umut’un maviye boyanmış hali.
bu şehirde
canı sıkılan sokak çocukları
yıldızları sayıyor geceleri.
ve hiçbiri
kaldığı yerden devam etmiyor,
çabucak bitmesin diye
gökyüzü.
*
#557229
◊ abdestsiz (2)
+ hakkat
◊ zerger
◊ evlenme cagina gelmek (3)
◊ asana
+ umutsuzluk (2)
+ bayar sahin (2)
+ sarildim kendime (2)
◊ ketebe
+ musluman erkekler (7)
◊ ladin
◊ barda oylece oturmak (2)
◊ cracktro (2)
+ imdb bottom 100 (2)
+ d grubu
◊ rumi
+ yaprakim (2)
+ hemsince
+ hayati seksten ibaret gormek (3)
+ lafmacun yazarlarinin siirleri
+ 2 agustos 2008 lafmacun org fasil zirvesi (2)
◊ abazanligin basa vurmasi (4)
+ felatun bey ile rakim efendi
+ seks konusunda turk kizlarindan yeterli verim alamamak
+ evrim
umut’un maviye boyanmış hali.
bu şehirde
canı sıkılan sokak çocukları
yıldızları sayıyor geceleri.
ve hiçbiri
kaldığı yerden devam etmiyor,
çabucak bitmesin diye
gökyüzü.
*
eskiden perinçek çevresi bu isimde bir gençlik dergisi çıkartırdı.
birçok eski ulus gibi eski türkler de gökyüzünü, yüksekleri kutsal yerler olarak kabul etmişler. bu gelenek hiç bozulmamış; türkler müslüman olmuş, devam etmiş.
türk divan edebiyatı’nda diğer orta doğu uluslarının edebiyatında olduğu gibi, gökyüzü, gezegenler, yıldızlar çeşitli mazmunlarla daima kullanılmış. bu dönemin inancına göre gökyüzü şu dokuz kattan meydana gelir(miş).
1.kat : ay______________güneş’in veziri
2.kat: merkür___________evrenin katibi
3.kat: venüs____________müzik
4.kat: güneş____________o bi’ sultan....
5.kat: mars_____________başkomutan
6.kat: jüpiter____________kadı
7.kat: satürn____________hazinedar
sekizinci kata feridun denirdi; farsça "sultan" anlamına gelen.
dokuzuncu kat "felek-ül a’zam" diye anılırdı. en yüksek kat anlamına gelen bu yerde peygamber isa oturdu.
(allah ile hz. muhammed bu katların manen de maddeten de üstünde düşünülür)
mavisi makbul, bulutsuz böyle. masmavisi. simdi isigin dalga boyu vesaire ile neden mavi oldugunu da aciklardim; ama bosver...gündüz masmavi olmali gökyüzü, aksam da yildizli laci. aksam üstü kan portakali kirmizisi...
anne gibi. anne değil de annenin koynu, kolları gibi. ne bileyim. en azından ben öyle düşünüyorum hep gökyüzünü. sertçe dolu da yağdırsa, sabah erken şebnemini yollasa da, fırtına ile uçursa da, hafiften rüzgarla gıdıklasa da, sel de verse, ince yaz yağmurlarını gönderse de hepsi bizim için. bir de hep gökyüzüne bakıyoruz, sanki anneciğimizi görebilmek istiyormuş gibi.