içeriğin orjinalini görmek için buraya tıklayınız.

lafmacun.org - yazdırılabilir versiyon

cile

1.

sorarım soru sırra eremem
ararım döne döne duramam
yürürüm diken diken kanamam
yola düşünce

bilemem başı sonu nerede
akarım nehir gibi yine de
yaşamak ve inadına ve ille de
cana uyunca

çile

göremem bazı boşa bakarım
bir dua bir türkü bir can yakarım
beşerim şaşar hata yaparım
kötü huyumca

tutamam yeri toz tanesi
bir garip dünya biçaresiyim
bir kulun deli divanesiyim
aÅŸka gelince

çile

söz: sezen aksu
müzik: arto tunçboyacı

2.

efsanevi bir nefip fazıl şiiri


gaiblerden bir ses geldi: bu adam,
gezdirsin boşluğu ense kökünde!
ve uçtu tepemden birdenbire dam;
gök devrildi, künde üstüne künde...

pencereye koştum: kızıl kıyamet!
dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
ok çekti yukardan, üstüme avcı

ateşten zehrini tattım bu okun,
bir anda kül etti can elmasımı.
sanki burnum, deÄŸdi burnuna (yok)un,
kustum, öz ağzımdan kafatasımı

bir bardak su gibi çalkandı dünya;
söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
al sana hakikat, al sana rüya!
işte akıllılık, işte sarhoşluk!

ensemin örsünde bir demir balyoz,
kapandım yatağa son çare diye.
bir kanlı şafakta, bana çil horoz,
yepyeni bir dünya etti hediye

bu nasıl bir dünya, hikayesi zor;
mekânı bir satıh, zamanı vehim.
bütün bir kainat muşamba dekor,
bütün bir insanlık yalana teslim.

nesin sen, hakikat olsan da çekil!
yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
otursun yerine bende her ÅŸekil;
vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!

..........
..........
..........
..........

aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,
benliğim bir kazan ve aklım kepçe,
deliler köyünden bir menzil aşkın,
her fikir içimde bir çift kelepçe.

niçin küçülüyor eşya uzakta?
gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
zamanın raksı ne bir yuvarlakta?
sonum varmış, onu öğrensem asıl?

bir fikir ki sıcak yarada kezzap,
bir fikir ki, beyin zarında sülük.
selam sana haÅŸmetli azap;
yandıkça gelişen tılsımlı kütük.

yalvardım: gösterin bilmeceme yol!
ey yedinci kat gök, esrarını aç!
annemin duası, düş de perde ol!
bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!

uyku, kaatillerin bile çeşmesi;
yorgan, allahsıza kadar sığınak.
teselli pınarı, sabır memesi;
size şerbet, bana kum dolu çanak.

bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet,
sırrını ararken patlayan gülle?
yeÅŸil asmalarda depreniÅŸ, ÅŸehvet;
karınca sarayı, kupkuru kelle...

akrep nokta nokta ruhumu sokmuÅŸ,
mevsimden mevsime girdim böylece.
gördüm ki, ateş de, cımbız da yokmuş,
fikir çilesinden büyük işkence.

..........
..........
..........
..........

evet, her şey bende bir gizli düğüm;
ne ölüm terleri döktüm, nelerden!
dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,
yetişir çektiğim mesafelerden!

ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;
yollar bir yumaktır, uzun dolaşık.
her gece rüyamı yazan sihirbaz,
tutuyor önümde bir mavi ışık.

büyücü, büyücü ne bana hıncın?
bu kükürtlü duman, nedir inimde?
camdan keskin, kıldan ince kılıcın,
bir zehir kıymık gibi, beynimde.

lügat, bir isim ver bana halimden;
herkesin bildiÄŸi dilden bir isim!
eski esvaplarım, tutun elimden;
aynalar söyleyin bana, ben kimim?

söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,
arzı boynuzunda taşıyan öküz?
belâ mimarının seçtiği arsa;
hayattan muhacir; eşyadan öksüz?

ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,
minicik gövdeme yüklü kafdağı,
bir zerreciÄŸim ki, arÅŸ'a gebeyim,
dev sancılarımın budur kaynağı!

ne yalanlarda var, ne hakikatta,
gözümü yumdukça gördüğüm nakış.
boÅŸuna gezmiÅŸim, yok tabiatta,
içimdeki kadar iniş ve çıkış.

..........
..........
..........
..........

gece bir hendeğe düşercesine,
birden kucağına düştüm gerçeğin.
sanki erdim çetin bilmecesine,
hem geçmiş zamanın, hem geleceğin.

açıl susam, açıl! açıldı kapı;
atlas sedirinde mavera dede.
yandı sırça saray, ilahi yapı,
binbir avizeyle uçsuz maddede.

atomlarda cümbüş, donanma, şenlik;
ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.
içiçe mimari, içiçe benlik;
bildim seni ey rab, bilinmez meÅŸhur!

nizam köpürüyor, med vakti deniz;
nizam köpürüyor, ta çenemde su.
suda bir gizli yol, pırıltılı iz;
suda ezel fikri, ebed duygusu.

kaçır beni ahenk, al beni birlik;
artık barınamam gölge varlıkta.
ver cüceye, onun olsun şairlik,
şimdi gözüm, büyük sanatkarlıkta.

öteler öteler, gayemin malı;
mesafe ekinim, zaman madenim.
gökte samanyolu benim olmalı;
dipsizlik gölünde, inciler benim.

diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
heybem hayat dolu, deste ve yumak.
sen, bütün dalların birleştiği kök;
biricik meselem, sonsuza varmak...

3.

örgü iplerinin yumak haline gelmeden önceki sarılmış ve karışık hali.
<bkz: annenin çile yumağına yardım etmek>

4.

sıkıntı durumu,hayattan bezdirecek derecelere ulaşabilecek psikolijik bozukluk hali.

5.

dervişlerin, nefislerini terbiye ederek tasavvuf yolunda ilerliyebilmek için kırk gün tenha bir yerde nefsin istemediği şeyler ve ibadetle meşgul olmaları.

6.

ayrıca necip fazıl'ın şiirlerini topladığı kitabının adı.

7.

sanırım farsça kırk anlamına geliyor.cihil kelimesinden türemiştir.40 günlük manevi terbiye sürecinden bu anlamı kazandı sanırım.

8.

günler arttıkça dayanmanın güçleştiği bir nefis terbiye yöntemi. nefs-i emmare denen alt nefs halinden kurtulmayı sağlıyormuş. yani bu yolun ilk basamağı olan hayvani arzuları dizginlemek (nefsi öldürmek değil, zaten nefs hiç bir zaman öldürülmez) sağlanıyor. öyle bir şey.