bekir coşkun ve digerleri gibi mitinglerde turbanlılar yok diyenlerin gözüne girsin diye....
http://www.superpoligon.com/oku.asp?id=25765
#702814
· ev temizlemek (3) …
· anayasa mahkemesi nin belediyelerin burs vermesine olanak saglayan yasa maddesini iptal etmesi (13) …
· osmanli cumhuriyeti (2) …
· burger king …
· tekirdag rakisi (2) …
· oftalmolog …
· 22 kasim 2008 ankaragucu fenerbahce maci (4) …
· is bulamayan erkegin bayan olarak is bulmaya calismasi (3) …
· youtube a ben giriyorum sen de gir (6) …
· tobb un 1300000 uyesi var (7) …
· kerry king …
· nukrokesmisamaneden (4) …
bekir coşkun ve digerleri gibi mitinglerde turbanlılar yok diyenlerin gözüne girsin diye....
http://www.superpoligon.com/oku.asp?id=25765
saçmalıkları karşısında bütün türkiye'nin bir anda cevap verme gafletine düştüğü bağnaz köşe yazarıdır. 5-6 ay önceki yazıları ile şu son 1 aydır yazdıkları arasında dağlar kadar fark vardır, zira gereğinden fazla önemsenen yazılarından sonra(göbeğini kaşıyan adam, benim cumhurbaşkanım değil..vs.) bütün ülkenin gözü kulağı onun yazılarında sanmaktadır.
göbeğini kaşıyan adam tabiri ile: götü kalkmıştır evet.
bir köşe yazarı düşünün ki tek derdi türban olsun.. teheey ne kolay iş şu yazarlık..
yacht dergisinde de yazan, sevdası deniz olan bir yazardır.
metiano 01.11.2007 14:11 ~ 01.11.2007 14:11sınır ötesi operasyonuna dair en güzel tespit.
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7892401
<bkz: isabet tamam, hedef sağlam> #781878
bu adamdan ilk defa ele avuca gelir bi yazi okuyorum. $ukela butonu olsa basacagim neredeyse. o kadar yani. ama ne fayda.
hem siyasi görüşü hemde hayvansever kişiliği ile takdirimi kazanan gazeteci.barınakların durumu ile ilgili yazdığı yazı da muhteşem ötesi..
barınak...
barınağın kapısı açılıp da birileri içeri girdiğinde, evlerden atılmış köpekler "beni almaya geldiler" diye sevinç çığlıkları atarlar.
ön patilerini tellere dayayıp "burdayım" der gibi bağırırlar.
oyuncu küçük köpekler, o evlerde öğrendikleri takla atma, el verme gibi numaralarını yapmaya başlarlar.
hepsinin gözü kapıdan içeri girenlerdedir.
kimisi, "o gelenler bizimkiler, seninkiler değil..." dercesine yanındaki köpeği pataklar.
bir sevinç fırtınası eser barınakta.
kimisi kapatıldığı tel kafesin kapısına kadar koşup koşup döner.
kendilerini almaya geleni görmek için çırpınırlar, irili ufaklı köpekler, sevinç çığlıkları birbirine karışır.
ama kimse gelip onları oradan almaz.
gelenler gittiğinde, arkalarından son bir kez bakıp, hüzünle tellerin arkasındaki köşelerine çekilirler.
*
böyledir belediyelerin köpek barınakları.
oradakiler, insanlara biyolojik olarak en yakın, bir büyümeyen çocuk zekásına sahip canlılardır.
bizlere bağlanırlar, severler, özlerler, üzülürler, ağlarlar... bunu insanoğlu anlamak istemez.
işte; bandırma belediyesi'nin barınağında görevliler bir gecede 280 köpeği öldürdüler. sebep; içlerinden birisinde (elbette belediye veterinerinin aşı yapmaması ve bakımsızlık yüzünden) kuduz gözükmesi...
bir insanda bulaşıcı hastalık görüldüğünde, tüm mahalledekileri öldürürler mi?..
bandırmalılar sevecen, iyi yürekli, merhametli insanlardır. bu bandırma'ya yakıştı mı?..
