1.
10 eylül 1897 de paris’te doğan yazar.. düşüncelerini nietzsche’ den ilham alarak olgunlaştırmış, düşüncede gerçeküstücülüğe yönelmiştir. georges bataille, 20. yüzyıl felsefesinde aykırı filozofların en aykırılarından biridir. edebiyatta kötülüğün yazarı olduğu gibi, felsefede de aşırılığın yazarıdır. nietzsche’nin ’tanrı öldü’ fikrinden yola çıkarak, yeni bir etik düşünceye yönelir. yalnızca bu yönelim bilinen etik yaklaşımları altüst etmekle kalmaz, temel kavramları da yerle bir eder. tanrı yerine iç deney’i, masumiyet yerine günahkarlığı, kesinlik yerine imkansızı, cinsellik yerine erotizmi ve pornografiyi, iyilik yerine kötülüğü, huzur yerine tehlikeyi öne alarak yeniden düşünür bataille.
’annem’ isimli kitabında annesiyle ensest aşk yaşayan bir çocuğu konu edinmiştir.
Slytanic 29.04.2007 - 19:34
#359763
2.
cinselliğin tinsellikle buluştuğu çok ince bir nokta vardır; kör bir nokta. alaşağı edilebildiği an sadist ya da mazohist incelmelere ve kalınlaşmalara maruz bırakan bu nokta, bedenin kötüye ve aşırıya bağlandığı noktadır.
hristiyan ahlakında kötüleştirilen beden fetişe sürüklendiği an gerçekte taşıdığı normalliği ve iyiliği o hristiyan ahlakındaki kötüye emanet eder. beden okşanmak istediği kadar yıpratılmak ve parçalanmak, dağılmak ve yok olmak da ister. bu arzu başka odaklar yaratmakla kalmaz, yıllarca beden ve cinsellik üzerine değinilmiş ve yaratılmış söylemleri ve pratikleri de ortadan kaldırır. vahi bir seksapatolojiye salınan ten artık yıpratıcıdır. bu kötülük ruhu ele geçirir ve ruh için değil kendisi için çalışan bir beden yaratır. sinemada david cronenberg’in geliştirdiği yeni et kuramı ya da david lynch’deki beden yapıbozumu buna birer örnektir.
peki tüm bu noktaların bataille ile ilgisi nedir ? : bataille gözün hikayesi ile pornografiyi yüceltir, laneti olağanlaştırır. beden organlarıyla bütün olarak açık ve keskin bir alandır. bu alanı yoketmek, bu alanda üremek birer acı deneyimidir. iç deneyin sadist ve yok edici ama aynı zamanda yaratıcı faydası buradan gelir. kendinden nefret etmeyen beden ve ruh kendini tanımlayamaz, kendini sevemez de. foucault’nun netleştirdiği o bedenin teknolojileri bedende sıkışan ben’in de teknolojileridir. yani tıptan psikiatriye, kerhanelerden tımarhanelere ve hapishanelere kadar beden kuşatılmıştır. bu modernizmişn yarattığı daraltma alanı suni bir özgürlük ve muhafaza yanılgısı getirir. oysa hapsedilen bataille ında kanıtladığı gibi saf et ve düşüncedir. bu saf et ve düşünce yeniden diriltilmeden masumiyet ve iyilik gibi sistemin sözceleri sadece halüsinatif ve demagojik kalacaktır.
bataille belki de bize parçalanmış cinsel organın da tahrik edici bir yanını gösterdiği için laneti ve iyiyi çok iyi bildiğini kanıtladı. kim bilir?
Absurd Bey 03.02.2008 - 02:40
#847987