.
darbenin etkisi sadece fiziksel olarak yaşanmıyordu. cunta, halkın değerlerine ve yaşam biçimine de el atmıştı. yepyeni bir kuşak, yepyeni bir kültürle ve ahlakla yetişiyordu: düşünmeyen, üretmeyen, korkan, sinen bir kuşak... kültürel ve sanatsal faaliyetlerde yapılacak olan müdahaleler, cuntanın hazırladığı yeni şekillenme dönemi için önemli bir silahtı. cunta, bu alanı da tepeden tırnağa restore etmek için kolları sıvamıştı. önce okullardan başladılar, ardından sanatçı ve aydınlara sıra geldi. kimini tutukluyor, kimine gözdağı veriyor, korkutuyordu. bu dönemde aydınlar ve sanatçılar tarafsızlaşıp yanıbaşında olup bitene seyirci kalmaya başladı. kısa süre içerisinde de dönen çarkın bir parçası oldular. söylenene bakılırsa pekçoğu hala "demokrat"tı.
kısacası, halk, kendi kültürüne sanatına yabancılaştırılıyor, emperyalizmin yoz değerleriyle, sanatıyla, medyanın da yardımıyla vurdumduymaz, umursamaz bir kitleye dönüşüyordu.
hep böyle süremezdi. birileri bu gidişe "dur" diyecekti. belki, belki küçük bir ses olacaktı ama büyüyeceği kesindi. hapishanelerden yükselen direniş çağrısını önce analar aldı. çağrı yayıldı. artık yol açılmıştı.
grup yorum, işte böyle bir dönem yaşanırken kuruldu. "eylül karanlığında ışık, suskunluğa ses olmak istedik. kendimizi ifade biçimiydi müzik. kardeşliğin, eşitliğin, paylaşmanın düşüyle düştük bir uzun yürüyüşe. sevgi bizimle, umut bizimleydi. sömürüsüz ve özgür günlerin özlemi bizimle..." çıkışımız bir bakıma 12 eylül’e bir tepki niteliğindeydi ama orada kalamazdık, kalmadık da. zaten durağan hiçbirşeyin yaşama hakkı yoktur. gelişim kaçınılmazdır. gelişim sancılar yaratsa da gelişmeyen yok olur, ölür.
gelişmeli kökleşmeliydik. her alanda, her yerde. düzenin karşısına halkın demokratik kültürünü ve sosyalist tarihsel birikimini, kuramlarını dayanak alarak yeni bir müzik, yeni bir tarz yaratmayı amaçladık. üretimlerimizin, halkı içinde bulunduğu dönemin karamsarlığından kurtarıp, onlara mücadele bilinci taşımasını istedik. statükoları ve kalıpları yıkmayı amaçladık. ticari kaygılardan uzak olmalıydık. özellikle o dönemde yaşanan arabesk furyası, zaten çeşitli sıkıntılarla savrulan insanlarımıza kaderine mahkum olmayı öğütlüyordu. biz, oturduğu yerden kaldıran, silken, coşku veren, motive eden şarkıların üreticisi olmayı hedefledik. geçen bunca zaman içerisinde bunu başardık diyebiliriz.
ekmekten aşka ve kavgaya kadar halkımızın bütün sorunlarını müziğimize katmaya çalıştık. düzen, bireyciliği dayattıkça biz kolektivizmi ve paylaşmanın erdemini savunduk. bugüne kadar yüceltilen burjuva sanatçı kişiliğine darbeler vurduk. işe doğal olarak kendimizden başladık. isimleri, kişileri değil grup yorum’u öne çıkardık. kendi alanımızın koşullarını yorumlayarak populizm, elitizm türünden her türlü sapmaya tavır aldık.
egemenlerin bizden çaldığı tarihsel mirasımızın peşine düştük. onların ışığında yeniyi yaratmaya yöneldik. hep bizim olan ama hep gelişen türkülerin sevdasını güttük ama kuşkusuz bunu tek başına bir "müzik grubu" olarak yapsaydık bugüne kadar yaşadığımız baskıların zerresini yaşamazdık. yada ilk zorlukta parçalara ayrılırdık. biz bu görevi devrimci mücadelenin bir alan faaliyeti olarak kavradık. müziğimizi sınıfsal olarak ele alıp, onu, ezilen sınıfların mücadelesine sunduk.
işte grup yorum’un düzen açısından tehlikesi bundandır. sözümüzle, tek tek her notamızla ezilenleri devrime çağırdık. yani uyuyan devi uyandırma aşamasında tartışılmaz bir pay sahibi olduk. "tehlikeli" oluşumuz bundandır. düşüncelerimizin, söylediklerimizin ardında durduk.
