s b d h i k r

önemli konular

· laf engine v6

buyuk adam kucuk ask

1.

bir dönem yasaklanmış yasağın kalkmasının ardından altın portakalda ödül almış bir filmdir.
filmin konusu: tüm yakınlarını köyüne yapılan bir operasyonda kaybeden 5 yaşındaki hejar’la huzurevine yatma hazırlığı içindeki yargıç emeklisi rıfat bey’in yolları istanbul’da kesişir. insani ilişkilerin derinliklerinde etnik farklılıkların önemini kaybettiği bir film.
senaryo-yapım-yönetim: handan ipekçi



“yalnızlığı paylaşmak aynı coğrafyayı paylaşmaktan bile zordu. ayrı dilleri konuşsalar da onlar bunu başardı.”

huzurevine yatma hazırlığı içindeki otoriter yargıç emeklisi 75 yaşındaki rıfat bey’le, tüm yakınlarını köyüne yapılan operasyonda kaybettiği için köylüsü evdo tarafından akrabasının evine bırakılan hejar’ın yolları istanbul’da kesişir.

hejar’ın bırakıldığı eve polis operasyon yapar. evin sahibi tarafından büfeye saklanan hejar şans eseri kurtulur. rıfat bey’in yardımcısı sakine, çöp torbasını kapı önüne bırakırken karşı daireden kanlar içinde çıkan çocuğu görür ve panikle kapıyı kapatır. rıfat bey’le birlikte tekrar kapıyı açtıklarında çocuk şuursuz bir şekilde eve girer. çocuğu hemen polise vermek isteyen rıfat bey, çocuğun yaralı olduğunu fark edince vazgeçer. sakine ile çocuğu temizleyen rıfat bey, bu sırada çocuğun kürt olduğunu ve türkçe bilmediğini fark eder. çocuk vasıtasıyla evine on yıldan beri temizlik için gelen sakine’nin de kürt olduğu gerçeğiyle yüzleşir ve kürtçe konuşmasını yasaklar.

inatçı ve direngen bir karaktere sahip olan çocuk rıfat beyle iletişim kurmayı reddeder. rıfat bey ise çocuğun türkçe bilmemesini kabullenememektedir. didişmeler ve nefretle başlayan ilişki giderek sıcaklaşır ve sevgiye dönüşür. rıfat bey’in komşusu ve hayranı müzeyyen hanım başta çocuğun varlığına bir anlam veremez, ardından çocuğun geldiği yere geri gideceğini düşünür. rıfat bey’e mektup yazarak yaşamlarının geri kalan kısmını birlikte geçirmeyi teklif eder.

rıfat bey çocuğun cebinde bulduğu adresten yola çıkarak evdo’yu bulur. polise vermek yerine çocuğu sahibine teslim edecektir. ancak evdo’nun yaşam koşullarını ve sefaleti görünce vazgeçer. hejar ise ısrarla evdo’yu istemektedir; çünkü onu, ölümünü bir türlü kabullenemediği annesinin yanına götüreceğine inanmaktadır.

rıfat bey, doğum gününü kutladığı akşam hejar’a “ağlama” diyebilmek için sakine’ye bunun kürtçe nasıl söylendiği sorar. ardından sakine’den birkaç önemli kelimenin daha kürtçesini öğrenir ve not eder. artık hejar’a türkçe öğretmekte, kendi de farkında olmadan kürtçe öğrenmektedir.

rıfat bey müzeyyen hanım’ın yerine çocuğu tercih etmiştir. bu kararı sakine’ye söyleyip, sosyal işler müdürlüğü’ne giderken sakine’nin adının rojbin olduğunu öğrenir. aynı gün evdo radyodan polis operasyonunun haberini dinler ve telaşla hejar’ı bıraktığı eve gider rıfat beyle çocuk eve döndüklerinde kapıda bekleyen evdo’yu görürler. rıfat bey, gerçeği gizlediği için utanmıştır. içeri girerler. rıfat bey çocuğun kendisiyle kalmasını istemektedir. ama hejar annesine gitme hayaliyle evdo’yla gitmeyi tercih eder. giderken yanına aldığı rıfat bey’le çektirdikleri fotoğraftır ve geriye rıfat bey’le çocuk arasında kurulan sıcak ilişki kalmıştır.

