sinirlilik, sinirli olma durumu.
#290599
+ kocaya kacmak (4)
◊ haydarpasa tren garinin merdivenleri (4)
+ rajaz
◊ eksi verdikten sonra olay mahaline geri donmek (2)
+ sin city (3)
◊ ne entryler girdim zaten yoktular (3)
+ ufuk uras in yasattigi hayal kirikligi (2)
+ kayip trilyon (3)
◊ oyle bir sevismek ki tavandan avizeler dusmesi (4)
+ ilkokulda defterinden yaprak koparmayan ibne arkadas (3)
◊ pkk dtp neyse erkenekon chp odur
◊ sevenlerle bulusmak (2)
+ zibidigibi (2)
◊ ev arkadasinin escinsel oldugunu ogrenmek (2)
◊ erdogan toprak (3)
◊ galaroza
+ 22 the death of all the romance
◊ gumsizhayat (2)
◊ kazanlar
◊ kuzey keseli sicani (2)
sinirlilik, sinirli olma durumu.
çıplak ayakla ıslak çimlerde gezilmek suretiyle kurtulunabilecek duygu..*
menopoza giren bayanların ruh hali.
- heeeyt ulan bir kesin sesinizi oraya gelirsem var yaa.
+ ...
- lan sen ne sen lan ne rahat adammışsınız bee..
+ ...
- senin ananı bacını şimdi..
+ ...
- yeter lan her sabah her sabah matkap sesleri!
+ ...
- ananızı da alın gidin leaynn!!
+ kızım kalksana artık ne bağrınıyorsun yattığın yerden?
- sabahları sinirli olurum demiştim.
mazereti olan kişilerin içinde bulunduğu ruh halini yansıtır.sinir katmanlarının vücuttan atılamaması halinde bünyeye ve bünyenin etrafındaki kişilere zarar verme olasılığı yüksek olan durumdur.
sosyoloji ve tariih biliminin kurucusu büyük düşünür* ibn haldun’un meşhur teorisi.
tarihin en derin eserlerinden biri olan mukaddimede geçmektedir.
ibn haldun, kavimlerin şevket ve kudret kazanmalarının, yani asabiyetin ancak nesep* bağı ile birbirine bağlanmaları sayesinde olabileceğini belirtir. bu, ibn haldun’un meşhur asabiyet teorisinin bir parçasıdır. buna göre akrabalık bağı az bir kısmı istisna olmak üzere insanlarda yaratılışta bulunan bir özelliktir. bir akraba herhangi bir zulme uğradığı veya bir felakete maruz kaldığı zaman akrabanın diğer fertleri kendilerinde bir yakınlık ve destek hissi duyar. akrabalarının başına gelen bu felakete engel olmak isterler. bu tabii bir durumdur. iki nesep arasındaki bağ, birlik husule getirecek derecede yakın ise -akrabalık çok açık bir şekilde ortaya çıktığı için- birbirine yardım etmeleri ve arka olmaları da o nispette kuvvetli olur. nesepler arasında uzun zaman geçer de şecereler uzarsa, hamiyet duygusunun kaynaması zayıflar.
akrabalar arasındaki bu yakınlık genelleşerek geniş bir coğrafya üzerinde millet kavramını oluşturur. ülkeye ve millete bağlılık akraba kökünden gelir. yani milletin temeli ailedir. komunist felsefede aile kavramına karşı çıkılmasının sebebi de millet kavramının reddidir.
asabiyet teorisi özetlenerek açıklanabilecek kadar kısa bir konu değildir. bilimsel olarak ilk sosyolojik çalışmadır ve bilinenin aksine sosyolojinin babası auguste comte değil ibn haldun’dur. comte olsa olsa üvey evladı olur.
edit: bu arada bunun asabi olmakla ilgisi yoktur. asabilik de ayrı bir konu.*
"etrafa verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerim" pankartıyla dolaşmaya sebebiyet verecek ruh hali.*
ilk sosyolog, sosyoloji ilmini adını koymadan kurduğu düşünülen ibn haldun ’un en önemli kavramı.ibn haldun diyalektik düşüncenin ilk sözcüsüdür.normların zamanla karşıtlarını oluşturup sentezin ortaya çıktığını anlatır.kullandığı asabiyet kavramı da doğrudan bu ilişki ile ilgilidir ki asabiyet kan bağı ile birbirine bağlı cemiyetlerin asli unsurudur. , kişinin , kendi ailesinden başlayarak, kabilesi, boyu, ulusu… gibi bağlı olduğu ırk ve topluluğunu savunması düşüncesidir ki bazen kabilesinin daima haklı olduğu, daima doğruyu yaptığını taassup biçiminde savunmak, hatta kendi ırkdaşı yanlış da yapsa yanında yer almak, onlar için haksız yere de olsa mücadele etmek şeklinde ortaya çıkar.bu cemiyet, bu saiklerle, kabilesine zulmeden bir otoriteye karşı, kendinden olanın yönetimi ele geçirmesi, düşüncesini taşıyabilir.bir kabileyi kendi egemenliği altına alan otorite ise, bu kan bağını artık gözetmez. otoritenin organlarını temsil eden kişiler farklı soy ve kandan gelebilir ama aynı otoriteye hizmet eder.gene asabiyet fikri ile bir cemiyet kendine egemen olmuş bu türden bir otoriteye başkaldırabilir .bu isyan hareketinin en önemli unsuru aynı kanı taşıyor olmaktır.kabile bu kültür ile isyan ettiğinde başarılı olursa hakimiyeti ele geçirir.ancak öncesinde, akrabalık fikri ile, bunu gözetmeyen otoriteye isyan eden kabile, hakimiyeti ele geçirdiğinde, kendisi de artık aynı bağı gözetemez ve otoriteyi ayakta tutmak için kendisi ile aynı kanı taşımayan yabancılara yönetimde görev verebilir.elbette aynı süreç gene işleyecek ve bir başka kabile kan bağı saiki ile bu otoriteye isyan edecektir.bu süreç bu şekilde devam eder; ta ki kabilenin kan bağı anlayışı törpülenene kadar ki bu aslında kültürel asimilasyon olarak görülebilir.ancak bütün imparatorluklar veya sultanlıklar iktidarlarınıı kan bağını yurttaşlık bağına (tebaa) dönüştürerek tesis eder ki bunların sonu da tarihin bir evresinde bu kan bağı anlayışının yeniden yüzeye çıkması ile olacaktır.üstadın bu yargısı 19 yy sonunda kanıtlanmış ve iöparatorluklar parçalanmış ulus devletler oluşmuştur.20 yy ise üstadın bahsettiği sentez yapılmış ve devletlerin, farklı ırkların varlığını tanıyarak onları yok saymadan ama onların da devlete bağlı olmaları koşulu ile var olmalarına müsaade etmeleri anlayışına ulaşılmıştır.