s b d u i k r

bir de bunlar var

· ahlak

· pasif ahlak

· aktif ahlak

· ahlak duygusu

· ahlak felsefesi

· ahlak yasasi

· yat yat ahlak polisi

· ahlak kurallari

· ahlak zabitasi

· din kulturu ve ahlak bilgisi

ahlak

1.

toplum kurallarinin butunune verilen isim.

   muque   16.05.2006 13:38
   #6693
2.

insanın dogusdan getirdigi veya sonradan kzandıgı bir takım davranış şekilleri,huylar,tavırlar,manevi seviyesini belirleyen tutum ve tavırlardır.

   soslan   03.10.2006 16:31
   #68713
3.

bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevî değerleri, huyları ve bunların tesiri ile ortaya koyduğu davranışların bütünüdür.

   enigmatic   15.01.2007 15:02
   #182112
4.

insanların toplum içindeki davranışlarını ve birbirleriyle ilişkilerini düzenlemek amacıyla başvurulan kurallar dizgesi, başka insanların davranışlarını olumlu ya da olumsuz biçimde yargılamakta kullanılan ölçütler bütünü. tarih boyunca her insan topluluğunda ahlak dizgesi var olmuştur. bu dizge toplumdan topluma ve aynı toplum içinde çağdan çağa değişiklik gösterir.nesnel ya da toplumsal ahlak, insanın toplumun öteki bireylerine karşı ödevini içerir. bu kurallar yazılı olmadığı için biçimsel bakımdan hukuktan farklı olmakla birlikte, gene de ahlak ile hukukun örtüştüğü, hatta özdeşleştiği durumları vardır. toplumsal yaşama egemen olan hukuk kurallarıyla nesnel ahlak arasında sıkı bir bağ vardır. toplumun genel ahlak görüşlerine ve toplumsal vicdana uygun düşmeyen hukuk düzenlemeleri, kendilerinden beklenen toplumsal işlevi yerine getiremeyeceğinden uzun ömürlü olmaz.

   resul balay olmak   17.01.2007 01:02
   #183914
5.

yurdum insanının sadece "allah inancı" olanlarda var olduğunu zannettiği olgu. (felsefe)

saçı açık olup.. sevgilisi ile sokakta öpüşen bir kadın , sosyalizmi savunan bir genç (kadın-erkek) --> ahlaksız..

allaha inanan , bu inancını milletin gözüne gözüne sokan , yoookk yetmezz.. gidip sivastaki allahsızları yakalım diyen , ırakta çocuklar ölüyor gari amaann allah sakınsın bizi mantığı güden inançlılar --> ahlaklı oluyor.

oysaki ahlak tam anlamıyla bir yaşam felsefesidir.
sokakta sevişen çiftleri gördüğünde (ki hangi sokaksa bu artık) verilen tepkiyi keşke aynı kararlılık ve olgunlukla, aynı felsefi açılım ile gözlerimiz önünde işkencelere maruz kalan ve sütsüzlükten ölen bebeler , çocuklar içinde gösterebilsek.
de mi ama!!!

   gajo   13.04.2007 15:32
   #321394
6.

bireysel olmasına rağmen evrensel değerlere sahiptir. devlet,din ya da bunların kanunları ahlaki düzen amacıyla ortaya çıkmışlardır. ancak, bir kurumun -bu din de olabilir başka bir kurumda- insanlara ne yapması gerektiğini söylemesi ve insanlarında bu kurallara göre hareket etmesinin ahlakla bir alakası yoktur. yani cennet ümidiyle dinin tüm gerektirdiklerini yapan bir insan için ahlaklı dememiz söz konusu olamaz...hatta sırf bu yüzden ahlaklı gibi yapması onun kendi selametini düşünen bencil bir insan olması anlamına da gelebilir. ahlak insanın kendisinden dolayı yani bireysel olarak yaptığı davranışlardır. yapması için her hangi bir zorlama ya da dayatma olamaz sadece kendisi öyle uygun olduğunu düşündüğü için yapar...

   olma digerleri gibi   13.04.2007 15:52
   #321427
7.

saçmalandığı gibi din veya dinsizlik boyutu olmayan, insanların davranış ve huylarına, hal ve hareketlerine verilen genel ad. ahlaksızlık diye bir kavram yoktur, felsefe ve genel ahlağın tanımında. kötü ahlaklı veya iyi ahlaklı, yani iyi huylusunuzdur. bir insanın dindar olması, kişinin güzel ahlaklı olması ile örtüşemez. bu, dinsiz bir insanın kötü ahlaklı olduğu anlamına da gelmez. eğer ahlağın mantığında, dindarların iyi ahlaklı olduğu yatsaydı, islam dışında kalan ve kendine bir inanç sistemi bulamamış bütün insan ve medeniyetlerin de, kötü ahlaklı olduğu saçmalığı çıkacaktı ortaya.

