butun dunya iscilerinin dayanisma gunudur.
#1505
◊ kizlarin bosaltim sistemine olan nefret (6)
+ camide saf degistireyim derken ortada kalmak (3)
◊ kizlar sicmasin istiyoruz (11)
◊ anlatilan konuyu anlamayan insanin ya fransiz ya da arap olmasi
+ oss 2020 (3)
+ istanbul
+ bulusma yerleri (2)
+ sevgilisinin ozel universitede burssuz okumasiyla ovunen erkek
+ full hd tv alip bez bebek izlemek
◊ balikci aglarina takilan oy pusulalari (6)
+ tuvalete giden kizlar (4)
+ death magnetic (2)
+ oy pusulalarinin bos arazide bulunmasi
+ 6 eylul 2008 ermenistan turkiye maci
+ ramazan ayindan sonraki ilk kahvalti
+ dexter
+ leolo
+ sia
+ csi ny
+ 6 eylul 2008 belcika turkiye basketbol maci
+ oss 2009
+ pii
+ klecks
her ne hikmetse o tarihte iscilerimiz dayanismak yerine dukkanlarin camlarini kirmakta, polis dovmekte, ortaligi karistirmaktadir. nasil bir dayanismadir bilememekteyim.
dunyaya karisamam ama turkiye icin yorum yapmak gerekirse; isciler disinda ne kadar it kopuk varsa ortaliga dokuldugu gun.
türkiye’de birçok insanın önemini anlayamadığı,diğer ülkelerde bütün işçilerin kutladığı,bayram.
’’ işciyiz. haklıyız. kazanacağız. ’’ 1 mayısı kutlayan işcilerin kullandıkları en anlamlı sloganlarıdır. kutlanmalıdır. haklılardır.
bir doğum tarihi. <bkz: 21 nisan-21 mayıs>
bestecisi genel kanının aksine timur selcuk degil, sarper özsan olan mars. sözleri asagıdaki gibidir:
günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır
ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez
yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde
1 mayıs 1 mayıs işçinin emekçinin bayramı
devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı
yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından
mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından
yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir
1 mayıs 1 mayıs işçinin emekçinin bayramı
devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı
vermeyin insana izin kanması ve susması için
hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin
bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler
1 mayıs 1 mayıs işçinin emekçinin bayramı
devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı
ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor
halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor
devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor
gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider
devrimin şanlı yolunda bir kağıt gibi erir gider
1 mayıs’ın neden uluslararası işçiler günü olduğunu ve neden kutlamamız gerektiğini pek fazla bilen yok. herşey yüzyıldan fazla bir süre önce, amerikan emek federasyonu’nun "sekiz saat 1886 mayıs’ının 1’i itibariyle yasal günlük çalışma süresi olmalıdır" ifadelerini taşıyan tarihsel önergeyi kabul etmesi ile başladı.
bu günün öncesindeki aylarda, binlerce işçi daha kısa [çalışma] günü için mücadeleye katılmıştı. kalifiye ve kalifiye olmayan, siyah ve beyaz, erkek ve kadın, yerli ve göçmen, tüm işçiler katılmışlardı.
chicago
sadece chicago’da 400.000 [işçi] greve çıkmıştı. şehrin gazetesi "fabrika ve imalathanelerin uzun bacalarından hiç bir duman yükselmiyordu, ve her şey sebt günü [musevilerin çalışmadıkları cumartesi günü] benzeri bir görünümdeydi". burası ajitasyonun ana merkeziydi, ve işte tam burada anarşistler işçi hareketinin ön saflarında yer alıyorlardı. hiç de azımsanmayacak bir şekilde, onların [anarşistlerin] faaliyetleri sayesinde chicago önemli bir sendika merkezi haline geldi ve yine sekiz-saat hareketine en büyük katkıyı sağladı.
