insanın sıcaktan götünden buharlar çıkardığı o sıcak yaz günlerinden biriydi..
evet evet oydu, her şey o gün başlamıştı..
soğuk bir drink almak için buzdolabına doğru gitti genç kadın. gençti, güzeldi, hafif meşrepti. neyse konu dağılmasın. kapağı açtığında farketti ki buzdolabı eski performansını göstermiyor. bütün mesir macunları erimiş, elleriyle sardığı dolmalar, ki her kadın gibi eniyi anladığı şey dolma sarmaktı, kendilerini bırakmışlardı..
aman tanrım, hayır olamaz bu..
telefonun yanında üzerinde zebercet kurutemizleme yazan defterden tamirci numarası aramaya koyuldu. hava çok sıcaktı, üstünden deri bluzunu da çıkardı bu arada. artık sadece pembe havlu eşofmanıyla kalmıştı..
telefon uzun çalışlardan sonra açıldı.
- naloo?
aman allahım bu ses, olamaz bu ses.. o’ nun sesi..
- naloo nalo diyorum duymuyor musun?
- evet şeyy benim buzdolabım bozuldu da..
- kapağını kapatıp aç..
- anlamadım.
- kadın değil misin anlamazsın tabi, boşuna heba oldu güzelim espri.. neyse koordinatları ver geliyorum..
aman allahım ne kadar haşin ve gaddar bir erkekti bu böyle. acaba kendisi de sesi kadar çekici miydi?
iki saat sonra çalan kapı bu soruyu cevaplandırdı. karşısında duran kolunun altına laptop sıkıştırmış adam, en beğendiği aktörün nerdeyse aynısıydı.. ilyas salman..
tamirciyi mutfağa aldı. tıpkı tüm tecavüz fantezilerinde olduğu gibi.
- önce biraz soluklanmak istemez misiniz? diyerek oda sıcaklığındaki redbulllardan birini bardağa koymak üzere dolaptan alırken buzdolapçının sesi duyuldu,
- istemez boşuna enerji, napcam.. ben dolaba bakıyım..
- peki nasıl isterseniz.
onun kölesi, bağımlısı olmuştu. hani istese verecek o durumda.
- versene,
- ay ama şeyy burda mı? ki ki,,
- havlu diyorum,,
tamir boyunca dolapçıyı izledi kadın. derin derin iç çekti. ancak garip olan bir şeyler vardı. tamirci kadın her arkasını döndüğünde hırsla laptopta bir şeyler yazıyordu. alllah allah,..
- borcum?
- nasıl ödeyeceksin?
- " neyle istersen " derken çapkınca bir göz kırpış..
- aman istemem be kalsın kadın diil mi her evde aynı teklif, bi günde nakit ödiyim diyen yok..öyk!
kadın ağlamaya başladı. zaten hep ağlar bunlar. o sırada,
hunharca bakıştılar,
korkarak gözgöze geldiler,
salak gibi sırıttılar..
buzdolapçı yaptı ilk hamleyi. elinden tutup üstünde naylonu duran çekyata dogru fırlattı hatunu. çılgın atmak ne ki, fantezi ne ki?.. ama bu çekyat denen meret aslen çekemeyip yatamamak üzerine kurgulanmış olduğundan küt diye yere düştü kadın. ve buzdolapçıdan gelen sesle dünya kadının başına yıkıldı. redbullları püskürte püskürte kahkahalar atıyordu buzdolapçı..
(içmemişti hani demeyin be, sonra içmiş işte)
daha sonra yerde yatan kadına küçümseyen bir bakış daha atıp, laptopunu kolunun altına kıstırarak hırsla çıkıp gitti..
çıkıp gitti..
çıkıp gitti... çık..g..
kadın mal gibi kalmıştı ortada..
oh canıma değsin!
............................
tanım: tamir yeteneği olan bir insanla geçirilen harika saatler. her kadının hayalinde bir buzdolapçı fantezisi vardır. er ya da geç bugün ya da yarın ortaya çıkacak bu güdüyü inkar etmeye gerek yok.
sırpınmayın sizin de hosunuza gidezek vre....
#935058