felsefe yaparken ve birilerini suçlamaya çalışırkan, tüm tanımların ve bazı kavramların içine sıçmayalım. sivas katliamının boyutu ahlaki değil, şiddet, cehalet ve suç tabanlıdır.

   traktor   13.04.2007 16:19 ~ 13.04.2007 16:23
   #321495
8.

bi kere kabul edilip yapisildi mi insani yucelten kavram. tamamen reddeden "toplumsal bu ya, her yere gore degisir. bana ne, ben evrensel olan seyleri isterim. ahlak bana gore degil." digen filozoflara da rastlanmistir tarihte.

   fraternite   13.04.2007 16:23
   #321515
9.

olmasi gereken ile olan arasindaki bosluk.

   self-actualization   16.07.2007 08:16
   #546903
10.

durup da ahlakçılara baktığımda yaptıklarının ve söylediklerinin kişisel gelişim kitaplarında yazanlardan pek de farkı yok gibi geliyor bana. öyle ki, ahlakın, insanı yücelten bir kavram olduğunu bile iddia edebiliyorlar.

şöyle ufak bir araştırma yapıp , çeşitli bölgelerde yaşayan beşeriyetlerin ahlak sistemlerini inceleyen biri açıkça görecektir ki ahlak denilen bu kurallar bütünü toplumlar arasında büyük farklılıklar göstermekte.(nasıl mı?) örneğin; intihar, islamiyet kültürü ve daha bir çok kültürde ahlaksızca olduğu için yasaklanmıştır oysa ki kızılderililerde yaşlıların kendilerini grizli ayısına teslim etmeleri gurur verici ve onurlu bir davranıştır. başka bir örnekte; şeriatle yönetilen bir memlekete giden emmanuel bacımın güzel dekolte elbisesi ahlaksızlık olarak nitelendirilirken kendi toplumunda bunun adı olsa olsa modern giyim olur. yine başka bir örnekte; kimi toplumlarda kürtaj din ahlakına göre yasaktır."can veren yaratandır ve alma işi de ona aittir" deniyor ve kürtaj yasaklanıyor. kimi toplumlarda da sakat doğma ihtimali yüksek olan bebeğin veya doğduğu zaman diğer çocukların ihtiyaçlarının kısılmasına sebep olacağı için yada sokağa terkedileceği için bebeğin alınmasında bir beis görülmüyor aksine bu akılcı bir davranış bile sayılabiliyor.

ahlakın evrensel olmadığınından dem vurduktan sonra açık ve net bir şekilde, direkt olarak "ahlakın" kendi içinde dahi çeliştiğini söyleyebiliriz. örneğin; hastasının özel bilgilerinin hastasının aleyhine bir davada kullanıldığı taktirde hastanın mahkumiyetine sebebiyet verebileceğini bilen bir psikiyatrist bu durumda mesleki ahlak kavramına sadık kalıp bilgileri saklamalı mı yoksa doğruyu ortaya çıkartıp adaletin yerini bulması için toplum ahlakına kulak mı vermeli? örneklerin ardı arkası kesilmiyor.*

ve insanlar öyle bir yere sürükleniyor ki, sırf ahlaklı olmak için alınan kararlarda maksimum fayda önkoşul kabul edilerek durum sadece yararcı bir hale sokularak ahlak fayda ile eş bir hal alabiliyor. olayı en az kayıpla kapatmanın yolları aranıyor. vereceğimiz kararın ahlaklı olmasının birinci şartı olarak fayda görülüyor. böyle düşünenlere na buradan şu soruyu soralım. mesela; tek bir seçme hakkınız var, ya bir spor yorumcusunun(ki ben bu rolü hıncal a veriyorum) hayatını kurtaracaksınız yada 3 tane bilimadamının hayatını. seçim sizin. [çoktan fayda içgüdüsel olarak devreye girdi bile] çoğu insan 3 tane bilimadamını kurtarmaya başladı. bilim adamlarını kurtardınız oh ne güzel yarar maksimum seviyeyi gösteriyor. şimdi bir de o spor yorumcusunun babanız olduğunu düşünün!

düşündüysek şu soruya cevap verelim; daha tam olarak neye takabül ettiğini bile bilmediğimiz(fayda için mi, tanrı için mi, mutluluk için mi? vs.) ahlak her insan ve her koşul için böylesine farklılık gösterirken nasıl çıkıpta ahlak kuralları diye bir bütünden ve bunun insanı yücelttiğinden bahsedebiliriz?

   serdumen kuzu   17.09.2007 02:51 ~ 17.09.2007 03:03
   #675820
11.