   kubik   06.10.2006 23:30
   #72142
2.

izlenmesi gereken, sonunda büyük ihtimal ağlatacak, dilan erçetin in inanılmaz bir oyunculuk performansı gösterdiği oyunculuk dışında neredeyse herşeyi handan ipekçi nin yaptığı son derece sade, gerçekçi anlatımıyla sıkmayan su gibi akıp geçen anlatmaya değer bir hikayesi olan harika film (çekildiği dönemde oscara aday olması gündemdeydi).

   tarlabasi   09.10.2006 14:10
   #74371
3.

ülke içindeki kürt-türk problemini en iyi anlatan ve yasaklanmış olması utanç verici olan harika bir film.izlenmeye değer.

   ozlem   03.07.2007 10:08
   #516868
4.

büyük görüyormuşum kendimi, bakıyormuşum küçücük bir şeye aşığım, ve aynı isimli bi filmin de var olduğunu hatırlayarak doğrudur diyormuşum, lakin bir terslik var belli ki, bünyemde dolaşan eser miktarda alkolün izin verdiği kadar düşünüp elimdeki şişeyi seyrediyor şişenin öbür tarafını görmeye çalışıyordum, öbür tarafta istanbulun gerdanı vardı, şişenin üzerindeki buğuyu istanbul’a yakıştırıp yağmurlu halini yaratıyordum, yalnız yazın özlüyordum yağmuru, demekki onun kadar sevmiyordum, garip mi bu? yanındayken bile özleyecek kadar, sonra şişenin arkası daha net görünmeye başlıyor, şişe hafifliyor vücudum ağırlaşıyordu çünkü daha zor sorular geliyordu yavaştan aklıma, insan yanındayken özler mi ulan birşeyi özlüyorsan yanında değilsin demek ki . yanımda getirdiğim tebeşir ile düz bir çizgi çizemezdim artık ki üzerinde yürümeyi deneyeyim, neyse boşver hep ben mi kendimi kontrol edeceğim, birileri eve taşır elbet, eğilip bakıyorum oturduğum bankın altına çünkü boşalan şişeleri oraya tıkıyorum, şu hiç dolmayan bardağa benziyormuşum, bakıyorum, şişeler boşalıyor ama bende dolan birşey olmuyordu. sağ kolumu uzatıyorum bankın boş tarafına, sanki beraber gelmişiz ve birazdan, başımın üstünde de yerin olduğunu bilerek ama uzattığım kolumu tercih ederek yanıma oturmanı bekliyorum, ne düşünüyordum beş dakika önce, sanki mübarek her yudumu başka malzemeden yapmışlar, insan hiç umursamıyor cevapları, içkinin doldurduğu yerden meğerse sıkışan sorularım fışkırıyormuş, pantolonum neden bu kadar kirli ulan diyorum ve farkediyorum, beyazmış. istanbul erkek midir dişi mi, aşık olacağım da bir yanlışlık olmasın, nasıl böyle huzurlu olur insan kendini yiyen canavarın miğdesinde, bakıp aşkın büyüklüğüne, vazgeçiyorum kuru kalmaktan, gidip kıyıya oturuyorum, dalgaları bekliyorum, ne yağmur ne dalgalar onun kadar bekletmiyor, birileri haketmiyor mu acep. filmi var olmasına da aynı hikaye değil ki bizimkisi, aşkımız büyük adamımımz küçük burada, bi terslik var belli, söylemesi zor mu geliyor nedir?.

   tarlabasi   12.07.2007 00:38 ~ 28.07.2008 23:59
   #537577
5.

başrollerini şükran güngör, dilan erçetin, füsun demirel, yıldız kenter ve i. hakkı şen'in paylaştıkları "büyük adam küçük aşk", eurimages, t.c. kültür bakanlığı ve yunan film merkezi desteği ile türk-yunan-macar ortak yapımı olarak gerçekleştirildi. filmin yönetmenliğinin yanı sıra senaristliğini ve yapımcılığını da üstlenen handan ipekçi, ilk filminde olduğu gibi bu filmde de gerek işlediği konular, gerek seçtiği oyuncularla ticari dayatmalara kafa tutuyor...