kültür ve sanat sınıfsal bakış açısı ile değerlendirilmelidir. bütün kültürel-sanatsal değerler bir sınıfın damgasını taşır, ait olduğu sınıfın yararınadır. tıpkı ekonomi gibi, devlet, hukuk gibi rehberi siyaset olan sanat da sınıfsal bir şekillenme içinde yerini alır, belli bir sınıfın duygu ve düşüncelerini yansıtır. yani ezen sınıfa yada ezilen sınıfa hizmet eder. biz zor olanı seçtik. ezilenlerden yana olduk.
elbette sosyalist öğretiye benimsemek, halkın çıkarlarını savunmak, sanatı devrimci bir araç olarak kullanabilmek için yeterli sayılmaz. muhakkak ki sosyalist ögretiyi benimsemek ve halkin çikarlarini savunmak, sanati devrimci bir araç olarak kullanabilmek için yeterli sayilamaz. emekçi yığınların arasından çıkarak toplumsal gelişme dinamikleri içinde yeralabilenler devrim için sanat yapabilirler.
kurulduğumuzdan bu yana tavizsiz, ilkeli bir şekilde sanatsal faaliyetlerimize devam ediyoruz. yeniyi yaratma çabası içerisindeyken de hem sanatsal, hem eylemsel bir çok ilke imza attık. ilk olmanın, karşı koymanın bedelleri vardır. bunu biliyorduk ve ilk olmanın bedellerini ödedik, ödemeye devam ediyoruz. yaşadığımız her günün bedeli fazlasıyla ödenmiştir.
ilk tutukluluğumuz 1988 yılında, bir konserde söylediğimiz kürtçe türküden dolayı yaşadık. bu türkü, 12 eylül sonrasında söylenen ilk kürtçe türküydü. bugün bizi eleştirenler önce bunu öğrenmelidir. o kapıyı da biz açtık.
sonra mersin... bütün yorumcular tutsak düştü ama dışarıda grup yorum konserlerine devam etti. kaç kere gözaltına alındık, kaç kez tutsak düştük, kaç kez işkence gördük artık biz de sayısını bilmiyoruz. nasıl böyle direndiğimiz merak ediliyor? ektiğimiz fideler tuttuğu için. "türküler susmaz halaylar sürer" sloganının anlamı da budur.
hak arama mücadelesinin içinde yer aldığımızı hep söyledik. bunun için işçilerin memurların, öğrencilerin ve gecekondu halkının hep yanında olduk. onlarla birlikte direndik. kendi hakkımız için de direndik. çalışmalarımızı başından bu yana sürdürdüğümüz ortaköy kültür merkezi’nin kapatılması, çalışmalarımızın engellenmesi ve konserlerimizin yasaklanmasını protesto etmekk için 1995 yılında chp istanbul il merkezi’ni işgal ettik. yalnız ülkemizde değil, dünyada bir ilktir bu eylem. grup yorum, sadece şarkılarıyla değil, herşeyiyle hesap soracak bir yüreğe sahiptir.
kar makinası yol açıyor...
zaman içerisinde açtığımız yolda yeni gruplar oluştu. şu anda bu grupların bir kısmı fiilen çalışmalarını sürdürmüyor olsa da bizimdir, kolektivizmimizin içerisindedir. ankara’ra da grup ekin, istanbul’da özgürlük türküsü, diyarbakır’da koma berfin, izmir’de günışığı, adana’da nisan güneşi, samsun’da karadeniz bunlardan birkaçıdır. yenileri de çıkacaktır.
grup yorum yol açmaya devam ediyor. üreterek, albüm yaparak, ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde konserler vererek, haklar ve özgürlükler mücadelesinin içerisinde kimi zaman şarkı söyleyerek, kimi zaman pankart taşıyarak yolumuza devam ediyoruz. bunların yanısıra devrimci sanatçı tavrımızla örnek olmaya yol göstermeye devam ediyoruz. demokratik kitle örgütlerinin, derneklerin etkinliklerine katkı sağlamak, dayanışma gecelerine katılmak, devrimci sanatçı duyarlılığımızla olmamız gereken yeri bilerek devam ediyoruz.
