s b d h i k r

önemli konular

· 11 ekim 2008 cumartesi disko krali zirvesi

· laf engine v6 buglari

· laf engine v6

ahlak ile ticaret arasindaki mucadele

1.

evrensel bir mücadeledir, ancak zaman zaman ahlakla ticaretin yanyana geldiği, tek bir ideolojinin parçası oldukları görülmektedir. örneğin rönesans tarihini incelediğinizde, bu yeniden doğuşun ticaretle beraber geliştiğini görürsünüz. ortaçağ avrupası, ticaretin olmadığı bir yerdi, durgun bir sosyal yaşam hüküm sürüyordu ve bu hayatın temelinde klise (ahlak) duruyordu. güney italya'da yavaş yavaş ticari hayat başladı ve hızla gelişti, bu sayede italya kültürel konularda avrupa'nın diğer bölgelerine üstün duruma geçti ve rönesans italya'da kendini göstermiş oldu. hızla ticaret avrupa'nın diğer bölgelerine de yayıldı ve rönesans adı verilen ruh tüm avrupayı sardı.
yani hristiyanlık daha doğrusu hristiyan klisesi daima ticaretle mücadele etti ve bugüne bakacak olursak, ticaretin galip geldiğini ve klisenin ticarete boyun eğdiğini görürüz. elbette bu, kanlı çatışmaları beraberinde getirdi. islam dinine baktığımızda ise, ticaretin olumlandığını görürüz, fakat islam bütünüyle bir ticaret dini değildir. islam şunu der, ticaret yap, ama bunu ahlaklı bir şekilde yap. yani islam, teorik anlamda, ticaretle ahlakın uzlaşmasıdır.
yahudiğin ise bütünüyle bir ticaret dini olduğunu görüyoruz, yahudiler müslümanlar gibi bir öte-dünya inancına sahip değildirler ve ticaretin verdiği gücü kullanarak yeryüzünde kendi hakimiyetlerini kurma çabasındadırlar.
sosyalist ideolojiye baktığımızda ise, ahlakın ticarete tercih edildiğini, ya da ticaretin üzerinde büyük bir denetimin varlığını görüyoruz. amerika'yla sosyalist ülkeler arasındaki çatışma da buradan kaynaklanıyor, sosyalizm 'kapansın el kapıları' derken, kapitalizm bütün sınırlar açılmalı ve ben dünyanın dört bir yanına kendi mallarımı satmalıyım, diyor.
ticaret-ahlak çatışması, bugün türkiye'deki temel toplumsal çatışmaların bile kaynağıdır, türk siyasi hayatına baktığımızda iki saf görüyoruz, bir tarafta müslüman tüccarlar, diğer yanda da cumhuriyetçiler. cumhuriyetçiler devleti koruma görevini üstlenirken, tüccarlar mümkün olduğunca ticaretin yollarının açılması için çabalıyorlar.
bu noktada, ahlakın statükocu olduğunu, ticaretin ise toplumsal hareketliliği sağladığını görüyoruz. ticaretin dini, ideolojisi olmaz, müslüman semayeyle yahudi sermayesi arasında bir fark yoktur, hatta yeryüzünde ticaretin kendi arasında varolan bir dayanışmadan bile söz edebiliriz.
ticaretin en olumlu özelliği ise toplumlar arası iletişimi ve kültürel paylaşımı sağlaması. baharat ve ipek yolları olmasaydı doğuyla batı birbirlerinin kültürlerini nasıl öğreneceklerdi?

   serguzest   08.01.2008 22:59 ~ 09.01.2008 01:47
   #808725
 

yazdır

etiket bulutu

disko kralı  ekşi sözlük  sözlük