*
bölgenizde bir barınak varsa, gidip bakın...
bir ölüm kampı gibidir çoğu.
aklı, sevgisi, duyguları olan canlıları toplayıp tellerin arkasına kapatmak, onlara yardım için değil, onları sevmeyenlere ve istemeyenlere hizmet içindir.
gözleri barınağın kapısında öyle beklerler onlar. bir gelen olduğunda...
sevinç çığlıkları atılır, küçük kaniş takla numarasını yapar, seter durduğu yerde zıplar, kangal kırması çıkış kapısına doğru koşup koşup döner. ama onlar insanoğlunun merhametsizliğinin farkında değillerdir.
bir gece o kapıdan canavar girer içeriye, insan kılığında...
kaynak : http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7203262
gece gece bi yandan bilgisayar bi yandan televizyonda pazar keyfini izlemenin hoşluğunu yaşarken, dünkü yazısı okumamla birlikte beni mahvetmiş gazeteci..
askerin köpeği...
o sınırdaki soğuk dağda bir asker nöbet bekliyor, yanında köpeği var.
ikisi de uzaklara bakıyorlar.
biliyorum; asker yurdunu, köpek askeri seviyor.
asker yurdu için, köpek asker için ölmeye hazır.
benim önümdeki sadece bir kare fotoğraf. ama o tek kare fotoğraf beynimde bir videoya dönüşüyor, biraz sonra asker "oğlum..." diye köpeğin başını okşuyor.
köpek askeri kokluyor.
(.....)
pkk’nın bomba yüklü araçlarının peşindeki polislerin yanlarında da köpekleri var.
ankara’da, bursa’da, istanbul’da köpekler bombalı araçları patlamadan buldular.
önceki gece van’da köpek "şaina", büyük şehirlere doğru yol almakta olan patlamaya hazır minibüsü yakalattı.
köpekler kaç can kurtardılar bilemeyiz.
ama insanoğlu köpekler kadar vefalı değildir.
ne de köpekler kadar dost...
bir türlü anlatamadık.
anlamıyorlar.
sevgili okurum melike aslantepe’den birkaç gün önce bir mesaj aldım:
her zamanki gibi bu puslu kış günü de annesiyle yürüyüşe çıktılar.
veterinerin olduğu caddedeki bankta bir kadın oturuyordu. kadının yanında ayaklarında serum bantları olan bir köpek vardı. köpek halsiz, hasta ve bitkindi.
kadın arada bir köpeği kucaklıyor, bir şeyler söylüyor, başını okşuyor, sonra banka çöküp ağlıyordu.
melike’nin annesi üzüldü, kadına yaklaşıp "neyi var, yardımcı olabilir miyim?" diye sordu.
kadın "çok hasta" dedi.
onu teselli etmeye çalıştılar, kadın köpeğini kaybederse buna
dayanamayacağını anlattı.
"üzülmeyin" dediler:
"siz elinizden geleni yapıyorsunuz. ölürse hep birlikte size bir başkasını buluruz."
kadın köpeğine yeniden sarıldı.
dudakları titrerken şu cümleyi söyleyebildi:
"başkası olmaz, bu benim şehit oğlumun köpeği..."
kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/...zarid=2&gid=61&sz=39157
bugunkü mesajı ;
tarım konusunda ;
cennetten cehennem yaratmak...
tarım alanlarına mahalleler, fabrikalar, sanayi siteleri kurdular ve şimdi soruyorlar:
"pirinç niye bulunmuyor?.."
"bulgur niye pahalı?.."
"mercimek niye yok?.."
bursa’nın şeftali bahçelerine bakar mısınız geçerken, kirli dumanlar salan atölyelerle dolu, kamyon lastiğini eritip lastik ayakkabı yapıyorlar.
adapazarı, konya ovası, eskişehir’in bereketli tarlaları...
adana’nın pamuk tarlalarında paslı dingil atölyeleri var.
antalya’nın muz bahçelerinin yerinde yeller esiyor, zevksiz kooperatif evleri yaptılar.
saymaya gazete sayfaları mı yeter?
