bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. *
#11614
+ last fm
+ kitap ayraci (2)
◊ 23 aralik 2075 papua yeni gine marduk yildiz takimi milli maci
◊ kandahar daki kuslarin tek kanatla ucmasi
+ yeni tanistigi kizla konusurken yerden ot koparip oynayan genc
◊ 1 eylul 2008 besiktas konyaspor maci
◊ ugly (2)
◊ the lord of the rings the fellowship of the ring
◊ adi nevin (2)
+ gunesh
+ istanblue (20)
◊ hata yapmaktan korkmamak (2)
◊ turkiye de suc ve aksiyon filmi cekmek (2)
+ rapido
+ petra
◊ gunes gozlugunu yakaya asmak (9)
+ marmara universitesi guzel sanatlar fakultesi
+ anlamsiz (2)
◊ artos dagi (2)
+ sevda demirel (2)
◊ lemony snicket s a series of unfortunate events
+ tek kas
+ entry nick uyumu (2)
+ alisan in sosyeteye girmesine yardimci olmak
+ istetmek
+ ihsaniye
+ of dedirten turk dizisi kliseleri (5)
◊ ismi buyuk kendi kucuk meslekler (5)
+ emre aydin (3)
+ sakala boncuk takmak (2)
bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. *
insanda sabır denen bir şey bırakmaz. zor bir durumdur. bazıları beklemezler hemen olsun diye veyahut da biri gelsin diye hemen dayanamazlar. ama en güzeli sabırlı olmaktır. beklemek yani.
taşıl kaygısı kaotik özlem
neydi beklediğimiz ve gelecek olan
salt acı
sonsuz yeşil sonsuz gelişkin bir orman
içinde göllerini nehirlerini çağlayanlarını
gök kuşaklarını yitirdiğimiz kara sözcük
yokluğun dayattığı doğurgan sözcük: acı
bir deniz kızının uçma tutkusu
belleğin unutuş çılgınlıklarında
bilinmeyen organizmalar dönüştürürken
bedenlerimizi duygularımızı ben’imizi
çürüyorduk... kaçış yoktu... çıkış da...
yeşil maytap patlatan sahte mesihin sözleri
yalandı acımasızdı efendilerin belirlediği
ölçtüğü biçtiği yaşattığı kendimiz
umarsız öte benler=nesneler
ağlayın
ağlayın ve kanayın
yok olduğunuz irin zamanında
<bkz: nilgün marmara>
sözleri bülent ortaçgile ait olan yeni türkü şarkısı. *
beklemek bizim yaşamımız
vapur beklemek
gün beklemek
insan beklemek
çiçeklerin açmasını
gecenin geçmesini
sayfaların dolmasını beklemek
beklemek ayrılığa dönüşmesin
yönetmesin bizi beklemek
kardeşleri var çok güçlü
ümit etmek ve ertelemek
gelişini beklemek
uyanmanı beklemek
çözülmeni beklemek
başka bir yerde yaşamayı beklemek
anlaşılmayı beklemek
on beşinde beklemek
kırkında beklemek
beklemek mi bizim yaşamımız?
solda şarkı isimleri akıp gittikçe başlık girmek için beklemek gerekir .önce sola sonra sağa sonra tekrar sola bakılır müsaitsa başlık girilir.
kültablasındaki sigaraları kimin* içtiğini bile hatırlamayacak ama dakikaların saat oluşuna tanık olabilen bir ben var burda ve gelmek bilmeyen bir de sen, nerede olduğunu bilemediğim.
<bkz: herşeyi devletten beklemek>
<bkz: ölmeyi beklemek>
dunya uzerindeki en sıkıcı eylemdir beklemek. ama neyi beklediğine baglı tabi.<bkz: cınar bebegi beklemek>
yaşar ’ında bu konuyla ilgili güzel bir şarkısı vardır beş dakika bekle git
bir nurullah genç şiiridir aynı zaman da;
insan beklemekle öğrenirmiş çıkmaz sokaklarını aşkın
üflenen bir mum gibi sönermiş burçlarında ay
madem bekletecektin kör kuyularda sessiz
neden sevsin ki beni kanlı köşk.hain saray
umut etmektir bazen.
geleceksin diye bekliyorum bir 10 yıl geçti
sabrım bitmedi
geleceksin bana diye bekliyorum seveceksin diye
10 yılda tek bir kez gözlerim gözlerinle dans etti ya bu da bir şey dedim kendime
rüyamda görsem inanmazdım.
sarıldım ya sana; başımı afacan çocukların başını okşar gibi okşadın ya , kollarını belime dolayıp beni öpeyazdın ya bu da bir şey. rüyada olsa bir şey.
bekliyorum sesini kulaklarıma kaydettim, sıcaklığın avuçlarımda mimlendi.
bilmediğim tek şey dudaklarının lezzeti
döndüğünde dur ve düşün bir ten ne kadar yakışır birbirine.
kaç ben bulabilirsin seni benim kadar seven
sen de biliyorsun ya bilmemezliğe geliyorsun
senin gözlerin kaç şafak eskitir
senin ellerin kaç şiir yazdırır bilemedim
dur ve düşün
bir beden birbirine ne kadar yakışır
bu aşk bize yaraşır
kulun kölen sevdan olayım beyazım ...
ayakta yapıldığında muhtemelen sıkıcı olan eylem.