1 mayıs 1886’da sekiz saatlik grev şehri derinden sarstı, mccornick harvester co.’nun çalışanlarının yarısı [greve] katıldı. iki gün sonra, yine greve katılan "kereste işçileri" sendikasının 6.000 üyesi kitlesel bir miting düzenlediler. mccormick fabrikasından sadece bir blok ötede düzenlenen mitinge oradaki grevcilerden 500 kadarı da katıldı.
işçiler merkez işçi sendikası [ing. central labour union] tarafından toplantıda konuşma yapması talep edilen anarşist august spies’ın konuşmasını dinlediler. spies işçileri birarada durmaya ve patronlara karşı teslim olmamaya çağıran konuşmasını yaparken, grev kırıcılar yakındaki mccormick fabrikasına yönelmişlerdi.
"kereste işçileri"nce desteklenen grevciler sokaktan aşağı doğru ilerlediler ve greve katılmayan işçileri tekrar fabrikanın içine girmeye zorladılar. birdenbire 200 kişilik bir polis gücü olay yerine geldi, ve hiç bir uyarıda bulunmadan sopa ve tabancalarla kalabalığa saldırdılar. en azından bir grevciyi öldürdüler; beş, altısı ciddi olmak üzere çok sayıda kişiyi yaraladılar.
tanık olduğu vahşi saldırının kızgınlığıyla spies arbeiter-zeitung (alman göçmen işçilerinin günlük anarşist gazetesi) bürosuna gitti, ve işçileri ertesi gece düzenlenecek olan protesto mitingine katılmaya çağıran bir genelgeyi yayınladı.
protesto mitingi haymarket alanı’nda gerçekleşti ve spies ile beraber sendika hareketinde etkin olan iki diğer anarşist, albert parson ve samuel fielden katılanlara hitap etti.
polis saldırısı
konuşma boyunca kalabalık oldukça düzenliydi. mitingin başından beri orda bulunan vali carter harrison "polis müdahalesini gerektirecek bir şey olacağa benzemiyor" sonucuna varmıştı. polis şefi john bonfield’e de bu yönde tavsiyelerde bulundu; ve karakolda beklemekte olan büyük sayıdaki yedek polis gücünün evlerine gönderilmesini salık verdi.
fielden toplantıyı sona erdirirken saat akşamın onuna yaklaşıyordu. sağanak halinde yağmur yağıyordu ve yanlızca 200 civarında insan alanda kalmıştı. ansızın bonfield komutasındaki 180 kişilik bir polis birliği [toplantıya] müdahele ederek, insanlara hemen dağılmalarını emrettiler. fielden "biz barışçılız" diyerek [bunu] protesto etti.
bomba
işte tam bu sırada polislerin arasına bir bomba fırlatıldı. [bomba polislerden] birisini öldürürken, altı tanesi ölümcül olmak üzere diğer 70 tanesini de yaraladı. polis izleyicilere ateş açtı. polis tarafından öldürülen ve yaralanların kesin rakamı hiç bir zaman açıklanmadı.
tüm chicago’yu bir terör rüzgarı kavurdu. basın ve vaizler bombanın anarşist ve sosyalistlerin işi olduğunda ısrar ederek, intikam çağrıları yapıyorlardı. toplantı salonları, sendika büroları, yayınevleri ve evler basıldı. tüm bilinen sosyalist ve anarşistler toplandı. hatta sosyalizm ve anarşizmin anlamı hakkında bilgisi dahi olmayan pek çok kişi tutuklandı ve işkenceye uğradı. "önce baskını yap, yasayı ondan sonra ara" devlet savcısı julius grinnell’ın kamuya yaptığı bir açıklamaydı.
dava
nihayetinde sekiz erkek "cinayete suç ortaklığı" [suçundan] davada yer aldılar. bunlar emekçi hareketi içinde etkili olan spies, fielden, parsons ve diğer beş anarşistti --adolph fisher, george engel, michael schawab, louis lingg ve oscar neebe.
dava cooke contry ağır ceza mahkemesinde 21 haziran 1886’da başladı. jüri üyeleri her zamanki gibi bir kutudan isim çekilmesi suretiyle seçilmedi. devlet savcısı tarafından görevlendirilen özel hakimin talebiyle mahkeme adayları seçti. savunmanın, [bu] özel hakimin açıkça yaptığı "bu davayı ben yönetiyorum ve ne yaptığımı da biliyorum. bu adamların asılacakları ölüm kadar kesin" şeklindeki ifadeyi delil olarak sunmasına izin verilmedi.