*
bu cennetin cehenneme dönüşmesinin hazin hikáyesidir.
ve eskiye dayanır; patates tarlasında otomobil üretmekten mutlu olduğunu söylediği zaman cumhurbaşkanı süleyman demirel, o patates tarlasında üretilecek arabanın markasını ben bulmuştum:
patamobil...
sonra...
sonra cenneti cehenneme çevirme devam etti.
bakın; bu arkadaşlar tarım alanlarının başka amaçla kullanılmasından yakınmıyorlar mı?
bu yalan...
çünkü bir abd firmasının (cargill) bursa’nın en verimli tarım alanlarına yaptığı fabrikanın yıkım kararının durdurulması için tbmm’den özel kanun çıkartan kendileri. muhalefet, "kişiye özel kanun olmaz" diyerek anayasa mahkemesi’ne gitti, şu sıralarda cargill yasası görüşülüyor, göreceksiniz elbette o fabrika orada kalacak.
*
kısacası tarlalara kirli atölyeler yaptılar, fabrikalar kurdular, mahalleler kondurdular, şimdi şimdi o ahmakça soruyu soruyorlar:
"pirinç niye bulunmuyor?.."
"bulgur niye pahalı?.."
"mercimek niye yok?.."
nasıl anlatmalı tarla kalmayınca ürün gelmeyeceğini...
o tarlalardan lastik ayakkabı gelir, teneke kutular gelir, naylon leğenler gelir, dingil-mingil gelir, tencere-tava gelir, çocuk bezi gelir, ama pirinç, bulgur, mercimek gelmez...
dahası; yakında aç kalacaktır türkiye.
cenneti cehenneme çevirmenin ağır faturasıdır bu.
kaçınılmaz...
newsweek in türkiye ve islam ile ilgili analizlerini pek güzel (!)yorumlamış, 'kulağını kaşıyan adam'..
...."işte; amerikan newsweek bunu görüyor, ama bizim davar sürüsü görmüyorsa, ne yapacaksınız?.."
davarlar altında kalasın bekir ne diyim sana.
bekir coşkun. hiç bir derinliği olmayan, sokakta yürürken kolundan çekip yazı yazdırabileceğiniz herhangi bir insandan daha fazlasını ortaya koyamayacak bir garip köşe muhtarı. basit genellemeler, üzerinde düşünülmemiş çalakalem bir üslup, derinliksiz akıl yürütmeler... köşe yazılarını kusabildikleri hakaretler üzerinden karalayan köşe yazarları güruhunun/akımının en önde gideni. bayrak sallayanı. o sığ beyninle chp'ye ce ha pes desen ne yazar? yıllarca çanak tuttuğun kaba özeleştiri soslu tavırlarla pislesen kaç yazar? senin o köşeyi işgalin bile büyük bir suç
resul balay olmak 05.06.2008 00:25yine ince ayar çekmiş üstad ;
doktoruna "doktor", mühendisine "mühendis", polise "memur bey", müdüre "sayın müdür", öğretmene "hoca" der halkımız.
ama asker gördü mü...
tüm rütbelilere "komutanım" derler anadolu’da.
çünkü türkler askerlerini severler.
*
ama yobaz sevmez...
islam ülkeleri arasında, batı uygarlığına yakın tek devlet asker eliyle kurulduğu için... ve yobazın karanlık-ilkel dünyası o devrim yasaları ile engellendiği için...
şimdi dahi; devrim yasalarını silip yerine getirmek istedikleri "dinci devlet"e en büyük engeldir askerler.
bu yüzden hedeflerinde askerler var.
kravatlı mollalar, askerleri ürkütüp sindirebilirlerse, kendi özlemlerindeki rejimlerini kurabilecekler.
yoksa, yok...