bütün bu saydıklarımız bizi, susturulması emredilen, tehlikeli görülen müzisyenlerin yeraldığı mgk listelerinde birinci sıraya koydu. onur duyuyoruz. baskının olduğu yerde en meşru olanı, direnmeyi seçtik ve baskı sahipleri tarafından hedef gösteriliyoruz. bundan daha zorlu ve onurlu birşey olabilir mi?
yıllarca çalışmalarımızı engellemek, bizi susturmak için herşeyi denediler. tutsak düştük, işkence gördük, yasaklandık, sınırdışı edildik. hiçbiri ama hiçbiri tutmuyor, tutmayacak. hiçbir karar bizi yolumuzdan döndüremez. shakespeare, "bir ulusun türkülerini yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür" diyordu. yasaları yapanlar, grup yorum adını duyduklarında "izin vermeyin, gözaltına alın, işkence yapın, tutuklayın" diyor. bize güvenenleri, bizlerle yola çıkanların güvenini boşa çıkartmayacağız. bize inananları utandırmayacağız. kazanana dek inandıklarımızdan zerrece taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz.
grup yorum
2004.05.25
kaynak: www.grupyorum.net
yerini munzur a bırakmış gibi gözüken grup.
<bkz: grup munzur>
protest yada özgün müzik türünün en iddialı en harbi en iyi temsilcisi.bir dönem fırtına gibi esmiştir.
bir vatandaşımızın(!!!!!!!) bu grup hakkındaki yorumu...
"es lebe pkk...es lebe grup yorum..es lebe öcalan...
devrim sehitleri ölümsüzdür... "
es lebe ne anlama gelir bilmem ama grup yorum un hoşuna gidecek bir yorum olduğu kesin.
devrim askı ile yanıp tutusan pek çok gence* gaz verip bu gençlerin dağlarda bok yoluna gitmesini sağlamış grup.genelde genizden sarkı söyleyen solistleri vardır bu grubun.aslında propangandanın bokunu cıkarmasalar müzikleri fena sayılmaz.
<bkz: dağlara gel>
temelde güzel müzik yapmakla beraber devrimci soylemleri nedeniyse teror orgütü pkk tarafından propaganda amaçlı kullanılan-ya da bilerek kullanmalarına izin veren(bu konuda ciddi suphelerim var) bir grup.
sevda türküsü, uğurlama, mabushane, gülebilmez, haziranda ölmek zor gibi birçok güzel parçanın sahibi gruptur.lakin diğer şarkı sözlerinden alıntı yapacak olursak;
alnında yıldızlı bere,
elinde mavzeriyle,
çıkıp dersim dağlarında
türkü söylemek var ya
oy cemo, cemo can..
bir diğeri için;
şu dersimin dağları vay le le le vay
şu dersimin dağları vay.
yiğitlerin o dağı vay le le le vay
yiğitlerin o dağı vay..
görüldüğü üzere yiğit olarak bahsedilenin mehmetçik olmadığı aşikardır.kimleri kastettiği açıktır.bu yüzdendir ki yukarıda sıralanan güzel şarkılarının da nezdimde hiçbir anlamı kalmamıştır.
<bkz: cav bella>
sol kesime hitap ettiği söylenen, fakat sağ-sol ayrımını kafamdan sildiğimden olacak ki, bir kalıba kendimi mahkum etmeden beğenerek dinlediğim grup.
özellikle "ateşin çocukları" ve "yıldızlar kuşandık" şarkıları yeni dinlemeye başlayacak olanlar için ilk önerilerim.
dinlenilesi topluluk.
avrupanın ve türkiyenin en çok yasal kaset ve cd satışına ulaşmıştır. kaset ce cdleri korsanları hariç olmak üzere 18 milyon satış yapmıştır, 2003 de elde ettikleri bu rekor halen kırılamamıştır. buna korsanları da ilave edersek sanırım büyük büyük bir rakam çıkar.
eski şarkılarını daha çok beğenirdim ’’ feda ’’ sonrası dönemlerde biraz tarz değişmiştir. ama yine eşsiz bir müzik grubudur. bir gün şayet yok olursa yerini kimin doldurabileceğini tahmin bile edemiyorum.
devrimci mücadelenin şarkılarla,türkülerle anlatmanın en iyi yolunu bizlere gösteren gruptur. bir okuldur aslında grup yorum bünyesinden onlarca sanatçı yetiştirmiştir hiçbir zaman halktan kopmamışlardır müziklerini hep halk beslemiştir ve onların devrimci mücadelesi.
sibel yalçın destanı
10 mayıs 2007 de ankara üniversitesi cebeci kampüsünde,11 mayısta ise odtü de konser verecek olan gruptur kendileri