neyi beklediğinle alakalı mı bilmem ama garip hallere sokar insanı. mesela durakta otobüs bekleyen bir adama bakın. muhakkak bir şeyler yapıyordur. bu telefonuyla oynamak olabilir, sigara içmek olabilir, tesbih sallamak olabilir... ya da hiçbir şey yapmıyorsa bile muhakkak eli cebindedir. iki elini yana salmış öylesine bekleyen birine rastlamak çok güçtür. bu otobüs durağında da böyledir, bankamatik kuyruğunda da.
dun aksam balat yolunda kirmizi isigin uzun surmesi ve benim buna dayanamamla kirmizi isiga yesil yansin diye korna calmam, ama bir turlu bastigim kornalarla yesile ceviremedigim icin dayanamayip kirmizi isikda gecmem ve sonucunda ;
gecerken ana yola sagdan giren 2007 range rover’a carpmam ehliyetsiz oldugum icin kacmam ile kacarken rage rover’in pesime takilmasi bol bol selektor yapip beni durdurmaya calismasi ve karakoy ara sokaklarinda biten kovalamacaya neden olan bir fiil.
iste buldum;
yapmam gereken kucuk bir beklemeydi.
ne demistik bekleyiniz...
rage rover’dan korktum mu ? yuuookkkk... korkmadim ki.
<bkz: etinden korkanin kemigini sikmek>
dünyadaki en sıkıcı şeylerden biri.
hayatımız bunla geçiyor..zaman akıp giderken biz hep bir yerlerde bir şeyler bekliyoruz..
hep bekletir işte bu hayat...
<bkz: ömür biter beklemek bitmez.>
hayal dünyasının kapısını açan efsunlu bir anahtardır. (ağır ol bezirgan başı, yorgunum ben; ama girmek istiyorum içeri)
hmm, bir varmış bir yokmuş. orda uzaklarda olmayan bir yerde(gör bak senin de içinde) bi dünya varmış. bu dünyada her şey mümkünmüş. elmalar kıpkırmızıymış, içinden kurt çıkmazmış. solucanlar ortadan ikiye kesilse de ölmez, iki yeni solucan hayata gözlerini kırparmış. gökyüzü bazen pembeymiş, bazen mor yahut mavi: hülasa renkli ve de güneşli. kızların hepsi güzelmiş, ince belli, dolgun etli. oğlanların hepsi yakışıklı ve de beyaz atlı. yerçekimi yok muymuş ne, düşmüyormuş hiç kimse. eskaza düşene bile atan olmazmış tekme.
hmm, yalnız bu dünyaya gölge eden gezegenler varmış. bazen gerçekçilik tutulması yaşanırmış, bazen kötümserlik deprem olur dört bir yanı sallarmış; düzenbazlık desen tsunami gibi dalga dalga yutarmış. yine de prr prr uçan kuşlar dağıtırmış bulutları, huff diye kuvvetlice üfleyen rüzgar okşarmış yanakları.
hmm, yalnız bu dünyanın kapısında bir bezirgan başı varmış. (karıştırmayın orasını yahu/ kapılı, kapalı bir dünya bu)
bezginmiş bezirgan başı, kandıramazmış onu gözyaşı. ille de bekleyeceksin, dolu işte burası.
beklemesem olmaz mı?
çok biliyosun sen.
nasıl hayal kurcaksın
sabredip beklemeden.
canından bezene kadarmış beklemenin mühleti,
sonunda kesilirmiş içeri giriş bileti:
gel bak neler var burda
yumuşacık kayalar.
ı ıhh istemiyorum ben,
ayağıma batarlar.
kızarmış bezirgan başı, niye geldin o vakit?
böyle yaşanmaz burda hayalini al da git.
dedim ya bezirgan başı hallice yorgunum ben
hayal kurarken bile, ürküyorum bir şeyden.
dur demiş o vakit, tılsım vereyim sana
bunu üç kere öpüp, gözbebeğinde sakla
aa masumiyet bu, küçükken de benimdi
tüm yorgunluğum bitti, giriyorum içeri..
hayhay demiş bizimki, istemem kapı hakkı
yalnız masum kalınız, melek gibi kanatlı.
eklemek ile sürekli kafiyelenen fiil. uc uca ekleyince bekliyor oluyor insan.
uzunca bir süredir duraklarda yapmadigimdan olacak, hayatimin diger tüm alanlarini beklemeye aldim. ne lafmacun’un yapim asamasinda olusu, ne de buna benzer naneler. rose red konagi gibiyim. sürekli tadilatta. bekleyiniz efedim.
ben de baskalarini bekliyorum, ondan. mesela bir haber bekliyorum, sonra bir isaret. bazi bazi kendimi bekliyorum. ayaklarim baska yerde, aklim baska yerde olunca; birinden birinin digerine kosmasi bir hayli sürüyor.
beklenenin, bekletme süresi arttikca; bekleme eyleminin süresi de uzuyoooor, uzuyooor uzuyor...
kimi zaman, neyi bekliyordum ki yahu demeye basliyorum. beklemeye niyetlendigim seyin artik ortada olmadigini farketmem de bir süre alinca hepten kesmekes oluyor her sey.
su aralar, hayatima müdahale etsem diye kizgin bakislarimi bekliyorum; ama kendime kizmak icin de dürtülmeyi bekliyorum. dürtülmek icin her seyin son noktaya gelmesini...
söyle bakinca, ben esasinda bir bok beklemedigim halde, beklermis gibi yapiyorum.
hayat üstümden akip gidiyor, ben cakiltasi vesairelere bakiyorum biriken. salak sapik camurdan olusan seyleri inceliyor ve sasiriyorum.
beklerken meze oluyor güya.