*
ve bunu yapıyorlar şimdi...
üç yöntemleri var:
birincisi; iktidara yalakalık yapıp bir avanta peşinde olan ikiyüzlü "aydın"ları... ya da dinciden demokrasi bekleyecek kadar aptal olan "demokrat"ları bulup bulup allah’ın günü askerlere saldırtmak...
ikincisi; suça karışmış kimi eski-yeni, rütbeli-rütbesiz askerleri cımbızla seçip tüm askerleri karalamak...
üçüncüsü; cumhuriyetin başına gelenleri görüp sessiz kalmayan yürekli askerlerden emekli olanları yargının karşısına çıkartarak tüm askerleri korkutmak...
(........)
işte:
bizler askerlerin darbe yapmasını ya da kendi yapılarında olmayan demokrasiyi ikide birde "rayına oturtmaya" kalkmasını istemeyiz.
ama, türk ordusu, her zaman varlığımızın ve bağımsızlığımızın güvencesidir.
o bizim ordumuz...
bu linçler, bu hakaretler, bu saldırılar haksızlık.
günah...
türkiye geceleri derin uykudayken, uzaktaki dağlarda ulusuna o huzurlu uykuyu vermek için ölenlere haksızlık...
ve siz o ordunun, ömrü boyunca terörle savaşmış generalini "terörist" diye, bir hırsızmış gibi içeri attınız...
öyle mi?..
sistemin kalemsorlerindendir.
cok hizli akici ve sanki karsi fikirde olani bogmak isteyen bi yazi anlayisina sahiptir. emin colasan in daha light versiyonudur. yada aralarindaki en buyuk fark , emin colasan in milli istihbarattan aldigi bilgilere daha zor ulasmasidir.
yazilarini yazdigi kosede gulen , ton ton dede bakisli , her an elini opmeye gelecek cocuga bi dunya para verecek edasi ile bi resmi vardir.
engin ardic gibi , nazli ilicak gibi , emre akoz mehmet barlas gibi iktidarlar doneminde ruzgarin yonune gore yada patronunun cinsine gore takla atmaz , atmamistir simdiye kadar .
ama halktan kopuk, halkin , insanlarin deyil sadece devletin sorunlarini irdeledigi icin , sadece aristokrasiye hizmet ettigi icin digerburjuva entellektuel yazarlardan bi farki da yoktur hani.
arada bir ekmek sukadar, su sukadar , elektirik soyle filan der ama bunlar yazdigi gazete kaar ucuz ajitasyonlardir.
aslinda ulkedeki bokluklarin yolsuzluklarin , yoksulluklarin , cehaletin ve buna bagli olan herseyin dolayli olarak insanlarin taktiklari turbana yada islam dinini yasmalarina mal etmeye ; yazdigi neredeyse butun yazilarda gorursunuz .
ona gore aydin doganin sendikasizlastirdigi gazete iscileri onemli deyildir ama taksimdeki bir mayis olaylarini elli yillik sandika militani gibi savunur ve mudaheleleri elestirir.
sokakta 400 bin fuhus yapan aile sahibi kadin gercegi onun pek ilgisini cekmez , yada cekse bile bi masturbasyon edasi ile bir an dokundurur ve gecer.
sozun ozu tam anlami ile bozuk carklarin , dengesizlikler zincirinin bekcisi , maasli elamanidir.
yigidi oldur hakkini yeme mehmet barlas ile rauf tamer gibi para cantalari varmidir onu bilemem.
ayar çekmişmiş hem de incesinden çekmişmiş. sabah sabah hiç güleceğim yoktu. yazının başını okumak yeterli. gerisine mahal yok.
halkımız asker sever yobaz sevmezmiş. bu adamlar hakikaten kör! başka bir açıklama getiremedi tıp. bir karşılığı yok zira. madem yobazları sevmezdi de neden bekir çoşkun’un yobaz dediği partiyi iki dönemdir tek başına iktidar yapıyor? hem de ikincisinde %47 gibi görülmemiş rekor oyla.
