2004 yapımı başrollerini adam sandler ve drew barrymore'un paylaştıgı komedi filmi.filmde hafızasını sürekli olarak her gece kaybeden bir kıza aşik olan henry roth(adam sandler)'ın çabasını anlatıyor.
melikenur 27.10.2006 17:10#91095
· ron fricke …
· time lapse …
· kova burcu erkegi (4) …
· umit besen sarkilarinda gecen orijinal sozler (4) …
· falan filan …
· anayasa kitapciginin ucus hizi …
· bosphorus city reklam muzigi …
· zibidigibi …
· jennifer ellison (2) …
· blood dance …
· l e s artistes (2) …
· sagopa kajmer sarkilarinda gecen orijinal sozler (6) …
· sabah ereksiyonu (5) …
· ozlu sozler (6) …
· back street boys (2) …
· breath easy …
· harun tekin …
· baba sozler (2) …
2004 yapımı başrollerini adam sandler ve drew barrymore'un paylaştıgı komedi filmi.filmde hafızasını sürekli olarak her gece kaybeden bir kıza aşik olan henry roth(adam sandler)'ın çabasını anlatıyor.
melikenur 27.10.2006 17:10insanı durduk yere mutlu etme kapasitesine sahip başrollerinde adam sandler, drew barrymore, rob shnedier in yer aldığı 2004 yılı yapımı film.soundtrack i de bir o kadar başarılıdır.
irticaci 28.07.2007 16:48çoğu kişiye göre adam sandler'ın en iyi performansını sergilediği film. drew barrymore'un şahane performansı da unutulmamalı.
----------spoiler----------
babasıyla ananas toplamaya giderken bir trafik kazası geçiren lucy, hafızasının bir bölümünü kaybetmiştir. uzun süreli anılarını halen hatırlamakta, lakin yakın zamanda yaşadıklarını hatırlayamamaktadır. uyandığı her yeni günü, kaza yaptıkları gün sanmaktadır. lakin kaza yaptıklarını hatırlamamaktadır. playboy olarak tanınan dr. henry roth bir gün lucy'yi bir cafede görür ve ona aşık olur. cafenin sahibi bir süre sonra tüm gerçeği açıklar ve lucy'nin başına gelenleri anlatır. sonra da tabiki "ve olaylar gelişir".
----------spoiler----------
adam sandler'in click ile birlikte en iyi oyunculugunu gozler onune seren, hem aglatan hem gulduren mukemmel film. insana ask konusunda umut vermek soz konusuysa uzerine tanimayabilirsiniz.
biraz daha cetrefillisi icin; <bkz: eternal sunshine of the spotless mind>.
seyredilmiş ve seyredilebilecek en sikkolak filmdir afedersiniz. bi insanın hafızasının 24 saat vadeli olması, babasının yılmadan üşenmeden her gün badana boya yapması tamirci çırağının cildi parlak kitap alması kadar salaktır. drew barrymore, drew barrymore’luktan öteye gitmemiş; adam sandler olacak herze, keşke hanımını çocuğunu alsa da ömerli’de mangal yapsa, daha fazla güzide hollywood stüdyolarında pahalı ayakkabılarını aşındırmasa dedirtmiştir.
yani anlamıyorum... kız sarışın, mavi/yeşil gözlü ve memeli olunca, renkli kıyafetler giyince ve bi de mevsimlerden yaz olunca, o sülün gibi gösterilen ama götümün ve hepimizin götünün üstüne bi kaş göz çizilse onlardan daha güzel görüneceği kızlar, sümük gibi heriflere aşık olup, o çopalakların kırpık halleriyle kıza derinlerden iç çekerek baktığı sahneleri filme, fragmana, filmin afişine dayayınca herkesin içine bi yavşama, bi yayılma geliyo. sonra efendim yok sıcacık, yok pembecik aşk öyküsü. mal mısınız, kim çeker böyle bi şeyi? (pun’a gel! "kim çeker böyle şeyi" şey çekmek: 1-film çekmek, 2-kahır çekmek manasında. hell yeah!)
film bitince niye ben sevindim acaba ayarını veren film.
At Avrat Braveheart 20.03.2008 04:04skindirik bir hikayesi olmasina ragmen adami mutlu edebiliyor hagaden. sacma sapan bir senaryo; ama bazi bazi imkansiz seyler olsun istiyorsunuz.
kalihora 05.07.2008 17:28mutlu sonları sevmeyen ben, bu film böyle bitmeseydi oturup hüngürfoşurt ağlayabilirdim. ve bunun, benim duygusal takılmamla hiçbir ilgisi olmazdı.
taktiksatirik 02.11.2008 16:02