[baştan söylemekte yarar var; niyetim, örnekte adı geçen kişinin dediklerini doğru kabul edip bunun üzerinden düşündüklerimi haklı çıkartmak değil. yani delil olarak sunulmuş bir şey yok ortada.]

"öyle eyle ki, eyleminin dayandığı ilke, sanki kendi istencinle gerçekleştirmiş olduğun bir doğa yasası olabilsin" demiş immanuel kant. diyor ki; rahat ol paşam nasıl istiyorsan öyle davran, kendi özgür iradenle karar ver. yasaya, kurala takılma dert etme bunları. bırak yasa seni konuşsun. yaani; ahlaklı olmak için eylemin karar aşamasında özgür irade şart. vereceğim karar acaba ahlaki mi olur, bizim caminin imamı zinhar günahtır dediydi tarzı monologlara girerek baskı ve korku ile alınmış karar ahlaki değildir. aksine kötüdür diyor.-ne diyor?-

bir örnek verelim mesela;
adam öldürmek kavramını ele alalım. [bu "adam" lafı da ayrı bir üst kimlik herhalde] bir soru sorayım en basitinden; [soru sormak da ne demek yahu aleni totoloji işte]

-adam öldürmek neden kötüdür?
a) ahlaka aykırı olduğu için
b) dinde yeri yoktur
c) bizim hocaya bir sorup geliyim
d) hiçbiri

şimdi, doğru seçeneği işaretlerken(-d şıkkı) doğru cevabı(-e şıkkı) da pek ala az çok kafamızda tasarlayabiliyoruz. fakat bunu pratiğe döktüğümüzde neden sorun çıkıyor da bir takım zevat sürekli ahlak kurallarından bahsediyor? şöyle söyliyim; madem bu ahlak kuralı var, e bunun bi mantığı da vardır o zaman. kuralın kendisinin referansı yine kendisi olacak değil ya. peki neden olayın mantığına odaklanmak yerine, vereceğimiz kararı ahlak temelinde nitelendirip irademize "ahlaksızlık" damgasının baskısını ve korkusunu prangalıyoruz? sorarım size ey romalılar!

   serdumen kuzu   18.10.2007 14:53 ~ 20.10.2007 13:24
   #679874
12.

etek altında bacak arasında aranan toplumsal kabus.

   karakalemvesilgi   18.10.2007 15:32
   #679907
13.

bel altında değil beyinde aranması gereken hadise.

   siyah kelebek   18.10.2007 15:33
   #679910
14.

<bkz: faydacılık>

   serdumen kuzu   20.10.2007 13:41
   #682718
15.

insanda yerleşmiş huylar.

   prefactus   22.11.2007 18:22
   #736768
16.

toplumda saygın bir yeri olacak hiçbir özelliği olmayan insanların uydurduğu bir kavram.

ahlak kuralları çok masum görünmekle birlikte genelde tek yönlüdür ve sorgulanamazdır. büyükler sayılmalı, küçükler sevilmelidir. aile içinde bireyler birbirine ne olursa olsun sımsıkıya bağlı olmalıdır, toplum içinde o toplumun absürt sayabileceği birşey yapılmamalıdır vs.

hiç kimse dünyaya daha erken geldiği için "daha fazla saygıyı" haketmez ama herkes kaç yaşında olursa olsun saygıyı hakeder. bu küçükten büyüğe şeklinde kurallaştırılamaz.

ahlak kuralları, bireyin iradesini devreden çıkarmak, çatlak sesleri yok etmek için yaratılmıştır. biz ise kim tarafından, hangi amaca hizmet ederek uydurulduğunu bilmediğimiz birçok kurala hizmet ederiz.

ahlak kurallarından akla yatanlar yok mudur? elbette vardır. ama bunlar zaten insanın kendi vicdanıyla varabileceği sonuçlardır ve sorgulanarak bulunmuş gerçekler olmadığı sürece itaat edilmesi sakıncalıdır.

her an değişim geçiren dünyada sürekli aynı şekilde yaşamaya çalışmak, değişimden korkmak, değişimi yoksaymak, evrensel, genel geçer gerçeklerin olduğuna inanmayı getirir. oysa tek gerçek değişimin kendisidir. bu yüzdendir ki bin yıllık ahlak kurallarının gelişimi yavaşlatmaktan başka getirisi(!) yoktur.