millet refah içinde yüzüyor sanki de askeri sevecek yobazı sevmeyecek buna göre bir ideolojik kanaatı oluşacak. bilmiyorum o oturduğunuz plazalardan öyle mi görünüyor? ancak ben balkondan bir sürü küçücük insanla muhatap oluyorum. sizin gazetelerinizde yansıttığınız siyasi çekişmelerin, sidik yarıştırmaların hiçbiri zerre sikinde değil bu adamların. köpek bokuna bile muhtaçlar çünkü. sabahın köründe evden çıkıp akşam ezanında dönüyorlar geri. domates topluyorlar. yevmıyeleri günlük 12,5 ytl. sizin akşamları aldığınız drinklerin şişesi bile etmez, kadeh hiç etmez.
bu halk yobaz, yavşak, ibne, lezbiyen, gay, komutan, fahişe hiç kimseyi ayırt etmeden avuçlarını açmış bekliyor. sevgiye, saygıya, hürmete gelene kadar karınlarını doyurmaları lazım. askeri çok severmiş halkımız... bu asker sevdası yüzünden işkenceler, gözaltılar, ne su ile suçlandığı bilmeden içerde tutulmalar, insanlık ayıpları, facialar, toplumsal travmalar yaşanmadı mı seksende? hala ne askerden konuşuyorsun efendi! yobazları sevmezmiş halkımız... %47’lerle ondan başımızı musallat etti! hiç sevmediği için! ülkenin ibneleri bile muhafazakar oldu bre! nasıl bir sevgisizlikse... iyi ki de sevmiyormuş yüce halkımız.
insanları bu ampul kafalara muhtaç ettiler hala utanmadan askere, yüksek yargıya dayanarak siyaset yapmaya, yazı yazmaya yüz bulabiliyorlar. ayıptır be! bir sokağa çıkın, varoşlara gidin de görün bakalım halk askerimi seviyor yobazlarımı, ibneleri, lezbiyenleri mi öyle karar verin. ayarmış da inceymiş. ne güzel memleket! ohhh hamına goyimm!...
sevgili bekir benim "türkiye'nin en kalitesiz yazarları top 10" listemde ilk 3'teki yazarlardan biridir. gazetem olsa [olmaz ya] çöp bile toplatmazdım bu adama. değil ki yazarlık. peeee...!
resul balay olmak 25.07.2008 10:06yeni yumurtası için tıklayınız.
http://www.hurriyet.com.tr/...zarid=2&gid=61&sz=53939
kızın kalçasından gözünü alamıyormuş.
eğer mazeretin dar etekse, sıçtık! otobüse binse ford da yapar kimbilir.
dalgalandı da bi durulsa artık.
ama yanlış mı yani dedikleri? hayır, değil.
sokakta yere düşen eşyasını alırken çatalını gösteren türbanlı kızla açık kız arasındaki farkı sadece baştaki örtü ile açıklamak mümkün müdür? ikisi de çatal, ikisi de göt. birinin kafasındaki örtü ben dindarım ve saçımın bir telini bile kimseye göstermem imajı sunuyor ahaliye oysa. dikkat ediniz, kafasındaki örtü olmasa ister domalır ister götünü açar demiyorum, aradaki farkı farketmenizi reca ediyorum. açılan kıçta, gözüken çatalda değilim yoksa.
bügünkü yazısında şöyle bir bölüm var "başta kırmızı saten türban, altta dar etek... saçın ucunu gözükmüyor ama kalça hatları öyle iyi gözüküyor ki, zaten insan kafaya bakmaya vakit bulamıyor." akabinde şöyle bir bölüm var "onun erkek olanını bizim plajda görmüştüm". yani sizin plaj var eşi’nin kızı’nın gittiği plaj. kalça hatları iyi gözüküyor mu? plajdaki herkes onlara bakmanktan denize girecek vakit bulabiliyor mu?
eser 26.08.2008 12:55 ~ 14.11.2008 16:09