s b d h i k r

önemli konular

· laf engine v6 buglari

· laf engine v6

dulce et decorum est

1.

<bkz: dulce et decorum est pro patria mori>

wilfred owen şiiri. birinci dünya savaşında savaşta yer almış bu kişinin horatius'un vatan için ölmek güzeldir sözüne göndermeler yaptığı bir şiirdir. şiir bir savaş ortamını ele alır. ve aslında savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu, savaş esnasında ölmenin aslında hiç de tatlı olmadığını anlatır.

bent double, like old beggars under sacks,
knock-kneed, coughing like hags, we cursed through sludge,
till on the haunting flares we turned our backs
and towards our distant rest began to trudge.
men marched asleep. many had lost their boots
but limped on, blood-shod. all went lame; all blind;
drunk with fatigue; deaf even to the hoots
of tired, outstripped five-nines that dropped behind.

gas! gas! quick, boys! – an ecstasy of fumbling,
fitting the clumsy helmets just in time;
but someone still was yelling out and stumbling,
and flound'ring like a man in fire or lime . . .
dim, through the misty panes and thick green light,
as under a green sea, ı saw him drowning.
ın all my dreams, before my helpless sight,
he plunges at me, guttering, choking, drowning.

ıf in some smothering dreams you too could pace
behind the wagon that we flung him in,
and watch the white eyes writhing in his face,
his hanging face, like a devil's sick of sin;
ıf you could hear, at every jolt, the blood
come gargling from the froth-corrupted lungs,
obscene as cancer, bitter as the cud
of vile, incurable sores on innocent tongues,
my friend, you would not tell with such high zest
to children ardent for some desperate glory,
the old lie; dulce et decorum est
pro patria mori.

   painseeker   23.01.2008 01:10
   #828976
2.

ingilizce anlaşılamayabilir diye mine erişir adlı kişinin blog sitesinde bulduğum bir çeviriyi de aktarmak istedim. bir kere okunması bile savaş hakkında derin etkiler bırakacaktır.

iki büklüm, sırtına çuvalı atmış dilenciler,
çarpık bacaklı acuzeler gibi öksürürken çamuru yardık küfrederek.
sırtımızı korkunç alevlere dönüp
uzak istirahatımıza doğru zorlukla yürümeye başladık.
askerler uykuda yürüyordu. çoğu botlarını kaybetmiş
ama kan revan içinde, topallıyordu. hepsi sakat, hepsi kör;
yorgunluktan sarhoş, hüsrana uğramış uğuldayan bombaların
seslerine bile sağır.


gaz! gaz! çabuk, beyler! -- beceriksiz bir sakarlık
tam vaktinde hantal kaskları giydik
ama birisi hala bağırıyor, sendeliyordu
ve ateşe ya da kirece düşmüş bir adam gibi debeleniyordu.
donuk, sisli camların ve kalın, yeşil ışığın ardından
bir denizin içindeymiş gibi, onu boğulurken gördüm.
bütün rüyalarımda, aciz bakışlarımın önünde
bana doğru atılıyor, tıkanıyor, titriyor, boğuluyor.


sen de boğucu rüyalarda koşabilseydin,
onu içine fırlattığımız at arabasının ardından
ve yüzünde kıvranan beyaz gözlerini görebilseydin,
şeytanı günahından soğutan o asılı kalmış suratını
duyabilseydin her sarsıntıda çalkalanan
ciğerlerden gelen köpüklü kanı,
kanser kadar iğrenç, rezil, masum dillerdeki
devasız yaralar kadar acı,
dostum, o zaman böyle yüksek coşkuyla
söylemezdin görkem için can atan çocuklara
o eski yalanı: dulce et decorum est
pro patria mori.

   painseeker   23.01.2008 01:27
   #828997
 

yazdır

etiket bulutu

ekşi sözlük  sözlük