1.
bilerek mi yanina
almadin giderken
basinin yastikta
biraktigi
cukuru
guveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin dogrulugu kadar
beni senin gibi
bir de annem terk etmisti
ki gobegimde durur
onun yoklugundan
bana kalan
cukur
<bkz: sunay akin>
enigmatic 26.09.2006 17:46
#55654
2.
insan kendisine hayatın verdiği, ya da bir yerlerden kendince bulduğu bedeni, bir çocuk sevinciyle avuçlarının arasında sımsıkı kavrar, onu kaybetmek istemez sahiplenir. evet sahiplenir sımsıkı avucunda boğarcasına sarmalar lakin çoğu vakitlerde onun adını bilmekten öteye geçemez. sadece mecazi bir varlıktır o ismi belli cismi noksan...
oysa varettiğin dünyada olmazsa olmazlardandır. hayat döngünün onun çevresinde gerçekleştiğini hissedersin bu sebeple çok önemlidir senin için. ismi vardır onun, kendince uygun gördüğün ismi ve birde hissetiğin dokunuşu, hissetmediğin halde.
hayat çizginde sen ilerledikçe karşına hep çıkacak, sen gittikçe gelecek, sen koştukça hızlanacak, ardın sıra olacak. neredeyse hiç aklına gelmez, biraz ellerini açıp beyninin ve ruhunun birleştiği yerde uzunca bakabilmek. bakmayı beceremez ya da iki olguyu bir araya getiremezsin diyelim, gevşek bırakmayı denemekte mi zordur? evet zordur iki olgu arasında gidip gelmeler çözümsüzlüğün ta kendisi olup çıkmıştır karşına, elinden uçup gitmesi dayanılmazdır...
bıraksan ellerinden kayıp gidecektir, bel ki kendini kandırmalarındır sadece, hayalden ibarette olsa kayıp gidecektir, düş kırıklıkları kanayacaktır ellerin. kan kokacak, yara bağlayacak, acıtacak, sancıtacak avuçların bel ki çok derin kesikler açacaktır, unutmaya dair mücadelenin adı olacaktır. yeri geldiğinde yağmurlar ıslatıcaktır onu, güneş kavuracak, yaşam zorlayacak , kader yol sunacak ... ama asla senin olmayacak.
bırakta gitsinler sarar dört yanı acımasızca, nihayetini az çok biliyorsundur. belki izin vermek onunda bu yaşamı öğrenmesini beklemelisin öğrenmesini. elerindeki varedilişi hissetmelisin, avucunu kanatanı kayıp gideni hissetmeli, rahatlamalı sadece giderken ardı sıra seyre dalmalı ve döneceği vakti beklemektir .kim bilir bel ki zamanın bir yerinde sen olup çıkacaktır karşına. hiç beklemediğin tasvirini yapamadığın anda, ummadığın halleriyle. bakarsın tekrar avuçlarını istiyecektir senden, yarana derman olacaktır, bel ki bir daha kanatacaktır yaranı avuçların düş kırıklarıyla bir daha karşı karşıya kalacaktır.
anlayacaktır o anda kanatmayı değilde merhem olmayı acıyı sarmayı düşleri var etmeyi gerçeği benimsemeyi. zaman o dur ki avucunu kanatanı hissetmeyi, onun güzelliğinin varoluşuna inanmak çağlarıdır dokunduğun nesnenin güzelliğine, mecazi anlam değil, aslolan olduğunu işte o vakit alıp yüreğin en tepesine oturtma mevsimidir. gidip ardın sıra gelip yalnız koyanı ve yeniden yaşamı sunanı...
gribal 20.04.2007 09:39
#336079