sahte jüri
neticede ortaya çıkan jürinin kompozisyonu oldukça gülünçtü; işadamları, onların çalışanları ve ölen polislerden birisinin yakınından oluşuyordu. devlet mahkemeye, bu sekiz kişiden herhangi birisinin ne bombayı attığına, ne bombalamayla ilgili olduklarına ve hatta ne de bu tip eylemleri kabul ettiklerine dair hiç bir kanıt sunmadı. aslında bu sekiz kişiden sadece üçü o akşam haymarket meydanı’ndaydı.
konuşmacılarından birisinin dahi şiddeti teşvik ettiğine dair hiç bir kanıt yoktu; aslında duruşmadaki tanıklığı sırasında vali harrison konuşmaları "zararsız" olarak nitelendiriyordu. şiddete yönelik herhangi bir önceden tasarlamanın olduğuna dair herhangi bir kanıt da sunulmadı. gerçekte, parsons iki küçük çocuğunu da toplantıya getirmişti.
hüküm veriliyor
yargılanan bu sekiz kişinin aslında anarşist inançları ve sendika faaliyetleri nedeniyle yargılandıkları başından beri belli olmuştu. savcı grinnell’in jüriye hitaben yaptığı kapanış konuşmasında geçen şu sözlerin tanıklığında duruşma başladığı gibi sona erdi; "kanun yargılanıyor. anarşi yargılanıyor. bu adamlar seçildiler, ve büyük jüri tarafından ayırıldılar, ve önder oldukları için suçlandılar. kendilerini takip eden binlercesinden daha fazla suçlu değiller. jürinin iyi insanları; bu adamları mahkum edin, onları örnek yapın, asın onları ve kurumlarımızı, toplumumuzu kurtarın".
ağustos’un 19’unda sanıklardan yedisi ölüm ve neebe ise 15 yıl mahkumiyet cezasına çarptırıldı. serbest bırakılmaları için düzenlenen kitlesel uluslararası kampanyalardan sonra, devlet "uzlaşarak", schwab ve fielden’in cezalarını ömür boyu hapis cezasına çevirdi. lingg celladına ihanet ederek idamlardan bir gün önce intihar etti. 1887 yılı 21 kasım’ında parsons, engel, spies ve fischer asıldılar.
özür
cenaze törenine 600.000 emekçi katıldı. neebe, schwab ve fielden’i serbest bırakmak için başlatılan kampanyaya devam edildi.
[bu üç anarşist] 26 haziran 1893’de vali altgeld tarafından serbest bırakıldılar. [vali] bu insanların yeterince acı çektiklerine inandığından değil, yargılandıkları davada suçsuz olduklarını düşündüğü için onlara af imkanı tanıdığını açıkça belirtti. onlar ve asılanlar"histeri, ayarlanmış jürilerin ve taraflı bir jürinin" kurbanlarıydılar.
yetkililer yargılamaların olduğu dönemde bu tip baskıların sekiz-saat hareketini gerileteceğine inanıyorlardı. gerçekte ise, sonradan ortaya çıkan kanıtlar, çelik patronlarının işçi hareketine olan itimatı sarsmak amacıyla düzendikleri gizli bir teşebbüsün parçası olarak, bombanın kaptan bonfield için çalışan bir polis ajanı tarafından atılmış olabileceğini gösteriyor.
spies ölüm cezasını takiben mahkemeye hitap ederken, bu gizli teşebbüsün başarılı olamayacağından oldukça emindi: "eğer bizi asarak ... tahakküm altındaki milyonların, sefalet içinde çalışan ve kurtuluşu arzulayan, [kurtuluşu] bekleyen milyonların bu hareketini, işçi hareketini ezebileceğinizi umuyorsanız -eğer düşünceniz buysa, o zaman asın bizi! burada bir kıvılcımı ezeceksiniz, ama şurda, burda veya orada, arkanızda, -ve önünüzde, ve her yerde alevler yükseliyor. bu gizli bir ateş. bunu asla söndüremezsiniz".
