gazeteci, yazar. tatli kadin.
redfloyd 19.05.2006 19:23#7718
· travestinin sira bende demesi (3) …
· yemekteyiz (2) …
· mahalle bakkalini tanimayan anti kapitalist gorunumlu luks muptela (3) …
· zirvenin yeri henuz belli degil ama buyuk ihtimalle taksim de olur …
· sagopa kajmer sarkilarinda gecen orijinal sozler …
· acar baltas …
· kucukken kol ve bacaklarini acarak kapiya tirmanmak …
· abdi ipekci …
· abbas cilga …
son kitabı "biz burada devrim yapıyoruz sinyorita" olan milliyet gazetesi yazarı, sevimli, alto sesine bittiğim kadın.
psyche 21.07.2006 20:24insanın kendisine birini örnek almak istemesinin salaklık olduğunu çürütebilecek nadir insanlardan...
zekasına bayılıyorum, cümlelerine bayılıyorum, bakış açısına bayılıyorum. döne döne okuyorum, yetmiyor milliyet arşivini tarıyorum zaman zaman...
beyin yüzeyindeki kıvrımların arasının, örümcek bağı bağlamayacağına inandığım kadın.
milliyetin en iyi köşe yazarlarından biri...
evlenmek istediğim kadın...
ıssız bi adaya düşsem yanıma alacağım 3 şeyin biri...
en orjinal yazarlarımdan.
harunyahya.org un azılı düşmanlarından biri.
29 aralıkta vizyona girmesi beklenen beynelmilel isimli filmde kendi deyimi ile "çirkin, gazeteci bir kızı" oyayacak olan, "küçük ama kilt bir rol"de görüleceği öğrenilmiş, şaşırtmış ve beni bir kez daha meraklandırmış kadın.
beynim_zonkluyor 14.11.2006 22:35sokaklardaki hukuksuzluk, sistemi sarsacak şiddete ulaştığında ne olacak? dünya, etrafımıza bir duvar örüp birbirimizi boğazlamamızı mı bekleyecek acaba?
rio'nun cidade de deus bölgesi, iki yıl kadar önce, uzun ve yüksek bir duvar örerek şehrin geri kalanından ayrıldı. brezilya, yoksulluk, açlık ve çaresizliğiyle hukuksuzlaşan şehir büyüklüğünde bir mahallesini, insanların birbirlerini öldürüp yok etmeleri için bir duvarın içine hapsetti. dışarıda kalanlarsa cidade de deus'tan gelebilecek "insan tehlikesine" karşı korunuyordu. insanlar artık huzurluydu; çünkü, insanlar, insanlardan korunuyordu! bu bölgenin ismi "tanrı şehri" idi; orada olanları artık sadece tanrı görüyor, oradaki hukuk ve adalet "allah'a havale ediliyordu". türkiye gazetelerinde küçücük bir haberdi bu; anlaşılmaz, önemsiz ve uzak bir mesele. ya şimdi? hâlâ o kadar "küçücük", uzak ve anlaşılmaz mı acaba?
esaslar ve olmayanlar!
geçtiğimiz hafta taksim ilköğretim okulu'nda silahlı bir çatışma oldu. her gün öğle saatlerinde başörtülü kadınların çocuklarını almaya gittiği bir okuldur bu. burada okuyanlar, hayli zengin semtin "hizmetlilerinin" çocuklarıdır. semtin "esas oğlanları ve kızları" zaten başka, uzak, pahalı okullarda okumaktadırlar. silahlı meseleden sonra acaba kimsenin çok da bir şey yapmaması, bu yüzden midir acaba? çünkü tuhaf bir tesadüf eseri, önceki hafta şişli terakki'de benzer bir olay olduğunda oradaydım ve gördüm "esas çocukların" nasıl korunduğunu. polis, okulun etrafındaki bütün yolları kesti, anneler arabalarıyla hemen olay yerine gelmiş ve hesap soruyordu. televizyon kanalları canlı yayına geçmişlerdi. demek ki çocuklar tıpkı insanlar gibi "esaslar" ve "olmayanlar" diye ikiye ayrılıyordu! daha baştan ayrılıyordu insanlar. "esas" olmayanların korunması "allah'a havale" ediliyordu!
trabzon'un çılgın hassasiyeti
trabzon'da geçen hafta, dört masum gence karşı girişilen linç sırasında, pek üzerinde durulmayan bir ayrıntı vardı. "hassas" trabzon linççileri, öfkenin nesnesini şaşırmış, hazır elleri değmişken olay yerindeki bir tinerciyi de öldürmeye çalışmıştı. cümle şuydu:
"sizden de bıktık artık!"
demek ki "bıkılan" her şey, ortalamanın faşizmi tarafından düzlenecek, bu düzlenme sırasında hukuku "tanrı şehrinin" çocukları belirleyecekti. "allah'a havale edilmiş" hukukta suçlu olanlar bildiri dağıtan dört gençti. hassasiyeti didiklemek gerekçesiyle tutuklandılar ve başbakanımız tarafından da fırçalandılar! durup dururken tinercileri öldürebilecek insanlar yaşıyor bu ülkede. başbakanımıza kulak veriniz: onları sakın uyandırmayınız, çünkü o zaman "tanrı şehri" üzerinize akın eder, öldürülürsünüz!