960.000 euro bütçesi olan filmin ses ekibive ekipmanı yunanistan'dan gelmiş, tüm laboratuar işlemleri de atina'da yapılmış.

çekimleri 10 hafta süren film için 234 kutu negatif harcandı. yargıç emeklisi (şükran güngör) ve yargıca aşık komşu müzeyyen hanım'ın (yıldız kenter) evleri ile operasyon yapılan örgüt evi senaryoya uygun olarak stüdyoda sıfırdan kuruldu.

oyunculuk deneyimi olmayan 5 yaşındaki dilan erçetin, yılların deneyimli oyuncuları karşısında adeta onlarla yarışırcasına oyun çıkardı. bunda, çekimler başlamadan önce yönetmenle 3 ay boyunca senaryo çalışmalarının rolü büyüktü.

senaryodaki kürtçe diyalogların hazırlanması ve oyuncuların kürtçe çalıştırılması konusunda mezopotamya kültür merkezi'nden yardım alındı. filmde asimile olmuş bir şive ile hem türkçe hem de kürtçe oynayan füsun demirel ile i.hakkı şen üç ay boyunca kürtçe çalıştılar. yıldız kenter de rolü çok küçük olmasına rağmen senaryoyu çok beğendiği için filme destek olmak amacıyla projede yer aldı.

"babam askerde" ile babası hapisteki çocukların iç dünyasına dokunan ipekçi, "büyük adam, küçük aşk" ile hem kentli yalnızlığına, hem de insani ilişkilerin derinliklerinde önemini kaybeden etnik farklılıklara uzanıyor...

   skubrick   02.08.2007 04:42
   #586109
6.

ülkede kürt sorunu'na dair en az bir kere düşünce üretmiş olan her bireyin izlemesi gereken bir filmdir. farklı ve dramatik bir bakış açısıdır. ülkemizde defalarca yasaklanmış, yurtdışı festivallerinde birçok ödül almıştır.

   ilelebetmuhalefet   19.08.2007 16:10
   #620497
7.

ne olursa olsun, koşullar şartlar ve yaşananlar yaşatılanlar.
önüne sunulanlar ne denli sefa çağrıştırırsa çağrıştırsın,
ille de özüm diyenlerin filmi.

ve "ne olursa olsun insanların dili, sevginin dili aynı" diyor gözünün içine soka soka izleyicinin. birbirini konuşarak anlamayanların sevgisi bu.

sevginin en büyüğünün ise insanın anasına, yaşamı ilk öğrendiklerine, ona en çok emek veren coğrafyaya olduğunun, olması gerektiğinin anlatımı. saf ve temiz bir gözün, seçeceğinin eni sonu bu olduğunun anlatımı.

küçücük hejar'ın pahalı paltoları çıkarıp, sepetten çıkardığı eskileri...

   ebemgari   19.01.2008 04:13
   #823418
8.

sanatsal açıdan kayda değer olduğu kadar inceden inceye de toplumsal mesajların verildiği film.

   doom gothic   19.01.2008 11:39
   #823549
9.

''gitme, hejar...''

   dr_pedi   21.01.2008 03:12
   #825774
10.

hala izlememiş olan varsa şiddetle tavsiye edilen,küçüğünden büyüğüne oyuncuların döktürdüğü,gerek konusu gerek müziğiyle dört dörtlük bi film..

-neden geldiniz buraya?
-biz devlet ve gerilla arasında kaldık beyim.

   saglam   11.04.2008 16:09
   #891441
 

yazdır