   ecetemelkuran   30.01.2008 11:08
   #841408
17.

hz yşe nin söylemiyle peygamber efendimizinki kuran ahlakıdır.

   alt tarafi bir elma yedik beraber   30.01.2008 11:48
   #841479
18.

her ne kadar çevrenin, dinin, örfün, adetin ve vs. nin etkisi tartışılmazsada. kişilerin rahat ve mutlu hissettikleri anda kendileri tarafından konulan kriterler bütünü, bi nevi dünya görüşü.
yönlendirmeler olmadığı takdirde insanda doğustan olmayan bir ifadedir. nitekim ahlaklı olmamız için kutsal kitaplar bile indirilmiştir, buna rağmen herkeste sağlanamamış olan bir özelliktir.
kişiden kişiye değişiklik arz ettiği tartışılmazdır, o bakımdan sen ahlaklısın ben ahlaksızım gibi değerlendirmeler yapmak yersizdir, katil bile kendi matığında ahlaklıdr ve doğruları yapmıştır, o bakımdan teker teker değiştirmek elbetteki mümkün gözümeyen ahlaksızlar topluluğu her daim vardır ve var olacaktır, ta ki insanlıkça benimsenmiş daha temel özelliklerin herkese kazandırılması mümkün olduğu güne kadar.
konuyla ilgili geğikte yapacak olursak:ahlaksızlar olmasaydı cennet gerçektende çok kalabalık ve sıkıcı bir yer olurdu. tıpkı dünya için olabileceği gibi. zıtlık her daim vardır, bu konu için gerekli midir bilinmez ama doğanın kanunudur.

   gustave   30.01.2008 12:09
   #841494
19.

ahlakın soykütüğünde diktenin sabitleşmesi yatar. yargı, temellenerek kurallaşır ve kuralların bütünleştiği dizge yaratıcısı insanken yaratı haline gelip insan üstü bir seviyeye aşkınlaşır.

ahlak, efendinin kölesi için sunduğu toplam dışında bir şey değildir. insanın sabitleştirilmiş değerler tarafından denetime tabi tutulması, doğru- yanlış, iyi - kötü, ahlaklı- ahlaksız gibi oldukça sağlıksız ikilemlerin( dualite, diktomi) kurulması insan varlığını çölleştirir. yaralar.

doğrunun belirleyici kriterleriyle kötünün belirleyici kriterleri, sözgelimi, bu ahlak dizgesinin kendisinden çıkıyorsa da sağlıksızdır ahlaki öğüt.

insan insansızlaşınca kuralların hükmü onu ayakta tutar gibi bir yanılgı bile insanı o insansızlık mode'una tekrar emanet eder.

ahlak, omza bindirilmiş bir insanlık cesedidir. şimdiden yıkılmalıdır. yerine bireysel etik ya da olumlayıcı- olumsuzlayıcı geçişken düşünce sistemi konulmalıdır. ( son önerme kişiseldir)

   Absurd Bey   19.03.2008 01:51
   #873759
20.

ahlak;
dinlere,
toplumlara,
hatta;
aynı din görüşü olan toplumlarda bile, kişiden kişiye değişebilen, yerleştirilmişbir olgudur.

insanları yönetmek, belli sınırlar içinde tutmak, hükmetmek için çeşitli unusurlar tarafından insanlara deklere edilmiş ve inandırılmış tabulardır.
dinlere, toplumlara, kişilere,zamana, şartlara göre değişim gösterir.(tamamen benim kişisel görüşümdür.)

----

küçük bir kızdım.
annem bana;
'iyi kızlar yüksek sesle gülmez' dedi.
gülmedim.

babam bana;
'iyi kızlar, önüne bakarak yürür' dedi.
bakmadım.

abim bana;
'büyüklere daima saygı duyacaksın' dedi.
duydum.

dediler ki;
'iyi kızlar, babalarına, abilerine, sonra da kocalarına iteat ederler'.
ettim.

iyi ahlaklı bir kız oldum hep.

ve gördüm ki;
gülmediğim günler, cehennemim olmuş,
bakmadığım günler, yaşamamışım...

ve;
saygı duyduğum her büyüğün,
saygıya değer olmadığını,
hayatımı yönlendiren erkeklerin,
bana sahip olmadıklarını gördüm.

bütün hayatımın sadece,
kendimin olduğunu,
anladım.

'iyi kız' olmak için,
sadece içime bakmam gerektiğini anladım...

   siirsel   31.03.2008 22:01
   #883697

12 

 

sayfa

 / 2 

yazdır