bu yağmur bu sokağı kimbilir kaç kez
ansızın bastıran konuklar gibi böyle
kuşanıp bulutların yumuşak giysilerini
ıslattı iplikince, çekingen ve gülümser...
ak baldırları balkonlarda birer buğulu ırmak
kadınlar topladı telaşla çamaşırlarını
bir çocuk fırladı odalardan yalınayak
yüzü rüzgarın ucunda bir sevinç salkımı
uzattı camlardan saçlarını bir genç kız
gülerek bulutlar içinden
sıyrılan güneşler gibi iyimser ve güzel...
uzun uzun baktı gökyüzünün derinine
toprağın anıların bir ömrün üzerinden
gittikçe ağaran yüzüyle bir ihtiyar.
ağaçlar ayine durdular açıp avuçlarını
incecik iç geçirdi otlar sevinçten
sığındı pencere pervazlarına kuşlar
evler genişledi ferahladı tazelendi...
bu yağmurlar bu sokağı kimbilir kaç kez
besleyip damla damla gökyüzünün ışığıyla
yıkadı, çoğalttı, arıttı kirinden...
<bkz: şükrü erbaş>
#585890