çeviri: anarşist bakış.
1886 tarihinde amerika’da genel greve katılan işçilere burjuvazinin saldırması ve sonucunda dört işçi liderinin öldürülmesiyle sonuçlanan hadisenin yıldönümüdür.
iş sözleşmemiz gereği işyeri personelimizin resmi olarak izinli sayıldığı gün.
boluculerin her yeri yaktigi, yiktigi, polise saldirdigi, dukkanlarin camini indirdigi tarihtir. ister isci bayrami olsun, ister bahar bayrami olsun turkiye’de 1 mayis amacinda uzaklasmis, boluculerin isyan gunu olmustur. dolayisiyla bolucu gunudur. insan kanun disi is yapmayacaksa ne diye kutlamalara yuzunde maske ve elinde pkk bayragiyla gider ki?
yazar muzaffer izgü tarafından 1 mayıs polis bayramı olarak kaleme alınmıştır.
1 mayıs 1977 yi hatırlatır hep. bu sene yani 2007 1 mayıs’ı katliamın 30. yıl dönümü olarak anılacaktır.
2007 1 mayıs’ı aynı zamanda sorumluların açığa çıkartılmadığı 1977
katliamının 30. yılıdır.
*2007 1 mayıs’ı ülkemizin içine girdiği çok kritik bir döneme denk geliyor.
cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçim öncesinde egemen güçler ve sınıflar
bir it dalaşında halkımızı sahte kutuplara ayırıyor, "kırk katır mı, kırk
satır mı?" dayatıyor. emperyalizme bağımlı milliyetçi ve neo-liberal
politikalar halkımızı birbirine düşürüyor, halkımızı yoksullaştırıyor.
*karanlığın sesi yükseliyor, şimdi aydınlığın sesini yükseltmek gerekiyor.
ne sermaye düzeninin akp’si, ne chp’si, ne dyp’si ne de mhp’si, gerici,
faşist, neo-liberal bu güçler eşit ve özgür bir ülke kuramazlar.
* hem eşitlik hem özgürlük için var olduğumuzu göstermeliyiz.
*önümüzdeki genel seçimlere kadar olan kritik süreci kazanmak 2007 1
mayıs’ını kazanmaktan geçiyor.
*1 mayıs’ta eşitlik ve özgürlük türkülerimizi yeniden ve daha yüksek
söylemeliyiz. 1977 katliamında yitirdiğimiz arkadaşlarımızın anısına 1 mayıs
alanına büyük bir kitlesellikle ve coşkuyla akmalıyız.
<bkz: bahar sevinci>
türkıyede işcılerın harıc her bölucu grubun kutladıgı ve dört gözle bekledıgı gun
sodev başkanı aydın cıngı’nın açıklaması
(12.04.2007)
taksim alanı emekçilere kapatılamaz
her zaman demokratikleşmeden söz eden iktidar, "polis günü" kutlamalarına açtığı taksim’i emekçilere yasaklamamalıdır. taksim alanında her türlü gösteri yapılmakta, çadırlar kurulmakta, panayırlar düzenlenmektedir. disk’in, “1 mayıs’ta taksim’de olacağız” çağrısı da emekçilerde, çalışanlarda yankısını bulacaktır. 1977’de taksim’de 34 kardeşini kaybeden emekçilerin 1 mayıs’ı taksim’de kutlamak istemeleri en doğal haklarıdır. sodev olarak disk’in bu çağrısını destekliyoruz. iktidara da, demokratlığın sadece kendisi için demokrasi istemek olmadığını hatırlatmak istiyoruz.
12 eylül darbesinden sonra kutlamalari yasaklanmis, onun evelinde biz de de dünyanin bir cok* memleketinde oldugu gibi resmi tatil olan isci bayrami. eylemlere katilmak icin okuldan da, isten de kacmak gerekir genelde. sirf politik genclik yetistirmeyelim diye, o güne iki tane sinav koyuldugu da görülmüs, duyulmus yapilmis seydir ayrica. sonra kalkip apolitik genclik siarlari dolanir ortada...