irak’a gittigi gibi ise eger gercekten zararlidir.bunun yaninda halkin halk adina halk tarafindan yonetilmesi demektir.
#1756
◊ deme bana derdini derdim siker derdini
◊ anoller
+ fare
+ ari
+ koyun
+ ise gec kalmak (5)
◊ esra ve ceyda ersoy kardesler (4)
+ biri
+ elvan abeylegesse nin disleri (2)
+ last fm (2)
◊ 23 aralik 2075 papua yeni gine marduk yildiz takimi milli maci (2)
+ kitap ayraci (3)
+ zenit petersburg (2)
+ yeni tanistigi kizla konusurken yerden ot koparip oynayan genc (2)
+ umit ozat (2)
◊ kandahar daki kuslarin tek kanatla ucmasi
◊ 1 eylul 2008 besiktas konyaspor maci
◊ ugly (2)
◊ the lord of the rings the fellowship of the ring
◊ adi nevin (2)
irak’a gittigi gibi ise eger gercekten zararlidir.bunun yaninda halkin halk adina halk tarafindan yonetilmesi demektir.
herkesin kendi kıçından tanımlar ürettiği ya da mevcut tanımını sıklıkla yanlış anladığı kavram.
çarelerin tükenmediği bir yerdir. yok ki tükensin..
aristoya gore cogunlugun yonetimi cumhuriyet ,cogunluk yoneiminin yozlasmis hali ise demokrasidir.bugunde gordugunuz gibi abd de bu kavrami dogru olarak algilayip otekilerine uygulamaktadir.
yunanca demos (halk zümresi, ahali) + kratia ( yönetim iktidar kelimelerinin türemesinden oluşan ve fransızca démocratie kelimesinden türkçe’ ye geçmiş, geçişi maalesef yalnızca kelime anlamı ile kalmış kelime.
churchillin demokrasi tanımı: mevcut olan kötü yöetim biçimleri içinde en iyisi. türkçe meali: kötünün iyisi
bizim asla öğrenemediğimiz, hep ardına sığındığımız, hey yanlış yorumladığımız, bize hep fazla gelen, ülkemizde de asla tam anlamıyla uygulanamamış, halkımızın ise hiçbir zaman ne olduğunu kavrayamadığı halkın egemenliğine dayalı yönetim biçimi.
kelime anlamıyla halkın yönetimi anlamına gelen, halbuki ortaya çıktığı dönemde bile bunun tam anlamıyla sağlanamadığı yönetim biçimidir. zira demokrasinin tam anlamıyla gerçekleşebilmesi için öncelikle aranan şart tam katılımdır. küçük bir kent devletinde ortaya çıkması bunun sağlanması için yeterli gözükse de, ortaya çıktığı dönemde oy hakkı son derece sınırlı bir kitleye ait olması göz ardı edilemez bir gerçektir.
demokrasinin saf haliyle gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan ikinci şart da oybirliğinin sağlanmasıdır-ki bu demokrasinin uygulanmasını tamamen imkansız kılar. herkesin görüş bildirebilmesi teknik bazı imkanlarla falan sağlanabilse de, herkesin aynı görüşte olmasına imkan yoktur. bu durumda da "halkın kendini yönetmesi" anlamında kullanılan demokrasi ütopik bir yönetim biçimi haline gelir.
anlamıyla kullanılmayan kelime.ülkeleri işgal ederken,teroristleri savunurken,kendi milletine küfür edercesinde hakaretler yağdırırken kullanılır son yıllarda.
hani nerde dediğim hede.
azıda zarar fazlasıda zarar olan, elle görülmez, yaşanınca da değeri anlaşılmaz, modern toplumlarda elzem ihtiyaç.
