içeriğin orjinalini görmek için buraya tıklayınız.

lafmacun.org - yazdırılabilir versiyon

bu da gelir bu da gecer

1.

nihayetinde bir teselli cümlesidir. ama, anlayana, anladığınızı hissedene ve yanıldığınızın farkına varana kadar ömrünüz geçip gider.

küçücük bir çocuktuk. kelime dağarcığımız, yorumlama yeteneğimiz çok farklı çizgilerdeydi. tabi benim de öyleydi. böyle bir türkü varmış, küçükken duymaya başladım. sonra kendi gelişimimi bu şarkı üzerinden takip ettim. zeka testi gibi.

ilk olarak, "bu dağ gelir bu dağ geçer" olarak algıladım. tren yolculukları esnasında, "çok güzel yazmışlar, harbiden bir dağ geliyor, bir dağ geçiyor, aa bak munzur dağı" şeklinde yorumladım.

sonra buda diye bir şey öğrendim. buda heykeli evet evet. sonra, "lan yanlış düşünmüşüm" dedim. "buda gelir buda geçer" diyordu bu. "buda adlı tanrı, törenle gelir şehre, törenle gider" diye düşündüm.

sonra, okulda işaret sıfatlarını öğrettiler. evet, artık emindim. "buda gelir buda geçer" derken, bir olaydan bahsediyordu. artık her şeyin farkına vardığımı, gelebileceğim en yüksek kültür düzeyine geldiğimi hissettim. çok kültürlüydüm lan!

sonra, aslında hiçbir şey bilmediğimi farkettim. nasıl mı? "de bağlacı" ile. aslında "bu da gelir, bu da geçer" diyormuş ozan. şiiri okuyup, "güzelmiş, kız tavlamak için yeterli" demeye başlamışken, hiç beklemediğim bir şekilde vurulmuştum birine. şiiri anlamını hissederek okumuştum. kavgalı olduğumuzda, "bu da gelir, bu da geçer" diye teselli bulmaya başlamıştım. nasıl olsa kavgalar bitecekti, mutluluğa doğru %100 kondisyonla koşacaktık. taktik ağırlıklı çift kale maç yapıp, hatalarımızı görecektik. hayatımızın geri kalan kısmı için prova niteliği taşıyacaktı.

derken, ayrılık girdi hayatımıza. ayrılık acısı hayatın boş olduğunu düşündürüyor, bir daha düzelemem herhalde dedirtiyordu. teselli arayan gözlerim, birden bu şiiri buluyordu yine. oturup bir daha okudum içimden:

" daimi'yem her can ermez bu sırra,
gerçek aşık olan erer o nûra.
yusuf sabır ile vardı mısır’a,
bu da gelir bu da geçer ağlama."

o vakit anladım, duygularım nasıl emrediyorsa, ben öyle yorumluyorum bu şiiri. daralıyorum, bu da gelir, bu da geçer diyorum kendi kendime.

<bkz: aşık daimi>
<bkz: ne ağlarsin benim zülfü siyahım>