hadi kediyi, köpeği anladık. bunlar girerse eve melek girmez (o niyeyse) doktor girermiş (kıltüyyünbokpüsür). peki ya o küçücük muhabbet kuşlarına, su kaplumbağalarına, japon balıklarına ne demeli? bu ağzı var dili yok hayvancıkların eve alınmayışlarına nasıl bir açıklama getirmeli?
***
anneler her zaman karmakarışık canlılar olmuşlardır benim gözümde... o ev sanki hepimizin ortak yaşamına açılmış bir alan değil de, onun hakimiyetini sürdürdüğü küçük bir krallık gibiymişçesine bişidir. anne değil midir? ne yapsa yeridir. o bizim annemizdir. o ne derse o olur...
ama mesela, ben sorunlu bi' ergenim. türkçe öğretmenim sezaiciğime aşığım ve her gün adama nasıl açılabileceğimin hesaplarını yapıyorum. o beni sevsin diye okumadığım kitap kalmıyor. yahya kemal beyatlı'yı seviyor o, peyami safa'yı seviyor, necip fazıl kısakürek'i seviyor (dinciymiş lan bu!) ben de o seviyor diye, seviyorum bu yazarları. param yetmiyor, durumumuz yok, gidip kütüphaneden ödünç alıyorum. oysa en çok iyi bir kitaptır bi' insanın hayatında baki olması gereken! hele ki ergense... neyse. benim adım, sezai'ye abasıyanık.
***
çok ilginç şeyleri birbirine bağlicam sıkı durun. anne işte görüyorsun ya, ben ergenim. ergenim ben ve ümitsiz bir aşkın kölesiyim. yalnızlıktan muzdaribim. ve o adamı ömrüm boyunca seveceğim. böyle bir şeyler kazımışım o aptal kafama. dertli gönlüme yarenlik edecek bi' hayvan istiyorum senden. sen her zamanki gibi yok diyorsun. ay olmaaaz. ay evi pisletir ooo. ay ben onun kokusunu çekemem, bokunu, sidiğini, sıçmığını, işemiğini, kusmuğunu, aksırığını, tıksırığını. ya benden az zarar vericek o hayvan bize. eminim. muhabbet kuşu bee! muhabbet edicek benimle. sezaiciğime nasıl aşık olduğumu her gün anlatıcam ona. beynini skicem onun. beyin bırakmicam ve ölücek en kısa sürede nasılsa. izin versene yaa!
----- spoiler -----
- yooooooook
----- spoiler -----
almadı ulan. almadı işte. benim tek bildiğim hayvan bahçeye nereden geldiğini bilmediğimiz salak kediydi. onu da bir iki kaçak maçak besledik. annem bi' koliye koydu teee uzaklara bi' yere bıraktı. macera öyle sonlandı...
yanılıyorsunuz nihaha. en nihayetinde geçen sene üç tane japon balığı alıp bi' fanusa koydum. buna bile laf etti anam çilekeş anaam... düşün yani. ama boşver fanusun dibinde renkli taşlar da var. benden iyisi yok şimdi. isimlerini de lamazibici'ye koydurdum. uçko zalo bico. oh oh disko disko... o da nesi nsnnmhh. bi' gün içinde peşpeşe öldü hepsi. aldım ben bunları. beyaz peçeteden kefen yaptım. ağlaya ağlaya toprağa verdim. bi' gün ulan. bi' gün. var mı ötesi? demek hikayemiz burada böylece bitecekti...
nihohoa. bitmedi. işte bundan yaklaşık bir buçuk ay önce nihayetinde bi' su kaplumbağası aldım. ismini eccalimre koydu bu sefer: marduk. bu sefer erkenceden ölmeyecekti edesi... hatta beni bile gömecekti. su kaplumbağası diyip geçmemek lazım. benim dünyamdaki en anlamlı şeylerden bi' tanesi kendisi. ara sıra o aptal suyun içinden çıkarmak lazım. dur dur konu dağılıyor şimdi. iki gün önce arkadaşım tatile memleketine gideceğinden kedisi casey'i bir haftalığına bana bıraktı. hayvan düşmanı annem başta köpürdü; olmaaz, istemem diye yıktı viran eyledi ortalığı. işte bu noktada yapılması gereken şuymuş sevgili canlar, yıllar sonra bunu anladım. bütün o olmaz molmazlara rağmen o hayvan getirilip eve sokulucakmış. başka yolu yokmuş. kediyle-annem arasındaki ilk etkileşimler ve bulduğum çözüm yolları:
- ayy çok şekermiş buu :)) ama ben bunu sevmem >:| senin odandan asla dışarı çıkmicak!!
(anneyi dinlemeyin, küçücük odada bunalıma girer hayvan, ilk etapta koridorda gezdirerek alan esnetme çalışmasına başlayın)
- ayyy şunun uyuyuşuna bak :)) ama çabuk indir şunu benim yataaaamın üzerinden!!!!
(anneyi dinleyin, hemen onu yatağından alıp kendi yatağınıza koyun. hem uyku sersemliğiyle çok sevimli oluyo bu tüy topakları /anne hitabı was here/ )
- neydi bunun adı?
+ keysi anne
- heh, keysiiiiiiiiiiiikkk huahuhauhauha (böyle de cem yılmaz bi' annem var)
+ hasbinallah, anne o daha dokuz aylık ya küçücük... sik mik ayboluyo
- karışma sen, keysiiiiik gel sana ne vercem
(fazla müdahale etmeyin, ısınma turları bunlar)
sonra sabah uyandığınızda temizlik yapan anne ve sevinç tablosu:
- bakma bana öyle sevmiyorum seni. seviyorum zannetme ki. sevmiyorum. kız bu da çok sevimli ama hee, git anneni (evet benim, cici anne) kaldır hadi hadi
iletişime geçtiler. süperli... yaaani, evde hayvan istemeyen anne yoktur. onun inadına boyun eğen sünepe çocuk vardır! temizliğiyle pekzel şekilde ilgilenirseniz sorun olmayacaktır. bak şimdi göğsümde kaplumbağam, göbeğime kafasını koymuş keysiklen (uahahaha komik biraz) yazdım ben bu entryi. sonra hamster alıcam. sonra muhabbet kuşu. oturucam kafesinin yanına. yeni aşkımı anlatıcam ona. binicem üstünee... vurucam kırbacı vurucam kırbacı.
tamam, bu sonuncusu olmadı.
#1042950