<bkz: paylasmayi bilmek>
ufacık bir toprak davası için halkın içinden on beş kişiyi seçmeyi akıl ederken, en önemli dava olan yöneticileri seçme işini bilgisizliğin, adaletsizliğin ve kararsızlığın anası olan halkın oyuna bırakmaktır. akıllı insanların geleceklerini düşüncesiz bir sürünün oyuna emanet etmeleridir.**
genellikle kılıçla temsil edilir. "demokrasinin kılıcı" falan denir. ne ilginçtir. demokrasi kavramını kılıç gibi bir silahla temsil ediyoruz. bunlar garip şeyler tabi.
demokrasi türkiye cumhuriyeti sınırları içerisinde,türk nüfus kağıdı taşıyarak, türkiye cumhuriyetinde siyaset yapmaya çalışan bir partide, belediye başkanı olmak ve tüm bu özellikleri taşırken, ülkenin dilini konuştuğu için özür dilemektir.
demokrasi, helenik medeniyetinin mirası olup, özgürlükçü ve emekçi olmak üzere halkın kendi kendisini yönetmesi veya istedikleri bir hükümet ile yönetilmesidir. bir yaşam biçimidir.
toplumu oluşturan diğer öğelerin haklarına zarar verilmedikçe, özgürlükler kısıtlanamaz ve insan saygınlığı değersiz bir obje sınıfına indirgenemez. demokrasinin temelinde bu anlayış yatar. bir sistem oluşturarak, insanın hak ettiği gibi yaşaması hedef alınır.
ancak, temelinde bu kadar mantıklı ve insan doğası ile uyumlu bir sistem, en az diğer sistemler kadar pratikte uygulanamaz veya bir takım kurumların hizmet aracı olmakla sınırlı kalır.
uslen, gayet nitelikli olan bu sistemlerin tümü, pratikte hiç bir zaman uygulanamaz. bu yalnızca demokrasi ile ve insan ürünü sistemler ile sınırlı değildir. ilahi sistemler de, bir çok zaman pratikteğe dökülemez veya döküldükleri zaman diğer sistem veya ideolojiler gibi, x birim veya kurum/kuruluşlara hizmet, istekleri doğrultusunda kullandıkları araç niteliği taşır. her iki zihniyetin ürünü sistemlerin salt örnekleri, yeryüzünde ki yaşantılarını hala sürdürebilmektedir. buna bir parmak ile ortadoğunun ilahi sistemini gösterirken, diğer parmak ile de batının insan ürünü sistemi örnek gösterilebilir. her ikisinin de, halkın huzuruna dayalı bir yaşam biçimini amaç edindikleri söylenemez.
ülkemizde de demokratik yaşam biçimi, sisteme dayalı olarak hüküm sürer. devlet ve millet anlayışının, temel taşı olarak anlandırılır. halk, demokrasi ile yönetildiğini sanadursun, demokratlıkları ile dem vuranlar, halkın iliğini kuruturlar demokrasi ile. buna yalın demokrasi diyemediğimiz gibi, demokrasi de diyemeyiz. buna, belli başlı kişi veya kuruluşlara hizmet eden, onların istekleri doğrultusunda kullandıkları araç veya gereçler topluluğu diyebiliriz, pekala.
demokrasi anlayışının, özgürlük ve insan saygınlığı gibi hususları baz aldığını söylemiştik yukarıda. bu anlamda ülkede ki kamu alanlarına ve üni.lere türbanla girme yasağı, demokrasi anlayışı ile tezat oluşturur. hem bir takım yasaklar ile insan hürriyetine kelepçe vurup, hemde demokrasi anlayışı ile yönettiği veya yönetildiğini varsaymak, yalnızca bir yanılsama, aldatmacadır. bu özgürlük kısıtlamaları yalnızca bu yönde değil, bir çok sosyal ve inanç biçimini kapsar. ülkemizdeki demokrasi anlayışı da, sistemin kölesi olmaktan bir adım öteye gidememekle kalmamış, bu çirkin sistemin en değerli yapı taşı, çarkı haline gelmiştir.
kitaplardaki ve politikacıların dilindeki tanımıyla ilgisi olmayan siyasal idare biçimi. iki partili demokrasilerde alternatifsizlik; daha fazla partili demokrasilerde ise yetersiz destek nedenleriyle azınlığın çoğunluğu idaresidir.
ayrıca tarih boyunca uygulanmış diğer rejimlerin karşılaştığı tabakalaşma sorununa da yeterli seviyede çözüm getirememekte, aristokrat sınıfı toplum üzerinde hakimiyetini ve soy devamını sürdürmektedir.
monarşilere nazaran siyasal tabaka (aristokrat sınıfı) ülke üzerinde devletin varlığı ile doğrudan garantili toprak ve mal sahibi olmadığından sadakat düzeyi de karşılaştırılamayacak derecede düşüktür.