molotoflu mahalle kavgası
enteresan bir tesadüf; daha geçen çarşamba yazdım: "insanlar artık mahallelerde bile öldürmek için kavga ediyorlar" diye. birkaç gün önce gazi mahallesi'nde bir "mahalle kavgası" yaşandı. insanlar öldü, bir ev ve bir kahve molotofkokteyli (!) atılarak yakıldı. "tanrı şehir"de, adalet tecelli ediyor; kan akıyordu yine. artık hukukun sağlanamadığı birçok bölge gibi orası da kendi haline bırakılmıştı. oradaki kadılık işlerine "allah" bakacaktı! polis, bunları yapan gruba müdahale etmemeyi seçti. tanrı'nın adaletinin başladığı yerde insanlığın adaleti ve erdemleri bitiyordu nihayetinde...
ne olacak peki? büyük şehirler, bu şehirlerin bir kısmı "tanrı şehirler" mi ilan edilecek? artık oralarda insanların birbirini öldürüp gücün kıyıcılığında yaşamalarına izin mi verilecek? yoksa biz de rio'daki gibi "tanrı şehirlerimizin" etrafını kalın duvarlarla çevirip "rahat" mı edeceğiz?
türkiye: tanrı ülke
geçtiğimiz cuma günü güneri cıvaoğlu enteresan bir yazı yazdı. nişantaşı'nda bir caz kulübe sakallı, şalvarlı üç adam geliyor. kulüpteki "kâfirleri" çağırmak istiyorlar "hidayete". cıvaoğlu, kulüp sahibinin söylediklerini yazmış: siz ümraniye'de bir ayin yaparken biz gelsek, iyi mi olur? bu ana fikirde düğümleniyor olayın "çözümlenme" şekli.
bu mudur peki? bu mudur? herkes kendi "şehrinde" mi yaşasın? "tanrı şehirdekiler" bize bulaşmadıktan sonra birbirini öldürüp birbirini "hidayetlesin", ne yaparlarsa yapsınlar mı? insanlar hukuksuzluğu, faşizmi, gericiliği, şiddeti ancak duvarlarla kendilerinden saklayarak ve içeride kalanların birbirini boğazlayıp tüketmesini bekleyerek mi "çözümleyebilir"? yoksa daha da mı büyük sorun? acaba türkiye, bir "tanrı ülke" olurken, etrafımıza bir duvar örülerek birbirimizi boğazlamamız mı bekleniyor? boğazlayarak, boğazlanarak tükenmemiz mi?
*
bugünkü yazısında hızla muhafazakarlaşan türkiye'yi değerlendiren milliyet gazetesi köşe yazarı. ama yarıda bırakmış, daha söylenebilecek çok şeyler var oysa ki.
http://www.milliyet.com.tr/...4/yazar/temelkuran.html
çok garip gelebilir ama bana acayyip sex i gelen bayıldığım sevdiğim; allahı kitabı bi kenara bırakmış sağlam solcu olduğunu düşünmemi sağlayan yazar.
aloneant 29.04.2007 17:23 ~ 29.04.2007 20:37yanlış kasmadıysam asıl mesleğinin avukatlık olduğunu hatırladığım acaip hoş bir kadın. evlenilesi insan.
delikli masrafa 16.06.2007 01:11sistemin içinde olup, sisteme karşı olmak konusunda ne düşündüğünü, bundan rahatsız olup olmadığını çok merak ettiğim yazar.
atlas 16.06.2007 22:541973 izmir dogumludur. bornova anadolu lisesini 1991 de, ankara üniversitesi hukuk fakültesini1995 te bitirmistir.ilk yazilari patika dergisinde yayinlandi. daha sonra cumhuriyet gazetesinde gazetecilige baslamistir.
<bkz: bütün kadinlarin kafasi karisiktir>
<bkz: oglum kizim devletim>
<bkz: ic kitabi>
<bkz: kiyi kitabi>
<bkz: biz burada devrim yapiyoruz sinyorita>
kitaplarini yazmistir.son kitabi:
<bkz: ne anlatayim ben sana>.
bazen geyiğe vurdugu olur bu yüzden şaşırtır beni..genelinde çok zekice yazdıgı yazıları tarafımdan takdir görmüştür..
bohemianarabesc 15.07.2007 22:26milliyet gazetesinde "kıyıdan" adlı köşesinde yazdığı yazıları "içeriden kıyıdan konuşmalar" kitabında toplamıştır.
" her gelen, beraberinde bir gün gidecek olduğu gerçeğini de getirir. belki de bu yüzden kimileri kimsenin gelmesini istemeyecektir. bir gidişe daha da dayanamayacağı için zamanı çalı çırpıyla, çaputlu bir karışıklıkla, mühim işler kalabalığıyla, ufak tefek heyecanlarla, figüran kalplerle dolduracaktır.
çünkü insanı, birini sevmeden önceki halinden çok daha yalnız bırakır birinin gitmesi."
www.siberalem.com sitesinin patronu metin solmaz'ın eski eşidir.
huzunkovankusu 14.09.2007 22:38