dostluk kavramini idrak edememislerce somurulen, teknolojinin gelismesi, paraya olan istegin agir basmasi, insani degerlerin tek tek yitirilmesi sonucu insanligin belki bilincli belki de bilincsizce yasadigi hazin faz.
oysa dostluk ne oyle komplike bir sey ne de cok basit. yurekte hissedilebilen, sahsimca asktan cok daha degerli, kiymetli bir sevme bicimi.
hatirliyorum da, cocuklugumda dost olmak icin ne statulere ne fikirlere ihtiyac vardi. sokakta gordugunuz, sizinle yasit dilenciyle ekmeginizi paylasmak bile dost olmak icin yeter de artardi bile. simdi ne biz o eski duyarli cocuklariz, ne de dilenciler eskisi kadar namuslu. ekmek derdi sanirim, ben paylasmaktan cekiniyorum onlar da calabileceklerini calmaktan ya da duygu somurusu yapmaktan sakinmiyor, yine yeni yeniden biz buyuduk ve kirlendi dunya vakasi.
yine ayni sekilde ergenligimde de, dost olmak icin oyle para, fiyaka, karizma falan aramazdik biz. muhabbet yeter de artardi bile. dersanenin onundeki tinerciyle de dost olunabilirdi.
ne zaman ki dunyanin kotuluklerinin farkina vardik, o zaman degisti dostluk dedigimiz sey. cikarlar ugruna dostumuzu, askimizi bile satar olduk, vazgecer olduk her seyden, ayakta durabilmek icin.
sukur ki bazilarimizin hala gercekten dost bildikleri dostlari var, ya onlara sahip olamayanlar?
televizyonlara, internet sitelerine, gazetelere bakiyorum. "uzun zamanli dostluklar icin" adi altinda 0900lu hatlarin reklamlari donuyor. saka gibi, dostluk kavraminin ici gozumuzun onunde bosaltiliyor ve dur diyemiyoruz.
dostluk gittikce kirleniyor, biz gittikce kirleniyoruz, dunya gittikce kirleniyor ve biz kendi sonumuzu once insani degerlerimizi paralayarak hazirliyoruz.
yazik bize!
#744206